• $7,3933
  • €9,0065
  • 440.608
  • 1542.45
19 Ekim 2011 Çarşamba

2012 Anayasası Yeni Türkiye Beyannamesi

Artık, yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası'ndan tamamen kurtuluyoruz.
Kesin konuşabiliriz öyle ya da böyle en geç bir yıl içinde yeni anayasa kabul edilmiş olacak.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun bugün gerçekleştireceği ilk görüşmeyle birlikte uzun ve yorucu bir 'siyasal maraton' başlıyor.
Yeni anayasanın gerektiği konusunda toplumsal uzlaşma var. 
Mesele, 'nasıl bir içerik' sorusunda düğümleniyor.
İşte bunu tartışmalıyız.
Siyaset kurumu bu tarihi fırsatı kaçırmamalı.
İktidar partisini referandum sürecinde olduğu gibi tek başına bırakmamalı.
'Fırsatları da tehlikeleri de' sadece bir partinin kaderine terk etmemeli.
Herkes, baştan sona 'yeni, özgürlükçü, basit ve kısa bir anayasanın' gerektiği konusunda hemfikir.
O halde kimse masadan kaçmamalı. 'Cumhuriyetimizin temel nitelikleri dışında her şeyi' tartışmalıyız.
Referandumlarda 'evet' ağır basar. Tecrübeyle sabit. İktidar ya tek başına kalacak, sonuna kadar mücadele edip referandum kartını açacak ve böylece tamamen istediği gibi bir anayasa yapacak ya da muhalefet partilerinin de katılımıyla mutabakat aranacak.
Uzlaşma Komisyonu'nda bütün partiler aktif katılım göstererek ortak bir metin üzerinde anlaşabilmeli. Bunu bir kez başarabilirsek, '2012 Anayasası' bizi sadece 21'inci yüzyılın parlak ülkelerinden birisi haline getirmez, 22'nci yüzyıla bile taşır.
1776 tarihli Amerikan Bağımsızlık Beyannamesi ve 1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Beyannamesi çağdaş anayasacılığın temeli sayılır. O metinler hala birer pusuladır. Devlet ve birey arasındaki ilişkilerin kalıcı sözleşmeleridir. Bugün tam da aradığımız, kalıcı ve kapsayıcı 'Türkiye Beyannamesi' metinleri gibi...

NASIL BİR ANAYASA?

Evet, bütün siyasi partiler, sivil toplum ve hatta medya için yeni anayasa yapım süreci, tarihi bir fırsat. Aynı zamanda kaçınılmaz sorumluluk. Gerçekten özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacımız büyük. Bunu, sadece bir metin olmanın ötesinde 'zihniyete dönüştürebilmek' lazım. Bunun için anayasa dışında da demokratikleşmeye dair diğer yasal değişiklik önerilerini hem muhalefet hem de iktidar masaya getirmeli. Daha demokrat ve katılımcı Siyasi Partiler Yasası ve seçim sistemi buna dahil. Milletvekili dokunulmazlıklarının Avrupa örneklerinde olduğu gibi düzenlenmesi, uzun tutukluluk sorununun giderilmesi de bu kapsamda olmalı. Ama bu önerilerin hiçbirisi masadan kalkış sebebi olarak kullanılmamalı.  Sıkı sıkıya pazarlık edilsin, tamam. Hem de kamuoyuna açık, şeffaf bilgilendirme yaparak halkın desteği sağlanabilir. İktidar partisinin samimiyetiyle ilgili kuşkular da böylece halkın aktif katılımıyla sorgulanır, giderilir. Yapacağımız şey basit: 'Çözümler üzerine odaklanmak.'

ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?
Anayasamızı yeniden yazmak, aslında yeni bir devlet örgütlenmesi demektir. Zaten devletimiz çok değişmedi mi? Asker-sivil ilişkileri dahil yeniden formatlanmıyor mu? Halkına karşı yanlış yapmaktan korkan, baskı uygulamaktan kaçınan şefkatli bir devlet aramıyor muyuz? Geçmişin acı hatıralarının üzerine bir sünger çekebiliriz. Bunu yapabilmek için zamanlama doğru, ortam uygun.
Ayrıca olayın ekonomi boyutu önemli. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına daha güçlü bir ülke olarak girmek için ekonomik ivmeyi sürdürmek zorundayız. Sahi hepimiz ekonomik kriz altındaki dünyayı izlerken, kendimize karşı biraz da şaşkınlık ve hayranlıkla bakmıyor muyuz? Anayasa daha liberal bir çizgiye çekilebilirse ekonomik kalkınma ivmesi çok daha sürdürülebilir olacaktır.

NEREDE HATA YAPTIK DİYE SORMAK...
Eğer başarabilirsek, 2012 Anayasası Türkiye'nin 'din devleti olacağı gibi korkuları' da giderecektir. Aynı şekilde 'halkın değerleriyle barışık bir laiklik anlayışını' yeşertip güçlendirebilecektir. Artık kendimize güvenelim.
Herkes birey veya kurum olarak kendine şunu sormalı: 'Nerede hata yaptık?'
Satrançta işler kötü giderken ayağa kalkarsınız, rakibinizin arkasına geçer ve oyuna karşıdan, yukarıdan bakarsınız. Böylece hatalarını en iyi görecek bakış açısına sahip olursunuz.
Hani Av Mevsimi'nde filmin kahramanı 'açını değiştir' diyordu ya...
12 Eylül referandumu CHP, MHP ve BDP için tarihi dersler barındırıyor.
Evet siyasetin iki yüzü vardır doğru. Birinde çatışma ama diğerinde de uzlaşma. Siyaset için en iyi tanımlama 'çatışmaları çözüme kavuşturma sanatı'dır. 2012 Anayasası herkes için büyük bir sınav.

<h3>Aşıda ikinci parti ne zaman gelecek?</h3><h3>BAŞKAN ERDOĞAN AÇIKLADI</h3><p>Başkan Erdoğan, Çin'

22 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu

Hastane kapısında 5 gün sahibini bekleyen vefalı köpek Boncuk, dünya basınında