• $7,4034
  • €9,0163
  • 442.38
  • 1536.82
12 Eylül 2012 Çarşamba

Bu bir geri dönüş hikayesidir

Şükrü Saracoğlu'nun sarı lacivert süslemeleri kırmızı beyaza bürünmüştü.
Stadın çevresi ise Fenerli, Beşiktaşlı, Galatasaraylı formalarını giyenlerin mahşeri kalabalığı ile coşkuluydu.
Tribünler askerden aşina olduğumuz 'Vatan sana canım feda' tezahüratlarıyla inliyordu. Sonra da 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' sloganları...
Locaların bulunduğu koridor bomboştu.
Benim maçı izlediğim Ülker locasının iki yanında Demirören ailesi, kırmızı-beyaz kıyafetleriyle oturuyordu.
Aziz Yıldırım da başlama düdüğüyle birlikte kendi locasındaki yerini aldı.
Maçtan hemen önce basketçiler Slovenya vizesi alınca moraller yükseldi. Demek ki gün kırmızı beyazlı renklerin olacaktı. Statta müthiş bir atmosfer vardı.
Gökhan Gönül ilk 11'de Selçuk İnan yedekteydi.
7. dakikada Gökhan'ın o güzel pasında Burak'ın kaçırdığı gol, akıllara Hollanda maçını ve Arda'yı getirdi. Üstüne 11. dakikadaki pozisyonu ekleyin. Penaltı verebilirdi hakem. Takım, çok kolay adam kaçırıyor.
19. dakikada Burak'ın düşürülmesine sarı kart çıksa daha şık olurdu, kırmızı ağır oldu.
İlk 30 dakikada bariz üstünlük kuramadık, takım biraz telaşlı biraz da yorgun görünüyordu.
REVNA HANIM MAÇTA
Emre'yle Arda'nın çok paslaşması dikkat çekiyordu. Sercan çok top kaybediyordu. Aslında bu, bütün takımın en ciddi sakatlığı. Hani teniste vardır ya 'basit hata' o hesap. Arda'nın bile paslarının hepsi yanlış adrese gitti ilk yarı boyunca.
Maç, keyifsiz orta saha mücadelesine dönünce Avcı yedek oyuncuları ısınmaya gönderdi, aralarında Selçuk da vardı, tribünler genç futbolcuya destek tezahüratlarıyla moral verdi.
İlk yarının son dakikasına girerken Arda'dan aldığı pası iyi değerlendiren Emre beklenen golü attı. Gol sevincini de biraz zorlama şovla yaşadı. Takım arkadaşlarını da yedek kulübesini de adeta fırçalaya fırçalaya şovuna ortak etmeye çalıştı. Ahh Emre, Amsterdam'da neredeydin?
Devre arasında Aziz Yıldırım'ın yanına gittim, Revna Demirören ve kızı da geldi. Başkan, bizim kırmızı-beyaz formalara takıldı, ben 'Beşiktaşlıyım ama her zaman milli takım taraftarıyım' dedim. Revna Hanım da 'eş durumu' açıklaması yaptı, 'Yıldırım nerede ben orada' dedi.
ALEX TWİTTER KAZASI!
Başkana 'Alex krizi'ni sordum. 'twitter kazası' dedi. Ben Aykut'u desteklediğini söyleyince 'Senin patronun seni mi tutar altındaki birini mi' karşılığını verdi. Meseleye nasıl baktığını bu yaklaşım ortaya koyuyordu.
'Peki Alex n'olacak?' diye sordum, 'Bir yıl daha sözleşmesi var' karşılığını verdi. 'Öyleyse devre arasında nasıl gider, sözleşmesinde hüküm yok mu?' diye devam ettim, 'detaya girmeyelim' sözleriyle nokta koydu. Topu taca atmak için de bu kez o bana 'memleket ne olacak?' soruları yöneltti.
İkinci yarıya daha coşkulu başladık.
Sağlı sollu ataklarla maçı rahatlatacak golü arıyorduk, 59. dakikada Umut çok güzel bir kafa vuruşuyla süphe 'Bulut'larını dağıttı.
Zemin kötüydü, teknik takımlar için handikap. Arda başta takım yorgundu. Haftada iki maç yapmayı ögrenemiyoruz. Galibiyet aldatmasın, Amsterdam'da daha iyiydik.
Avcı, Tunay'a yatırım yapıyor. 67. dakikada Selçuk'la birlikte onu da takıma aldı. Selçuk ise golünü attı, tribünlere ve spor basınına selamı çaktı.
Dün taraftar müthişti, hiç susmadılar. Kolay bir galibiyet aldık. Avcı da 'baskı altında psikolojisini koruyacağını ve kararlarında ısrar edeceğini' gösterdi, ben bundan hoşlanırım.
Evet, 'sekizde sekiz' mümkün. Avcı mücadeleci, koşan takım hedefinden hiç vazgeçmesin. Dünkü galibiyeti küçümsemeyelim ama büyük zafer havasına da girmeyelim.

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler