• $9,725
  • €11,3555
  • 562.119
  • 1479.93
6 Aralık 2010 Pazartesi

Başbakan'ın futbol diplomasisi kimlere, ne kazandıracak?

Başbakan Erdoğan, dünya kupasını düzenleme hakkı kazanan Rusya ve Katar liderlerini arayarak tebrik etmişti. Arkadaşlarımız görüşmelerin perde arkasında 'futbol diplomasisi yattığını' öğrendiler. Daha doğrusu, Erdoğan kutlama telefonlarında 'Büyük yatırımlar gerekiyor, Türk firmaları, tecrübesi ve girişimciliğiyle yardıma hazır' diyerek ilk dakikada ekonomi kulisi yapmış.

Bir yanda Rusya, diğer yanda Katar...
Toplam 100 milyar dolarlık yeni pazar oluşturacaklar.
Türk müteahhitlerinin şansı büyük. Oralarda zaten tanınıyorlar. 
Arkalarında birazcık siyasi irade desteği bulurlarsa 'aslan payını' kapacaklar.
Manşetimiz, o desteğin geldiğini gösteriyor. 

Bu haber, üzerinde uzun uzun durulmayı hak ediyor.
Çünkü bu bir milliyetçi duruştur.
'İçeride' her türlü tartışma, rekabet bir yana...
'Uluslararası platformda' Türkiye'nin gücünü artıracak her türlü girişim, siyaset ve devlet adamlarımızın boynunun borcudur.


İŞ, BİRAZ DA BÜYÜKELÇİLERDE BİTİYOR
Eskiden beri Ankara'da görev yapan büyükelçilerin kendi şirketleri lehine nasıl iş kovaladıkları bilinir. Bizim hariciye iş dünyasına mesafeliydi. 
Elçiliklere vatandaşlarımız neredeyse zor girerlerdi.
Son yıllarda bu konuda 'ciddi bir zihniyet değişimi' yaşandığını dışarıda iş yapan işadamları ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız doğrulayacaktır.
Cumhurbaşkanı Gül de Başbakan Erdoğan da büyükelçi atamalarında işi sıkı tutuyorlar. İş dünyasına yakınlık aranıyor, 'yardımcı olun' deniliyor. 

İşin bir yanı böyle.
İkinci boyuta gelince...

Özal'dan beri gezilere çok sayıda işadamının davet edilmesi.
Bizzat liderlerin devreye girmesi ise madalyonun diğer yüzü...
Lider düzeyinde ikili ilişki pek çok sorunun çözüm anahtarı.
Erdoğan'ın Rus Devlet Başkanı ve Katar Şeyhi'ni arayarak 'Türk müteahhitlerini hatırlatması' Türkiye adına son derece olumlu.
MHP lideri Bahçeli, iki gün önce WikiLeaks skandalı için konuşurken, 'burada AKP'yi tutmak milliyetçiliktir' diyordu. İşte budur.


KADDAFİ'NİN ÇADIRINDA AVRUPALILAR SUSPUS OTURURKEN...
Uluslararası diplomasi ağırlıklı olarak 'ekonomik çıkarlar' üzerine oturur.
İki yıl önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'la Libya'ya gitmiştik. Muazzam iş hacmi işadamlarımızın iştahını kabartmıştı. Üstelik eski, uzun bir hikaye olan müteahhit alacakları sorun olarak masadaydı. Kaddafi yıllardan beri Erdoğan'ın kendisini ziyarete gelmesini beklediğini sıklıkla ifade etti. İşadamları, Binali Bey'e 'Lütfen Başbakan'ın programına bir Libya seyahati koydurun' diyordu. Sonunda oldu, Erdoğan Libya'ya gitti, geçtiğimiz hafta da ödül almak üzere ikinci kez Libya seyahati düzenlendi. Şimdi bunun eleştiri konusu yapıldığını görüyorum.

Ne kadar da yanlış...
Ne yani, Erdoğan Libya'ya gitmesin mi?
O ödülü almasın mı?

En büyüğünden ve gelişmişinden en küçüğüne Batılı ülkelerin liderlerinin Libya konusunda neler yaptığını izliyor muyuz?

Libya'da 2011 için 60 milyar dolarlık bir yatırım tutarı oluştu. Liderler kendi ülkelerine para kazandırmak için uğraşıyor. Sarkozy'sinden Berlusconi'sine kadar 'çetin bir Libya diplomasisi' sergiliyorlar.

Evet, kendi ülkelerinde bununla ilgili eleştiriliyorlar ama umursamıyorlar. Sonuçta aldıkları her ihale kendi ülkelerine istihdam yaratıyor, vergi sağlıyor.
Unutulmasın, 'ekonomik kriz çağı'ndayız.
Benzeri bir tartışmayı 2007'de İngiltere yaşamıştı. Suudi kralına gösterilen büyük ilgi, basın tarafından acımasızca eleştirilmişti. Ama saray hiç geri adım atmadı. Şahsen, hükümetin dış politikasının 'ekonomi odaklı olduğunu' ve bunun işadamlarımız için fırsat oluşturduğunu düşünüyorum.

2010 model futbol
Kıran kırana bir maçtı... Beşiktaş Bursa'yı yendi,   iki takım adına da müthiş çekişmeli bir futbol sergilendi. 10 kişi kalmasına rağmen Bursaspor da iyi mücadele etti. Saha dışındaki şiddet, zaman zaman tribünlere yansıdı, hatta bir ara oyun alanına taştı. Her şeye rağmen futbol, seyre değerdi. Seyirci mükemmeldi.

Schuster, geçenlerde '1960 model futbol'dan şikayet etmişti. Dün '2010 model futbol' izledik.

Bu arada, Ali Ece, Sofya maçından sonra Guti'yi 'saha içindeki teknik direktör' diye tanımlamıştı, haklı. Top Guti'nin ayağına müthiş yakıştığı gibi, futbol beyniyle de takımı yönetiyor. 73'üncü dakikada saha kenarına kadar geldi ve Ali Kuçik'in çıkması,   İsmail Köybaşı'nın girmesini istedi. Schuster onu kırmadı, sol açıkta o değişikliği yaptırdı. İlginç ve öğreticiydi...

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Galatasaray'ın Nef Stadı'ndaki taraftara açık antrenmanından fotoğraflar

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı