• $7,417
  • €8,9978
  • 445.952
  • 1569.35
19 Aralık 2011 Pazartesi

Bölge yeni bir savaşı kaldırır mı?

ABD'nin Irak'taki son birlikleri dün Kuveyt sınırından ayrılarak, '9 yıllık savaşı resmen ve fiilen sona erdirdiler.' Washington şimdi, bilançolara bakıp, 'değdi mi?' sorusunun yanıtını tartışıyor.
'Savaş, politika yapmanın, silahlar aracılığıyla sürdürülmesiyse', siyasetçiler için ne elde edildiğine bakmanın tam zamanıdır. Hele ufukta yeni bir seçim ve yeni savaşlar görünüyorsa...
Rakamlar ne kadar 'soğuk ve ruhsuz' olsa da, insanın yüreğini yakacak kadar acı, beynini kemirecek kadar düşündürücü...
20 Mart 2003'te ABD birliklerinin Saddam Hüseyin'i ele geçirme amacıyla Irak'a girmesinden bu yana toplam 103 bin sivil hayatını kaybetti.
Ölen ABD askeri sayısı 4 bin 474.
Savaşın ABD'ye maliyeti 800 milyar dolar.
Çatışmaların en hararetli zamanında Irak'ta konuşlanan ABD askeri sayısı 170 bine ulaşmış. Bunu lütfen gözünüzün önüne getirin. 170 bin Amerikan askeri Irak topraklarında...
Irak'a müdahalenin sloganı 'demokrasi getirmek' olarak açıklanmıştı. Kulağa hoş geliyordu. Demokrasi Irak'ta kuruldu mu, düşünmeli...
Galiba, 'Arap Baharı'nın başlangıcı
11 Eylül olaylarıydı. Daha doğrusu o saldırıların ardından uygulanan yeni stratejiler, yeni konseptler...
Saddam'ın gidişi özünde, Mübarek ve Kaddafi'nin iktidardan uzaklaştırılmasının en kritik göstergesi ve tetikleyicisi. Esad'a, uluslararası sistemin nasıl bir kader çizdiğini anlamak için kahin olmaya gerek yok.
Belli oldu ki, Esad kötü bir kriz yöneticisi.
'Olağanüstü koşullara karşı olağanüstü tepkiler veremeyen' bir lider.
Biraz da 'düşündüklerini hayata geçirecek iktidar ve kudrette olmayan' bir portre. Bunları uluslararası toplum yeni anlıyor.

EKONOMİK KRİZDEN ÇIKIŞ REÇETESİ SİLAH MI?

Ama her hesapsız çılgın gibi, kendisiyle birlikte on binlerce canı yakacak bir körlüğe ve yalnızlığa doğru itiliyor. Maalesef Ortadoğu için yeni tehlike çanları çalıyor.
Günün sorusu açık, bölge yeni bir savaşı kaldırır mı?
Etnik çatışmaların için için kaynadığı bir dönemde bu göze alınabilir mi?
Büyük fotoğrafın dayattığı soruyu da gündeme taşımalı:
'Ekonomik kriz çağında' düzeltici savaşa ihtiyaç duyan küresel sistem her şeyi göze alarak Suriye'de kan dökmenin risklerini üstlenir mi?
IMF Başkanı, önceki gün uluslararası medyaya verdiği demeçte, krizin henüz ortalarında olduğumuzu söylerken, tüyler ürpertici şu uyarıyı yapıyordu:
'1930'lar tarzında tehditler söz konusu.'
Yani 'büyük buhran' ve sonrasındaki kadar derin bir ekonomik kriz etkilerini hesaba katmalıyız.
Fitch'in dünyanın en köklü bankalarının reyting notunu aynı anda düşürmesi, Belçika'dan başlayarak Fransa'ya kadar uzanan sarsılmaz zannettiğimiz ülkelerin olumsuz görünümünün kayıt altına alınması.
Yani 'düzeltici savaş' teorisine mi sarılıyor sistem?
Bizim hükümet yetkilileri küresel krizin ilk anlarında gayet olumlu biçimde kapitalizmin aşındırıcı ve hatta yok edici yönüne dikkat çekiyordu. Hemen vazgeçtiler. Oysa çıkış, hem o tespitleri yapmakta hem de yeni dünyanın huzuru için kapitalizmi yeniden biçimlemekte. Özlem Çelik'in dün konuştuğu deneyimli diplomat, CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk'ün dediği gibi, Arap Baharı yeni bir emperyalizm türü doğuruyor. Bu ülkelere demokrasi geliyor mu kuşkulu ama yeni tehditlerle tanıştıkları kesin.
Hükümetin izlediği dış politikanın, sağladığı ekonomik istikrarın Türkiye'nin etki gücünü artırdığına mutlak inanan bir gazeteci ve TC vatandaşı olarak dileğim, bu nüfuzu her koşulda barış ve diplomasi lehine kullanmamızdır. Savaş için değil. Suriye'de olacakları görmek isteyenler, Irak'ta oluşan bilançoya baksınlar.

<p><span>Niğde'nin meşhur patatesi dondurmaya da lezzet katacak. 'Patatesli dondurma olur mu?' demey

Patatesli dondurma hem şaşırtıyor hem de tadanları kendine hayran bırakıyor

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Azerbaycan'da 20 Ocak Katliamı'nın kurbanları yad ediliyor

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı