• $7,3753
  • €8,9343
  • 436.44
  • 1468.04
31 Ekim 2012 Çarşamba

'Bu sistemle çatışırlar'

'Mevcut sisteme parlamenter demokrasi diyorlar. Öyle mi? Şu anda parlamento doğru dürüst işliyor mu? Siyaset üretimi hakkıyla yapılabiliyor mu? Ne idüğü belirsiz bir sistem. Melez bir yapı. Muhalefet muhalefet yapabiliyor mu burada?'
Bu çarpıcı eleştiriler, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e ait.
Çankaya Köşkü'ndeki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu'nda sohbet ettik.
Konumuz yeni anayasa çalışmalarıydı.
Sonra sistemin nasıl tıkandığını şu ilginç örnekle anlattı:
'İşte, yerel seçimlerin öne alınması düzenlemesi geçmedi. Biliyor musunuz, ben bile çıkıp gidiyordum o gün Meclis'ten. Vekillerin çoğu zaman yasalardan doğru dürüst haberi olmuyor. Mevcut sistem maalesef işlemiyor.'
Asıl çarpıcı yorum ise Çiçek'in 2014 sonrasına dönük öngörüsü oldu. Aynen aktarıyorum.
"bsstmlec.jpg"'Muhalefet şikayet ediyor değil mi? Bu sistem devam ederse yarın Cumhurbaşkanı ile Başbakan çatışır. Siyasal gündemi tamamen bu gerginlik kaplar. Muhalefet siyaset yapacak alan yine bulamaz. Düşünün, Cumhurbaşkanı gelmiş yüzde 50'den fazla oyla. Halk seçmiş. İktidar yüzde 35-40 oyla işbaşına gelmiş. Kritik konularda karşı karşıya kalmazlar mı?'
TBMM Başkanı'nın uyarıları bugünkü kısm” gerginlikten ziyade yarınlarla ilgili potansiyel riskleri kapsıyor. Düşünsenize her ikisi de gücünü halktan aldığını söyleyecek.

'VATANDAŞLIK TANIMINI KANUNLA YAPABİLİRİZ'
Bir gazeteci ve yurttaş olarak, benim gönlüm sistem değişikliğinden yana değil. Cemil Çiçek'e kendisinin şahsi görüşünü sordum. 'O ayrı' dedi. 'Benim pozisyonum kritik. Meclis nerede uzlaşırsa ben ona uyarım. Yeter ki partiler arasında karar birliğine varılsın.'
Cemil Çiçek; yeni anayasa konusunda ısrarlı. Haklı, çok çaba harcadı. Parlamentoda grubu bulunan tüm partilerle de arası iyi. Hepsinin temsilcisini komisyonda toplayabildi. 'Bir daha böyle bir iklim oluşmaz' dedi. Anadolu'daki arama konferanslarında oluşan tabloyu önemsediğini söyledi. Sözlerini şöyle bitirdi:
'Hepimiz geçiciyiz. Ben de geldim, gidiyorum. Bu hizmeti ülkeye yapalım. Gelen ağam giden paşam demek yerine hamallığa soyundum. Yapalım bu işi. Seçim senesine kalırsa başaramayız. Önümüzde tek bir yıl kaldı. Temel hakları bitirelim artık. Vatandaşlık gibi konularda uzlaşamıyor muyuz? Bırakalım onları. Uzlaştıklarımızı yazalım. Olmayanları gerekirse kanunla düzenleyelim. Vatandaşlık tanımını da kanunla yapabiliriz.'
Türk siyasetinin tecrübeli isminin Çankaya Köşkü'ndeki sözleri böyleydi. Ben sonra yanından ayrıldım, başladım salonda dolaşmaya...

15 DAKİKALIK 'ÖZEL' GÖRÜŞME
Konuklar 18.45'ten itibaren Çankaya Köşkü'ndeki yerlerini almaya başlamışlardı. Her zamanki gibi Gül çiftinin karşılama yapacağı büyük salondan önceki bekleme bölümünde toplanıldı. İlk dikkatimi çeken, çok sayıda askerin eşleriyle gelmiş olmasıydı. Başı açıkların sayısı başörtülülerden çok daha fazlaydı. Sonra Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Hanım geldiler, kalabalığı yarıp doğrudan en öne geçtiler ve beklemeye başladılar. O sırada Genelkurmay Başkanı Özel ve eşi de oradaydı. Kapının açılmasını ve Gül'ün kabulü yapmasını beklediler. Yaklaşık 15 dakika boyunca Erdoğan ve Özel çiftleri sohbet etti.
Bu sırada biz 4-5 metre arkadaydık. Yanımda Erdoğan'a en yakın isimlerden Yalçın Akdoğan vardı. BDP'li Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Hasip Kaplan da hemen yanı başımızdaydı. Akdoğan'ın son dönem Kürt sorunu ve BDP eleştirileri malum. Önce karşılıklı tedirginlik, ardından sohbet başladı. Sol tarafımızda ise MHP heyeti bulunuyordu. Yanlarına gittim, Bahçeli ve kurmaylarına selam verdim. Bahçeli her zamanki gibi nezaket içinde 'Kitabınızı dün aldırdım, biliyorsunuz tarih bizim ilgi alanımıza girer. Okumaya hemen başlayacağım' dedi. Cumhurbaşkanı Gül ise kitabı okuyup bitirmiş bile. 'İlber Hoca'yı arayacağım, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı kitabı gibi olmuş' dedi. 

"bsstmle1.jpg"GENELKURMAY SUSKUN
Pek çok meslektaşım gibi ben de Genelkurmay Başkanı ile konuşmak istedim. Bayramını kutladım ama sorulara başlamak üzereyken hemen eliyle işaret edip, net biçimde 'Bu defa konuşmayacağım, hiç konuşmayacağım' dedi. Aynı şey arkadaşlarımın da başına geldi. Resepsiyon gecesine ait Özel'den sadece şu cümle kaldı:
'Terörle mücadelede konsept değişikliği yok. Mücadele aynen devam ediyor.'
Belli ki; komuta kademesi konuşmama kararı almış.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan da ilgi odağıydı. Birçok gazeteciyle kısa kısa sohbetleri oldu, o da 'off the record' kaydı düştü hepsine. Fidan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile uzun uzun konuştu. Bir ara da salonda Necdet Özel ve kurmaylarının olduğu bölüme kadar giderek bayramlarını kutladı.

BAŞBAKAN'DAN GECE YARISI TELEFONU
Tenis finalindeki olayda protesto edilen iki bakan, Binali Yıldırım ve Fatma Şahin'le konuştum. Her ikisi de üzgündü ve hala şaşkınlardı. Gerçekten çok haksız bir olaya maruz kaldılar. Bu iki bakan niye protesto edilir? Ne yapmışlar? Şahin ve Yıldırım, 'O turnuva İstanbul'da düzenlensin diye 40 milyon euro harcandı. Olimpiyatlara katkısı olsun, İstanbul'u tanıtsın diye çalıştık' dediler. Sorunca öğrendim; Başbakan, Şahin'i olay gecesi aramış ve kutlamış, 'Aferin, sağlam durdun' demiş. Protesto elbette haktır ve demokrasilerde yeri vardır. Ama zeminini, zamanını iyi seçeceksin, bir de kimi protesto ettiğini bileceksin. Tabii ki Başbakan'ın o ağır yorumuna hiçbir şekilde katılmıyorum ama protestoculara da bu durumda hak vermem mümkün değil. 
Bir bayram daha böyle geçti. En özel ulusal bayramımız. Yasaklara üzüldük. Devletin değil de halkın coşkuyla kutlamaya başlamasına ise sevindik. Gelecek yıl Cumhuriyetimiz 90 yaşına basacak. Dile kolay 90 yaşına.

<h3>Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu, CHP'nin 'Militan' provokasyonunu AKŞAM TV

CHP neden 'Militan' provokasyonu yapıyor?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları