• $9,3054
  • €10,8312
  • 529.045
  • 1429.85
3 Mayıs 2013 Cuma

Güzel bir rüyaydı uyandık

"Buraya kadar geldi, kaybetse de canı sağolsun" denilecek maçlardan değildi. 
Bu mantık Amsterdam'da geçerli olurdu.
Finale çıkmak tek hedefti.
Fenerbahçe Cumhuriyeti tarihinin en önemli maçıydı. 
Avrupa'da final oynamak... 
Ne 3 Temmuz süreci kalacaktı, ne de ezeli rekabetin sınır dışındaki ezikliği...
'2000 ruhuna, 2013 ruhu'...
Türkiye için paha biçilmez tanıtım katkısını da unutmayalım, Türk futbolunun patinajına stop ettirmeyi de... 
Platini'nin elinden kupayı kaldırma ihtimaline baksanıza... Elbette yola düştük, 5 saatlik uçuşla Lizbon'a...
Havaalanı sarı lacivert formalı yolcularla doluydu, THY uçak tipini değiştirmiş, ek seferler koymuştu. Lizbon'a indiğimizde, pek çok Türk uçağını gördük alanda, kiralanmış büyük uçaklar ve küçük özel jetler... Sadece dün 16 İstanbul-Lizbon seferi vardı.
Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı dahil neredeyse bütün ünlü işadamları da Portekiz'deydi. 
Cumhuriyet'ten Star'a, Akşam'dan Bugün'e çok sayıda gazete yayın yönetmeni de.. 


Türk şöleni vardı, Avrupa'nın en ucunda, en batısında... 
İstanbul gibiydi Lizbon caddeleri... Sanki Kadıköy balık pazarı... 
Yedi tepeli Roma'da Lazio'yu geçmiştik, Lizbon da tıpkı İstanbul gibi 7 tepeli...
Hani iki Alman takımına kaldı ya Şampiyonlar Ligi; tadı kaçtı...
Chelsea-Fenerbahçe finali UEFA'yı da kurtaracak diyordum. 


Futbolun aradığı heyecan, tutku, öngörülmezlik için tüm dünya Wembley yerine, Amsterdam'a ilgi gösterecek duygusundaydım. Gol yemeden İstanbul'da galip gelmenin, rakibi eze eze, direkleri döve döve kazanmanın güveni vardı yüreklerde, Aykut Kocaman'ın temkinliliği de akıllarda...
Ne de olsa iyi savunma yapan, son 6 deplasmanda kaybetmeyen bir takımdı Fenerbahçe.
Ters bir sonucu aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Futbolun üç sonuca da açık olduğunu bilsem de turu kaybetme fikrine sıfır ihtimal veriyordum. Zaten bu, bir maç yazısı değil; duygu, beklenti, psikoloji ve izlenim yazısı olsun istedim.
Ve yarı final mücadelesi işte böyle bir havada, bu duygular altında başladı. Herkeste...
Başbakan Erdoğan, ABD seyahatini bile finale göre ayarlıyordu. Bir gün öteledi aslında, Amsterdam'da finali izlemeyi programına aldırdı. 


Şimdi biraz saha notlarına bakalım...
65 bin kişilik statta deplasmanda oynamak zor iş. Ses ve görsellik şöleni hazırlamış Benfica, rövanş için.
Genç yıldız Salih ilk 11'de, tecrübeli oyuncu Stoch yedekteydi. Rakip bu kez üç eksiğini tamamlamış, eksiksiz kadrosuyla sahadaydı.
Delicesine istekli başladı ev sahibi, erken gol arıyordu. Hocaları henüz beşinci dakikada 'ileri ileri' diye hışımla bağırıyordu.
Maalesef çok erken gol geldi. İlk 20 dakikada Fener rakibe açık alan bırakıyordu. Topu da bir türlü ileriye taşıyamıyordu.
Ve yavaş yavaş top yapmaya başlayınca Sarı Kanarya penaltı kazandı. Ve o gol dünyalara bedeldi. 

GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ
Gidiyoruz Amsterdam'a şarkıları başladı.
Portekiz ekibinde hem sahada hem tribünde şok vardı.
32'nci dakikada Benfica penaltı bekledi, doğrusu hakem bir an tereddüt yaşadı. O ortamda 'devam' demek cesaret istiyordu.
Fenerliler o kadar savruk oynuyordu ki, bomboş bırakınca tam ceza sahası önünü, ikinci golü de yedi.
40'da maç kopabilirdi, kaçtı.
Rakibin her gelişi de yürekleri hoplatan cinstendi. 42'de aynı anda dört oyuncu yerdeydi, maçın gerilimi o kadar yüksekti.
Devrede soyunma odalarına gidildiğinde de hala Fener'e turu getirecek skor vardı tabelada.
Bir 45 dakika daha geçer miydi? 
O stres?
Sahadaki manzaraya bakınca gol yemeden 90'ı bulmak imkansız görünüyordu.
60'ıncı dakikaya kadar bunalttı Benfica kalemizi. Müdahale gerekiyordu.
Ya da mucizevi bir kontratak golü. Sakatlıktan ikinci oyuncu değişikliği de büyük talihsizlikti. Taktik değişiklik şansını iyice daralttı. Göz göre göre geldi üçüncü gol.
157 dakikadır ilk kez üstünlük Benfica'ya geçti. Her şey sarı lacivertlilerin gol atmasına bağlıydı.
İstanbul'daki Benfica ile Lizbon'daki arasında dağlar kadar fark vardı. 
Gerçekten çok üst düzey futbol oynadılar.
Doğrusu Fenerbahçe bu tip bir maçın gerilimini kaldıramadı, finale yakışır futbol ortaya koyamadı.
Finali hakedecek bir oyun sergileyemedik dün, gerçek bu.
Oysa bütün şartlar lehimizeydi.
Güzel bir rüya gördük.
Uyandık.

<p>'Telafi kitapları ücretsiz.' Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'in Akşam gazetesine özel açıklamalar

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'den AKŞAM'A özel açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi

Bufalonun hatası canına mal oluyordu! İşte o anlar...

İsrailli dalgıç Akdeniz'de Haçlılardan kalma kılıç buldu