• $7,3711
  • €8,9682
  • 443.108
  • 1551.57
20 Eylül 2011 Salı

Ayrılmak mı birleşmek mi?

Berlin
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün üç gün sürecek Almanya seyahatinin ikinci günü en üst düzey ikili temaslarla başladı. Sürprizler ve Alman tarafının jestleriyle...
Önce, sabah gelen bir telefon...
Başmüzakereci, Devlet Bakanı Egemen Bağış aradı. Tam da e-mailimden kendisiyle arkadaşlarımın yaptığı röportaj metnini okuyordum.
Gül'le yaptığımız Berlin uçuşunun notlarında, heyetteki bakanları sıralamış, Egemen Bağış'ın yokluğunu dikkat çekici bulduğumu yazmıştım. Öyle ya, Avrupa'nın en büyük ülkesine, AB'nin lokomotifine gidiyorduk...
Bakan, 'davetliydim' diye söze girdi ve sonra neden Berlin'de olmadığını şöyle açıkladı:
'Affımı istedim, çünkü Sayın Başbakanımızın ABD seyahatine katılacağım.'
Başmüzakerecinin ABD yerine AB'ye gitmesi bana yine de daha doğru geliyor ama Bağış'ın çok da uygun görünebilecek gerekçesi vardı, Bakan'ın cümlesiyle o gerekçe söyle:
'BM zirvesinde AB'nin çok önemli liderleri olacak, görüşmelerimiz var. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı mazeretimi uygun buldu.'
Durum böyle...
Gelelim diplomasinin soğuk kurallarının ötesine taşan samimi jestlere.
TÜRK MAHALLESİNDE İKİ CUMHURBAŞKANI
Berlin'in dört bir tarafında Türk, Alman ve AB bayrakları...
Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff, ilk günün akşamında konuğu Gül'e programda olmayan bir jestle Berlin'deki Türklerin yoğun yaşadığı bölgelere beraber gitmeyi teklif etti. Gül memnuniyetle kabul edince, hem protokole hem de Türk vatandaşlarına hoş bir sürpriz yaşattılar.
Bunun dışında Alman Cumhurbaşkanı, sembolik değeri yüksek seçimlerle Gül'ü iki Almanya'nın bölünmesinin ve tekrar birleşmesinin hatıralarıyla yüklü tarihi bir gezintiye çıkardı. Gül, basın toplantısında bundan etkilendiğini söyledi. Avrupa'nın bocaladığı, çok sayıda ülkenin iflasın eşiğinde olduğu günlerdeyiz. Almanya ve Türkiye ise Gül'ün çok sık vurguladığı gibi sağlıklı ekonomisi olan iki ülke... Almanya'nın birleşme tecrübesi var. Halkının yarısı bölünme günlerinde açlık, sefalet ve acı çekmişti.
Ortadoğu'da ve Afrika'ya dek uzanan İslam dünyasında çalkantılı bir dönem yaşanıyor. Koordinasyon için en önemli günler. Baksanıza Avrupa'daki krizden çıkış zirvelerine ABD Hazine Müsteşarı katılmaya başladı. İstikrar ya her yerdedir ya hiçbir yerde. Hal böyleyken AB'nin fikir üretmeyen, stratejiden uzak ve siyasal bilgelikten nasibini almamış yaklaşımlarını terk etmek gerek. Cumhurbaşkanı Gül, Almanya'da hep bu temayı işledi, 'büyük düşünün' mesajı verdi. Formülü de basit ama kesin: Türkiye olmadan AB büyüyemez, Ortadoğu'da strateji uygulayamaz. Ayrılarak değil birleşerek, uzaklaşarak değil yaklaşarak daha güzel yarınlara ulaşılabilir.
Nicedir Avrupa'dan büyük siyasetçi çıkmıyor. Alman Cumhurbaşkanı en azından yüksek siyasal bilinci ve kültürel farkındalığıyla dikkat çekiyor.

PERDE ARKASINDA NELER TARTIŞTILAR?
Uluslararası gündemde Arap Baharı var, bir de Filistin'in BM'ye başvurusuyla ilgili tartışmalar. Berlin'de bu konular da derinliğine masaya yatırıldı. Alman tarafı, Türkiye'nin artan rolünü, aldığı inisiyatifleri yakından izlediğini söyledi. 'Beraber çalışalım' önerisini dile getirdi. Gül ise sürekli, 'AB üyelik sürecinin baltalanmasına izin vermeyin. Şu anda kriterleri yerine getirme çabası içindeyiz. Bu kesintiye uğramasın' karşı görüşünü ifade etti. Böylece Paris-Berlin blokunu kırmayı denedi. Gül gayet iyi biliyor ki Ankara için yaşamsal olan, onu eşsiz kılan özellik, hem Batı'yı hem Doğu'yu bilmesi, her ikisinin de içinde olması... Bu bağlamda demokrasiyle Müslümanlık ikilisinin bir arada yaşayabileceği bilinci... AB üyelik sürecimizin devamı işte bu nedenle şart.
Bundan böyle bu çabaların arttığını göreceğiz. Ekonomide Almanya-Türkiye hattındaki çok olumlu trend burada kaldıraç görevini üstlenecek. Fakat Alman Cumhurbaşkanı'nın AB reformlarından övgüyle bahsederken Ruhban Okulu'na, azınlık vakıf malları iadesine değinmesi manidardı. Artık günümüzde devletlerin içişleri kavramı da adeta tarihe karışmış durumda.

MEDYA NOTLARI...
Evet, Cumhurbaşkanı'nın üç günlük Almanya seyahatinde sekiz gazeteciyiz. Yeni Akit de var Cumhuriyet de... Hasan Cemal gezinin yıldızı, neşe ve espri kaynağı.
Ali Bayramoğlu'nun zekice, ironik takılmaları sayesinde kahkaha eksik olmuyor. Bence zirve noktası, Zeynep Göğüş'ün Hasan Cemal'e, 'Taha Akyol Hürriyet'te yazacakmış, sen n'apıyorsun?' sorusuydu. Hasan Abi, 'Aynen devam' demeden hemen önce Ali Bayramoğlu bombayı patlattı:
'Hasan Abi New York Times'a geçecek.'
Bu arada göçün ellinci yılını kutluyoruz ama Hasan Cemal'in de 1.5 yıl yaşadığı Bremen macerasının üzerinden 45 yıl geçmiş. Mülkiyeyi bitirir bitirmez hem çalışmak hem de dil öğrenmek için Almanya'ya gelmiş Hasan Abi.
Bayramoğlu'yla Cemal bir ara bizim İlber Hoca röportajını konuştular.
Ali Bayramoğlu için en büyük tesadüf ise Yeni Akit temsilcisi Yener Dönmez ile karşılaşmasıydı. 'Bu o mu' diye sordu. Bir süre önce Yener, bir yazısında bazı liberal entelektüelleri isim isim yazmış ve mealen 'Susturun bunları' demişti. Nazlı Ilıcak başta, çeşitli yazarlar bu tartışmayı sürdürmüştü. Hasan Cemal de o isimler arasındaydı.
Yazımı otel lobisinde tamamlamak üzereyken az ileride Sedat Ergin büyüğümüze gözüm takıldı, her zamanki gibi olanca titizliğiyle haber peşinde...

"i_kkaya.20110920015215.jpg"

TERÖR ÖRGÜTÜNE EN ETKİLİ CEVAP
Gül'ün programında sırada üniversite konuşması vardı. İşte tam bu arada salona bomba konduğu ihbarı geldi. Yetkililer ilk anda gereğini yaptı, salon boşaltıldı köşe bucak arandı. 
Buraya kadar tamam ama Gül'e, bomba ihbarı asılsız çıktıktan sonra 'üniversitede konuşma yapmanız güvenli değil' denince iş değişti. Gül konuşma yapma konusunda ısrar etti. Kararlı tavrını sürdürdü.
Bomba ihbarı üzerine Cumhurbaşkanı Gül üniversitede güvenli bir bölüme alındı. Yaklaşık 1.5 saat boyunca yanına bakanların girmesine bile izin verilmedi. Maliye Bakanı Şimşek, eyalet İçişleri Bakanı, Gül'ün yanına girmek için uzun süre uğraştı.
Gül odada 1.5 saat konuşma yapmak için, Alman Cumhurbaşkanı da Gül'ü 2 saat yemek için bekledi.
Sonunda Gül, en sert ve anlamlı mesajlarını kürsüden çok etkili biçimde verdi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün yanına giderek 'Geçmiş olsun' dedim. Cevabı netti: 'Aslında geçmiş olacak bir şey yoktu. Ama hiç iyi yönetemediler. Dik durduk taviz veremezdik.'
Cumhurbaşkanı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever, '9 yıldır Sayın Cumhurbaşkanı'nı hiç böyle görmemiştim' dedi.
Gül'le konuşurken haklı olduğunu anladım.
Yaşadıklarını ve tepkisini güzel bir Anadolu deyişiyle özetledi, onu yazamam.
Gül yaşananları gece bize anlatacağını söyledi, devam edeceğiz.

<p>Iraklı yetkililer intihar saldırılarının art arda gerçekleştiğini ve saldırganların Tayaran Meyda

'Bağdat'taki saldırıda DEAŞ ihtimali güçlü'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Rusya'dan görenlerin aklını başından alan kareler