• $9,2891
  • €10,7592
  • 526.743
  • 1409.56
6 Mart 2012 Salı

Başbakan'ın Kürt politikası

Türkiye'nin Suriye ve İran konusundaki stratejilerini anlamak için Başbakan Erdoğan'ın Kürt sorununa nasıl yaklaştığını görmeliyiz.
Ortadoğu dengelerindeki olağanüstü değişimle birlikte Kürt siyaseti de ciddi revizyona tabi tutuluyor.
Suriye ve İran dosyaları iç içe geçmiş durumda.
Dün akşam üzeri Washington'da ABD-İsrail zirvesi vardı. Obama-Netanyahu görüşmesinde İran konusunda her türlü seçeneğin masada olduğu vurgulanıyordu. Aynı tonlama her fırsatta Suriye için yapılıyor.
Türkiye bölgenin kilit ülkesi, Suriye'de ve İran'da olup bitecekler hakkında Ankara'nın bakışı kritik önemde.
Erdoğan, dış politika bağlamında geleneksel çizgiyi değiştirdi, malum.
Sesini çok çıkaran bir ülke pozisyonu aldırdı.
Filistin'e, Libya'ya sahip çıkan ülke konumlamasıyla, Suriye'ye de kayıtsız kalmıyor. Üstelik bu kez komşu bir ülkeden bahsediyoruz. Ortak sınırımız 900 km.
Meselenin ilk boyutu bu, Türkiye'nin yeni uluslararası konumlanışı... Bölgesel güç konsepti... Küresel güçlerle de yakın işbirliği yapıyor.
Suriye'deki gelişmeleri görmezden gelse veya Beşşar Esad'la dostluğunu sürdürse, İslam dünyasındaki karizması çizilirdi. Batı sistematiğinden de uzaklaşmış olurdu.
Kaybet-kaybet durumu.
SURİYE'DE MASADA OLMAK
Dün değinmiştik, Irak'taki tezkere kriziyle birlikte bölgedeki gelişmelerde söz sahibi olamaz durumdaydık. Uzun süre travması atlatılamadı. Irak'ta yaşananlardan ders alındı. Suriye'de Türkiye masada olmaya kararlı. Pozisyonunu buna göre almış. Erdoğan, uluslararası sistemin müdahale olasılığını görüyor.
Bölge ülkesi olarak sonradan gelecek fatura konusunda hassasiyet gösteriyor. Suriye'nin geleceği tasarlanırken belirleyicilerden birisi olmanın yolları aranıyor.
Suriye'nin ciddi bir Kürt nüfusu var. Oradaki her gelişme, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor, etkiliyor. Aynı mantık İran için de geçerli.
Suriye-İran bir blok olarak hareket ediyor. Irak'taki Şiileri de dahil ederek kuşak oluşturma gayretindeler. Bu da işin bir başka boyutu...
PKK KARTINI KİM KULLANIYOR?
En büyük sorunumuz terör... PKK üzerinde Suriye çok etkili. Bu ülkenin gizli örgütünün PKK'nın Suriye kanadı üzerindeki hakimiyeti sır değil. En kritik zamanlardaki faaliyetleri unutulmadı. Suriye, -buna İran'ı da dahil edebilirsiniz- kesinlikle PKK'nın tasfiye edilmesini istemez.
Tarihsel perspektife gelince...
Türkiye ve İran bölgenin iki güçlü devleti. Aslına bakılırsa bu coğrafyada sadece iki medeniyet var. Asırlardır savaşmamış iki ülke ama aralarındaki rekabet hiç bitmemiş.
Ankara, Tahran'ın Şii blokuna karşı Irak'ta Kürtlerle yakın ilişki içinde. Azerbaycan'la da... Füze kalkanı da işin uluslararası boyutu.
TÜRK-KÜRT İTTİFAKI
Erdoğan'ın stratejisi şöyle:
Kürt kartının Türkiye'ye karşı kullanılmasını engellemek. Hatta iyi ilişki kurarak kendi lehimize denge oluşturmak. Bölgedeki Kürtler için ittifak yapmaya elverişli sadece Türkiye var. Tek sorun PKK'nın tasfiyesi. Mücadele boyutu belli. Erdoğan müzakere takvimini de işletecek. PKK'yı aradan çıkarırsa ve kendi Kürt nüfusuyla iletişim engellerini kaldırırsa eli rahatlayacak. O zaman Irak'taki Kürtlerle olduğu gibi Suriye ve hatta İran'daki Kürtlerle de doğal müttefiklik ilişkisi tesis edecek. Şam yönetimi her defasında PKK'nın yok olmasına gidecek yolları tıkıyor.
Kısaca...
Erdoğan'ın kafasında şöyle bir plan yürüyor:
Suriye'de aktif dış politika... Bölünmeyi önlemek. Yeni yapılanmada söz sahibi olmak. Uluslararası sistemle beraber hareket etmek. Böylece bütün bölgedeki Kürt nüfusla iyi ilişki kurarak, İran-Suriye Şii blokuna karşı Sünni kuşak oluşturmak. Öncelik PKK'yı aradan çıkarmak. İşte bugünlerde tüm mesaisini Ankara-Washington-Diyarbakır hattında bunun için harcıyor.

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi