25 Ekim 2010 Pazartesi

AKP'nin hakkı AKP'ye CHP'nin hakkı CHP'ye

CHP'nin İstanbul'da aydın ve sanatçılarla buluşması 'gizemli bir havada' gerçekleşti. Fikir iyiydi, fakat medya bilgilendirmesi zayıf kaldı.  
İşe yarar projelerin ilk sahibi kim olursa olsun, tekrarında sorun yok.
CHP'nin aydın buluşması, AK Parti'nin başlattığı dizinin devamıydı. Ne gam.  
CHP yöneticilerine 'İyi sunamadınız, sanki kapalı kapılar ardında gizli buluşma gibi algılandı' dedim, 'Haklısın' dediler.
Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'le, arkadaşımız Nebahat Koç görüştü, o toplantıda neler olduğunu Türkiye dün manşetimizden öğrendi. Başlık da çok güzeldi: 'Swissotel'de dayak yedik.'
CHP için, Gürsel Tekin'in medya görünürlüğü önemli. Arena performansı da yüksekti.
Bizim röportajda, birinci sayfaya aldığımız kişisel olarak itiraz ettiğim bir bölüm var. Gürsel Başkan, 'Yüreği varsa Başbakan da yapsın' diyor.
Yanlış, haksız.
'Biz eleştirileri dinledik' demek istiyor sanırım. Yine de doğru değil.
Başbakan'ın sanatçılarla randevusu 'buz kırıcı'ydı.
'Azgın azınlık' tepki gösterecek ama gerçek bu.
Ülkenin sorunlarına çare, yarasına merhem aramak için herkesten önce aydınların, sanatçıların söz hakkı var.
Büyük Atatürk'ün gösterdiği bu hassasiyeti sonraki yıllarda maalesef pek çok devlet adamı sanatçılardan esirgemişti. İşte, CHP'nin de İstanbul buluşmaları adı altında AKP'nin başlattığı aydın görüşmelerini sürdürmesini
'bir gelenek oluşturma çabası' olarak görüyorum. O söze itirazımı ise kayda geçiriyorum.

HSYK listelerindeki çifte hata
Benzerİ duyguları son yıllarda 29 Ekim resepsiyonlarında yaşıyordum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, davetli listesini edebiyatçı ve bilim adamları lehine genişletmesi coşku kaynağıydı. Üç yıldır Köşk'e İlber Ortaylı ve Hilmi Yavuz Hocam'la beraber gidiyorum.
Dahası, 'yuvarlak masa düzenindeki Çankaya sofraları' uygulamasını da
-Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
Mustafa İsen sağolsun- çok beğendim. O da Atatürk geleneğinin günümüze uyarlanmasıydı.
Ve fakat, şu HSYK listelerinde ve seçimlerinde yaşananlar ne kadar hazin.
Cumhurbaşkanı'nın tercihleri, 'endişeli kesimleri' rahatlatmaktan ne kadar uzak.
Dahası, kaygıları artıracak nasıl da soru işaretleriyle dolu.
Aynı çelişki, 'Adalet Bakanlığı listesi'nde yaşandı.
Oysa bir seçimden bahsediyoruz.
Olur mu hiç?
Hükümetin ve Adalet Bakanlığı'nın hatası.
Referandum öncesi söylemlerle ne kadar tezat oluştu.
Gül'e dönelim...
Kişiliği ılımlı, yüzü gülen, pozitif enerjili bir Cumhurbaşkanı.
İşadamlarının yurtdışı projelerinde herkese yardımcı oluyor.
YÖK uygulamalarında, rektör seçimlerinde ve şimdi HSYK atamalarında ise yanlışta ısrar var.
Gül, gerçekten söyledikleriyle uygulamaları arasında zıtlıklar oluşturdu.
Aslında en büyük kötülüğü, 'tarihe geçecek portresine' zarar vererek kendine yapıyor.

Başbakan'a soru sormak...
BaŞbakan Erdoğan'la televizyona çıktığınızda 'azgın azınlık' tarafından saldırıya uğrarsınız.
Hele Başbakanlık uçağına binip, gözlemlerinizi yazdığınızda...
Bu saldırı geleneği çok eskiden beri devam eden, bir kesimin kötü alışkanlığı.
Hatta hastalık, adeta 'psikolojik harekat.'
Etkilenmeyeceksiniz.
Gazeteci herkesle görüşür, herkese soru sorar. Özal döneminde de 'uçağa biniyor' diye bazı gazeteciler linç ediliyordu, yılmadılar.
Bunları umursamayacaksınız, yeter ki kendi işinizi yapın.
Burada galiba 'kötü sicil' olarak son dönemde Yiğit Bulut örneği verilebilir, o da kariyeri açısından kendisini ve şirketi bakımından patronunu ilgilendirir.
Güncel tartışma, CHP liderinin 'Bize her şeyi soruyorlar neden Başbakan'a soramıyorlar' cümlesiyle başladı.
Başbakanlık yetkilileri ise 'Erdoğan'a sorulmadık hangi soru kaldı ki?' diye tepki gösterdiler.
Düşünüyorum, uçaklarda veya basın toplantılarında, seyahatlerde Erdoğan'a o günün gündemiyle ilgili sorulmadık soru kaldığına hiç tanık değilim.
Doğruya doğru.
Dün kitapçıdaydım, D&R'da çok satanlar listesinde Erdoğan'ı Hitler'e benzetmiş bir kapak, 'Takunyalı Führer' yazıyor. Ergun Poyraz'ın kitabı.
Hakaret dolu ama olacak, demokrasi.
Biz AK Parti'nin iyi icraatlarını destekliyoruz, yanlışlarını eleştiriyoruz.
CHP'ye bakalım...
Dikkat edin, yeni CHP hakkında en çok haberi AKŞAM'da okuyorsunuz. Çoğu kere manşette.  
Dahası var...
Günlük basına muhalif karikatür olgusunu tekrar AKŞAM getirdi. Vedat Kemer'in çizdikleri müthiş.
Hükümetten; Başbakanlık'tan en küçük bir itiraz gelmiyor.
Şundan emin olun, birileri Başbakan'a sorması gereken soruyu sormuyorsa o sadece ilgili gazetecinin kendi mesleki saygısı, sorumluluk anlayışı, demokrasi zihniyeti, kendi veya kurumsal çıkarıyla en çok da vicdanıyla ilgilidir. Ama merak etmeyin, böyle gazeteciler çıksa bile, her soruyu
-hakaret etmeden- sorabilen gazeteciler her zaman var olacaktır.

<p>41. haftanın son durumunu Akşam Gazetesi Spor Editörü Şafak Gözmen, AKŞAM TV'ye değerlendirdi.</p

Fenerbahçe – Sivasspor Maç Önü

Süper Lig'in yeni takımı GZT Giresunspor, coşkuyla karşılandı

Galatasaray, Yukatel Denizlispor maçı için şehre geldi

Deniz salyasından gübre, tarım ilacı ve temizlik malzemesi yapacaklar