• $9,4962
  • €11,0485
  • 548.568
  • 1519.25
10 Nisan 2013 Çarşamba

Cim Bom Clasico

Yılın en önemli 'sarı-kırmızı futbol' şöleniydi.
İlk maç 3-0 olmuş ne gam.
Şehre Real Madrid gelmiş; Mesut, Ronaldo ve Pepe'li dünya takımı.
Düşünsenize, maç yazarken listeye bile bakmanıza neredeyse hiç ihtiyaç yoktu.
Hem G.Saray Avrupa'da oynuyorsa, 'her ihtimal masada, pardon sahadadır.'
Bense, Cim Bom'un mücadele edeceği, güzel oynayacağı, hatta kazanacağı duygularıyla Arena'daydım.
Ünal Aysal'ın yanında UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik oturuyordu.
Tur, kaf dağının ardında olsa bile, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Finali'nde bir galibiyet daha almak işten bile değildi.
Stat müthişti, zeminse vasat.
Seremoni başladığında o şahane Şampiyonlar Ligi müziğiyle birlikte binlerce flaş patlıyordu, final gibiydi.
Arena, 'İmparator' diye inliyordu. Terim de tribünleri gururla selamladı.
G.Saray istekli ama telaşlı başladı.
Real, Ronaldo'nun hazırladığı ilk pozisyonda golle burun buruna geldi, kaçırdı ama üç dakika sonra CR7 topu ağlarla buluşturdu.
Terim, 10'uncu dakikada 'ayağa oynayın, topa basın' diye Selçuk'a talimat verdi. Nitekim, Cim Bom'un forveti 12 ve 15'inci dakikalarda Real kalesini yokladı.
Fatih Terim'in hakeme itirazları, bu kez 'çok ölçülüydü'.
Mourinho ise 'turu cebine koyacak' golü bulmasına rağmen sürekli ayaktaydı, hırslıydı; takımına 'uzun oynayın' talimatları veriyordu. Oyun hangi taraftaysa hep ters yönü işaret ederek. Fakat, 29'uncu dakikada Essien sekerken 'bırak kendini yere' dedi, oyunu durdurdu, değişikliği yaptırdı. 1 dakika bile eksik oynamaya tahammülü yoktu.
Profesyonellik demişken...
Ronaldo'nun o top çalışlarına şapka çıkarmalı.
Real'in bütün oyuncuları topa basıyor, öyle Türkiye'deki gibi hücuma kolay çıkarmıyorlar rakibi.
G.Saray ilk yarıda yavaş oynuyordu. Topu bir türlü hızlandıramıyordu. O zaman da pozisyon üretilemiyordu.

DAKİKA 85... MOURİNHO TERİM'İ ALKIŞLADI

32'nci dakikadaki serbest vuruşun yeri tam Selçuk'a göreydi. Olmadı.
G.Saray 2. yarıya Amrabat'la başladı.
Terim gol veya goller arıyordu.
48'inci dakikada Selçuk'un şutu, kaleyi tutmasa da bütün yedek kulübesince alkışla karşılandı.
Takım olarak da Sarı-Kırmızılılar ileriye oynamak yerine yana veya geriye oynuyor, İspanya'da da aynısı oldu.
Nihayet 50'nci dakikadan itibaren 'o eski sihirli formül' kendini gösterdi, orta sahada presle top çalmalarla hücum zenginliği yaratıldı. Eboue'nin nefis vuruşuyla beraberlik geldi, Arena'ya da neşe ve coşku. O andan itibaren adeta gol atanın kazanacağı bir ölüm kalım maçı izledik.
G.Saray'ın kendine geldiği, güzel ve heyecanlı bölümlerdi. Takım iyi pas yapıyor, hücuma çıkıyor, gol arıyordu. Alıştığımız Cim Bom gibi.
66'ncı dakikada Terim basket koçu gibi mola almışcasına neredeyse takımın yarısını yanına çağırıp taktik veriyordu.
Bambaşka bir G.Saray vardı sahada, tıpkı Barça gibiydi. 2. ve 3. gol böyle geldi.
Sneijder ve Drogba dünya yıldızı olduklarını ispatladılar.
Arena 'beş beş' tezahüratlarıyla yıkılıyordu, inanılmazdı.
Ahh, İspanya'da 1 gol atmak vardı.
Mourinho'nun o dakikalarda 'tur gidebilir' diye aklından geçtiğine, bir an zihninden kâbus senaryosu yaşadığına eminim. 
Dakika 85'te Mourinho, Terim'e döndü ve onu alkışlamaya başladı. Şahane görüntüydü. Bir ilkti.
Sarı-Kırmızılı takım bizleri yanıltmadı ve nefis bir futbolla dünya devini devirdi. Gelecek yıl için de daha büyük hedefler konusunda umut verdi.

<p>Navigasyonda araç yerine yaya yolunu açtı. Otomobili merdivende asılı kaldı.</p><p>İlginç olay, s

Navigasyon kazası!

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu