• $7,4685
  • €9,0606
  • 441.376
  • 1565.01
12 Kasım 2011 Cumartesi

Üçüncü sınıf takımla buraya kadar

Bazı maçlar 90 dakikada bitmez. Rövanşını yıllarca bekleyebilir. Ve futbol tesadüfleri sever.
Hırvat maçlarımızın kaderi belli.
İlk golü, tuhaf hatta saçma denecek kadar erken yedik.
Ancak, ne seyirci ne de takımımız şoka girdi.
Ne de olsa, iki ayaklı oyunlarda topu kalende göreceksen erken göreceksin. Hele büyük takım olma iddian varsa.
Hava yağışlı ve soğuk, tribünler dolu, Onuncu Yıl Marşı coşkuluydu.
İlk andan itibaren milli takımda aşırı bir hırs dikkat çekiyordu, telaşın da sebebi buydu. Hücumda topa basıyorduk ama gol bölgelerinde iyi organize olamıyorduk. Burak tek başına kalıyor, Hırvat savunmasının arasında kayboluyordu.
Emre özellikle uzun topları iyi dağıtıyordu. Arda ise İspanya'da kilo vermiş, çok hareketliydi, sürekli alan değiştiriyordu.

ACEMİCE YENEN İKİNCİ GOL
Ama o da ne?
Bu olmaz işte. İkinci gol yenir mi? Üstelik böylesi...
Acemice.
Sonrası yalan. İlk 45 dakikada doğru dürüst tek gol pozisyonumuz yok. Varsa yoksa orta saha mücadelesi. Kontrolsüz ve kondisyonsuz Gökhan yüzünden üçüncü golü 45'inci dakikada yiyorduk.
Futbol bu: Her maç dönebilir.
İkinci yarı başlarken kafalar karışıktı, bu maç döner miydi?
Tabii ki dönebilirdi...

ÖNCE İSTEMEN GEREKİR
Tamam play-off kurasında şanslı değildik, ilk maçın deplasmanda oynanması da avantajımıza olurdu. Yine de futbolcularımız, 'Hayatımızın en önemli maçı' diyecek kadar farkındaydı nasıl da kritik bir sınava çıktıklarının. Sözde. Gelecek yıl Avrupa futbol piyasasının karşısında boy göstermek Hırvatistan'ı geçmeye bağlıydı. Kariyerlerinin altın fırsatı, gelecek yıl Polonya ve Ukrayna'da forma giyebilmekti. Ve futbolda her maç dönebilir. Onu cazip kılan budur.
Ama bunun için istemen gerekir, o da yetmez çabalaman. Gücün ve yeteneğin de yerinde olacak.
Biz büyük takım değiliz. Bu futbol zihniyetiyle olamayız.

BUNUN ADI MİLLİ HEZİMET
Futbol bir intikam oyunu değildir. Doğru ama 'Rövanş duygusu' futbolcuyu motive eden en önemli silahtır ve oyuncu dramatik maçları asla unutmaz. 2008'de, penaltılarla kazandığımız 1-1'lik maç futbol tarihinin yazdığı 'mucizevi' ve hatta 'mistik' oyunlardan biriydi. 118'inci dakikada gol yiyip, 122'de karşılığını vermek unutulur mu? Hele yarı finali kaçırdıysan. Rakibin unutmayacağını bilip sen de hatırlayacaksın.
İlk 11'de o tarihteki kadrodan bizde 3, rakipte tam 7 oyuncu vardı. Bu da çok anlamlı değil mi? Kadro sürekliliği açısından da.
Meşin yuvarlağın adaleti ve ruhu 15 Kasım'da Hırvatistan'daki son düdüğün ardından kendini gösterecek.
Mucize mümkün ama bence umut yok. Bazı maçlar 90 dakikada bitmez. 180 dakikada da. Bizimkiler bunu unutmuş ama daha acısı futbol oynamayı da... Bunun adı hezimettir. Milli hezimet. Utandık.

<p>Hiçbir şey ortaya koyamayan, alternatif üretemeyen muhalefetin işi ve gücünün yalan söyleyerek se

'Muhalefet yalan, algı ve manipülasyonla oy devşirmeye çalışıyor'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mandaların eksi 10 derecede yemek arayışı

256 yaşında ölen adamın sırrı ne?