• $7,3707
  • €8,9822
  • 442.885
  • 1551.57
11 Ekim 2012 Perşembe

Büyük Türkiye hayali...

Kimse kızmasın biraz uçacağım. 
Acaba Başbakan Erdoğan Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyor?
Daha doğrusu Ortadoğu dengelerindeki oynamalara bakıp, nasıl bir Türkiye tasavvur ediyor?
Söylemlerine ve yapıp etmelerine çerçeve çizen öngörüsünde neler var?
Biraz hayal gücü çalıştırarak anlamaya çalışsak...
Acaba nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalacağız?
Bunu yaparken biraz geriye gidip alt zemine, biraz da ileriye gidip fala bakacağız.
1 Mart tezkeresinden sonra ABD Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması fikrine çok yaklaşmıştı.
Hem Ankara'yı cezalandırmak hem de Kürtlerin stratejik desteğine teşekkür etmek istiyordu.
Washington-Ankara hattı koptu kopacaktı.
Dış politika esnektir, esnek olmalıdır. Oyun o noktadan sonra çevrildi. ABD, bağımsız Kürt devleti kurmanın yüksek maliyetini gördü. Ortadoğu'da kanın gövdeyi götüreceğini anladı. Ankara ise eski katı çizgilerini sürdürmenin manasızlığını...
Bağımsız Kürt devleti senaryosu, Irak federal yapısına dönüştürüldü.
Washington; Ankara ve Erbil arasında yeni bir kanal, yeni bir strateji oluşturuldu. Bu yapı, Kuzey Irak Kürtleriyle Türkiye'nin yakınlaşması üzerine bina edildi.
Irak'ta merkezi hükümetle yerel Kürt yönetimi arasındaki ilişkiler gerildikçe, Ankara ile Erbil yakınlaşması daha da hızlandı. Barzani de Kürtler için dünyaya açılan kapı olarak Türkiye'yi ön plana aldı. Ticari ilişkiler adeta altın dönemine girdi. Bu hedef ve gelişme içinde Barzani'nin halletmesi gereken en acil mesele PKK tehdidini ortadan kaldırmak. Gücü ne kadar yeter, etkinliği ne kadar vardır tartışılır ama Barzani'nin PKK terörüne dair bakışında çok ciddi değişimler yaşanıyor. Barzani, önceki gün 'Kürtler için TBMM'nin varlığı son derece önemli bir fırsat ve imkandır' diyordu. Bu sözü unutmayalım. Alelade bir cümle değil.
TBMM'de bugün görüşülecek olan Kuzey Irak tezkeresini de PKK ile mücadele çerçevesinde görmek lazım.
Başbakan Erdoğan, bütün Ortadoğu içinde en yakın ilişkiyi Kuzey Irak yönetimiyle tesis etmiş durumda. Öyle ki; BDP'lileri PKK uzantısı olarak nitelendirirken ve dışlarken çözüm yolunda Barzani Ailesi'ne umut bağlıyor. Bizim, 'nezaket ziyareti!' sırasında denk geldiğimiz Barzani-Dengir Fırat-Abdurrahman Kurt görüşmesi acaba neyin göstergesi?
Gelelim Suriye dosyasına...
Bugün Suriye'de yaşananları komşumuzun iç işi diye göremeyiz. Hatta olup bitenleri sadece Türkiye/Suriye gerginliği gibi de değerlendiremeyiz. Şahit olduklarımız, önce Ortadoğu'nun yeniden dizaynı ve bununla bağlantılı olarak küresel bir mücadele alanı... Bizim için Kürt sorunu da bunun en önemli parametrelerinden birisi. Yani, Suriye'ye bakınca biraz Kuzey Irak'ı da görmek lazım.
 Çıkış noktası itibarıyla Ankara'nın Suriye politikasını tayin eden ilk etken 1 Mart tezkeresinin reddi ve sonrasında masada kendine yer bulamamasıydı.
Sonuca etki eden unsur ise Kuzey Suriye'de ayrı bir Kürt devleti kurulma ihtimali...
Hatta Suriye'de iç savaş büyürse üç veya dört ayrı devletin ortaya çıkması gibi bir felaket senaryosu... Bunlardan birisi Alevi devletiyse, diğeri de ciddi ciddi radikal İslamcı bir devlet...
Ne dersiniz?
Erdoğan galiba 'Türkiye küçülmek istemiyorsa büyümek zorundadır' diye
bildiğimiz o eski kuralı işletiyor. Oluru
olmazı ayrı...
Doğrusu yanlışı ayrı...
Pekala şöyle bir Türkiye ve Ortadoğu tasavvuru içinde olabilir:
Kuzey Irak Kürt yönetimi Türkiye'ye bağlanmış...
Suriye'nin kuzeyi de öyle...
Türkiye'nin yönetim yapısı değişmiş. Yarı başkanlık veya başkanlık modeline geçilmiş.
Yerel yönetimler güçlendirilmiş.
Erdoğan da Başkan olmuş.
Acaba diyorum...
Acaba Erdoğan buna inanıyor olabilir mi?
Ne dersiniz?

<p>'Burası bizim topraklarımız. Ne  kadar yerli olursak o kadar sağlıklı bakarız'</p><p>Osman

Türkiye'nin Batılılaşma serüveni

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yol kenarında biriken kardan araba yaptı

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler