• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
12 Mart 2011 Cumartesi

Başsavcı Engin'den telefon var

Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'ün görev yerinin değiştirilmesiyle ilgili çeşitli tarihlerde girişimde bulunulduğu açık bir gerçek. Zaman zaman medyaya yansıyan bu hararetli tartışmalar HSYK gündemlerine gelmiş, Adalet Bakanlarının önündeki en önemli konulardan birisi olmuştu. Bugün için öyle bir gelişme söz konusu değil.
Dünkü yazımda gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmasıyla ilgili kimi perde arkası bilgileri anlatırken, bir de 'geçmiş tarihli' olaydan bahsetmiştim. Özetle, Savcı Öz görevden alınmak isteniyordu ve bunu Başsavcı Aykut Cengiz Engin HSYK ile görüşerek 'Yanlış anlaşılır, biz kendi içimizde görev dağılımlarıyla halledelim' diyerek önlemişti. Yakın geçmişe dönük tarihsel karşılaştırmalar bu iddiayı doğruluyordu. 
Dün öğle saatlerine doğru Başsavcı Aykut Cengiz Engin telefonla aradı. Daha önce kendisiyle hiç karşılaşmamış, telefonda da görüşmemiştim. Son derece nazik bir konuşma geçti aramızda. Sözlerine, gazetemiz ve şahsımla ilgili çok güzel nezaket cümleleriyle başladı, ardından 'Bir itirazım var, yazınızda gerçeği yansıtmayan bölümlerden ciddi rahatsız oldum' dedi. Dinledim, saygılı bir tavır içinde haberimin arkasında durdum. İlerleyen bölümlerde kendisine sorular yönelttim.

'ÖZ'ÜN TERFİSİNİ ENGELLEMİŞ DEĞİLİM'
Cevap hakkına saygı gereği şu bölümü aynen kendisinin ifadeleriyle kamuoyuna aktarmak görevim:
'Zekeriya Öz'ün başsavcı yapılmasını benim önlediğim şeklindeki ifade kesinlikle doğru değildir. Gerçeklikle hiç ilgisi yok. Ben hiçbir arkadaşımın önünü kesmek istemem. Daha geçenlerde HSYK'ya seçilen arkadaşlarımızı gururla uğurladık. Arkadaşlarımın yükselmesinden onur duyarım. Keşke yazmadan önce bana sorsaydınız. Zekeriya Öz'ü başsavcı yapalım şeklinde bana intikal etmiş hiçbir bilgi veya öneri söz konusu olmadı. Dolayısıyla önlemem mümkün değildir. Size aktaran kaynak bilerek veya bilmeyerek yanlış bir açıklama yapmış.'

'GÖREVDEN ALMA KARIŞIK BİR KONU'
Konuşma ilerledikçe anladım ki Engin'in asıl itirazı Zekeriya Öz'ün terfi ettirilmesini önlediği yönündeki iddiaya... Oysa konunun 'Zekeriya Öz'ün çeşitli tarihlerde pasifize edilme girişimleri' boyutu da var. Bunları sormak istedim. Kendisine şu soruyu yönelttim.
-Peki Zekeriya Öz'ün görevden alınma girişimleri olmadı mı hiç?
-O başka... Çok karmaşık konudur. Düz değil. Bir gün gelirseniz size ayrıca anlatabilirim, yanıtını verdi.
Aramızdaki diyalog şöyle sürdü:
-O tasarrufu önleyen siz miydiniz?
-Sadece şahsım değil. Karışık konudur.
(Engin tam bu noktada HSYK kararları ve bugüne ilişkin bir tespitte bulundu. Ama bu bölüm yazılmamak kaydıyla...) 

'HSYK İLE SAATLERCE KONUŞTUM'
Başsavcı Engin'in meramını anlamıştım. Ben de ona kaynağımın ne kadar sağlam olduğunu ve yanımızda şahitler bulunduğunu da söyledim. Son bir soru daha sordum. 
-HSYK ile bu konuları konuşmadınız mı?
Başsavcının değerlendirmesi aynen şu şekilde oldu:
-Konuşmaz olur muyum. HSYK ile bir dakika değil, saatlerce konuştum. İşimin gereği budur. Ancak dediğim gibi, Savcı Zekeriya Öz'ün görevden alınması veya başsavcı yapılması hakkında değildir. Onun daha farklı bir hikayesi var.
Sohbetimiz ilginç bir noktaya gelmişti. Yazımda Öz'le ilgili girişimler için kesin bir tarih vermemiş, kamuoyundaki yoğun tartışmalardan yola çıkarak geçtiğimiz yaz tahmininde bulunmuştum.

'GÖREVDEN ALINMA ESKİ BİR OLAY'
Engin'in değerlendirmesi şöyle:

'Görevden alma konusu 2006-2007 dönemi için olabilir. O zaman henüz Ergenekon yoktu. Biliyorsunuz 2007'de başladı. Onun dışında bu meseleler tartışıldıysa şahsımla alakalı değil, Kurul (HSYK) veya Bakanlık nezdindedir. İçerideki tartışmaları bilemem. 'Alalım' tartışmalarına müdahil olmadım.'
Durum böyle...
Benim dünkü yazımın asıl mesajı 'Hükümetin Ergenekon soruşturmaları sürecindeki müdahale noktaları'yla ilgiliydi. Bu dalgalı ilişkinin miladının 'kapatma davası' açılması, dönüm noktasının da 'İlhan Selçuk'un gözaltına alınması' olduğunu tekrar vurgulamak gerek. 
Akşam üzeri Adalet Bakanlığı'ndan arayıp onlar da bir bilgilendirme yaptılar. Ayrıntıları aşağıda...

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi