• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
08 Mart 2011 Salı

Bu kampanyayı erkekler üstlenmeli

En çok sevdiğim dizelerdendir, 'Bekler bazı şiirler bazı yaşları...' Birazcık değiştirmeye çalışayım; 'Bekler bazı sözler koro halinde haykırılmayı...'
Ya da bazı adımlar, eylemler etkili olabilmek için mutlaka en uygun zamanı ve işbirliğini gerektirir.
Dün bir yazı okudum, kadınlarla ilgiliydi. Şimdiden 8 Mart'ın en iyi yazılarından birisi ilan ediyorum. Yaklaşımı sarsıcıydı. Bir gün önce Ahmet Şık'la ilgili en içten, en yürekten, sahih yazının sahibiydi, Yıldırım Türker.
Bu kez, Radikal'deki yazısında 'Kadına şiddet uygulayan erkek değildir' afişlerini eleştiriyordu.    O afişteki sloganın da kadına şiddet içermesini eleştiriyordu.
Irk, toplumsal konum ve cinsiyet konusunda geleneksel sınırları aşarak ortak değerler geliştirme çabası, özellikle medyanın sorumluluğu olmalı.
Son iki yıldır 8 Mart'ta kadın yazarlarımızın makaleleriyle birinci sayfa yapıyorduk. AKŞAM, Türk basınında en çok kadın yazarı olan gazeteler arasındadır. Vurgulamayı da hep önemserim. Gelecek yıl 8 Mart'ta daha etkili bir yol bulmak istiyorum. Aklıma dün gelen düşünce, 'Bu kez erkek yazarlarımız kadına şiddeti yazsınlar' oldu. Belki gelecek yıl deneriz.

EN ÖZEL GÜN HANGİSİDİR?
Bugün Dünya Kadınlar Günü...
Aslında özel günlerden hiç hoşlanmam. Kendi doğum gününü kutlamayanlardanım. Bunun istisnası anneler ve öğretmenler günü olmalıdır. Evliyseniz bir de evlilik yıldönümü... 
Ancak Kadınlar Günü, Türkiye gibi şiddetin toplumsal bir yara haline geldiği ve maalesef her geçen gün bilançonun kötüye gittiği ülkelerde çok ama çok önemli bir fırsat olarak değerlendirilmeli. Kadına yönelik şiddet gündem olmalı. Ama bu sorumluluk erkekler tarafından üstlenilmeli. Kampanyada pankartları erkekler taşımalı.
Bir numaralı amacı ise erkeklerin farkındalığını artırmak, erkeklerin bilinç düzeyini yükseltmek olmalı. Hamasetten çıkmak için bunu yapmak zorundayız. Kadına yönelik şiddeti önleme çabasını aynı zamanda erkeklerin mücadelesine çevirmeliyiz. Demokrasi utancından ancak bu şekilde kurtulabilir, insan hakları ayıbını belki yalnızca bu yöntemle temizleyebiliriz.

TOPLUMU İNTİHARDAN KURTARMANIN YOLU
Yıldırım Türker, 'Bu toplum kadınlarını ölüme yollayarak intihar ediyor' diyerek 'uyanalım' alarmı veriyor. İlgili Devlet Bakanı Kavaf, iki gündür AKŞAM'ın manşetleriyle tehlikeye resmi dilden de dikkat çekiyor. Prof. Dr. Ayşe Buğra kadın istihdamının ve işgücüne katılım oranlarının günden güne nasıl eridiğini gözler önüne seriyor.
Çağrım erkeklere, çünkü siyasetteki kadınlar da medyadaki kadınlar da maalesef gittikçe daha çok erkek dili kullanıyor. Bunu onlara biz dayatıyoruz. Kadının siyasetteki yeri zaten az, mevcut olanlar da erkek zihniyetinin taşıyıcısı rolüne bürünüyorlar. Erkeklerden oluşan, farkındalığı ve duyarlılığı gelişmiş bir kadın hareketine de ihtiyaç var, kadına yönelik şiddet sarmalından kurtulmak için... Kadına şiddete hayır pankartını en önde erkekler taşımalı. Şiddet eyleminin failleri erkekler değil mi?
İtiraf etmenin vakti geldi de geçiyor bile. Bu kaçınılmaz sorumluluğu medyamızdan başlayarak, yargı, polis, sivil toplum ve siyaseti kuşatan geniş bir çerçevede ele alalım. Toplumu intihardan kurtarmanın yolu kadına şiddeti önlemektir.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi