• $7,446
  • €9,0159
  • 421.552
  • 1470.28
30 Ocak 2012 Pazartesi

Bırakacak mı bırakmayacak mı?

Mahmut Özgener'in yerine Futbol Federasyonu Başkanlığı'na isim arandığı günlerdi...
Aziz Yıldırım, bir görüşmesinde Başbakan Erdoğan'a Göksel Gümüşdağ'ı desteklediklerini söyledi. Başbakan, eşi Emine Hanım tarafından 'yakını olduğu için' buna sıcak bakmadı, geçit vermedi. Dürüst ve uzlaşmacı kişiliği ve spora yakınlığı nedeniyle Mehmet Ali Aydınlar ismi ön plana çıktı. Başbakan bu zorlu görevi üstlenmesini ondan bizzat rica etti.
Başbakan, Türkiye'yi kasıp kavuran şike soruşturmasıyla ilgili gelişmeden, yaklaşık bir yıldır devam eden teknik takip sürecinin sonunda, operasyondan birkaç gün önce haberdar oldu. 
Emniyet ve savcılık olası siyasi sonuçlarını göz önüne alıp, seçimlerin bitmesine kadar bekledi.
Bir başka sahne Başbakanlık binasından...
Aziz Yıldırım'ın da desteklediği, şikeye ağır cezalar içeren yasal düzenlemeler sırasında Erdoğan, kalabalık heyete dönüp 'İyi okudunuz mu bunları' diye sordu. Yani, sonradan kimsenin 'farkında değildik' diyerek ağlamasını istemiyordu.
'Hayatın gerçekleri ağır basınca' düzenlemeyle ilgili değişikliklere gitmek zorunluluğu doğdu. Erdoğan bu süreçte, telafisi imkansız zararları gördü; suç ve ceza orantısındaki tutarsızlığı yakaladı ve değişiklik talimatını verdi. Çok sayıda tahliyenin önünü açan tavır işte bu noktada geldi.
Türkiye'nin en çok konuştuğu ve tartıştığı şike yargılamalarında doğal olarak çok sayıda görüşmeler yapıldı. Futbol Federasyonu heyeti sık sık Başbakanlığa gitti. Bazen Ankara'ya, bazen Dolmabahçe'ye...
Erdoğan'ın bütün bu görüşmelerdeki tavrını etkili bir isim şöyle yorumluyor:
'Totalde Türk futboluna özelde kulüplere zarar vermeyin ya da en düşük seviyede tutun. Ama suç işleyen varsa yargı onun gereğini yapsın. Kişilerle kurumları birbirinden ayırın. Hatayı kimin yaptığına bakın.'

İNANCINIZI YİTİRİRSENİZ BIRAKIRSINIZ

Çok dikkatle bu olup bitenleri anlamaya ve izlemeye çalışan bir gazeteci olarak gördüklerim böyle. Yani 'Erdoğan bu işin neresinde?' diye herkes soruyor. Doğru okuma yapabildiysem, muhataplarım beni tam olarak doğru bilgilendirdiyse manzara bu.
Bugün itibarıyla Türk futbolu ciddi bir krizin içinde.
AKŞAM'da üç gündür bütün perde arkasıyla birlikte yaşananları aktarıyoruz.
Önce Mehmet Ali Aydınlar'ın, Fenerbahçe yöneticileri Nihat Özdemir ve Nihat Özbağı'nın, ardından Yıldırım Demirören'in gündem değiştiren açıklamalarını okudunuz. Alıntı yapan her yerdeki binlerce yorumu da takip etmeye çalıştım.
Evet, 'güçlü bir liderlik zamanı'
Demirören gibi ben de iyimserim, kaostan çıkılabilir.
Nasıl olduğunu da siyah beyazlıların başkanı formüle etmiş: Herkes formasını çıkarsın. İşe kendi Beşiktaş formasını çıkararak başlamış.
Bana herkes soruyor, 'izlenimin ne, Aydınlar yönetimi gerçekten bırakıyor mu?'
Yaz aylarında Aydınlar ile Bodrum'da uzun ve samimi bir görüşme yapmıştım. Yanında eşi vardı. Sonradan da çok görüştük. Onun, zaman içinde duygu dünyasındaki değişimlerini ve futbola bakışındaki ivmeyi yakından izledim.
Üzüntülü.
Evet, şu anda 'bırakmaya en yakın noktada' duruyor.
Kendisine haksızlık yapıldığına inanıyor.
Düşünüyor... Kendisini değil. 'Gidişi, krizi daha da tırmandırır' endişesini taşıyor.  

KRİZİ ÇÖZERSE BAŞBAKAN ÇÖZER

'Gitmek mi zor kalmak mı' ikilemini herkes zaman zaman yaşar.
Beraber iş yapmak durumunda olduğunuz camiaya inancınızı yitirirseniz, bırakırsınız. Size inanç azaldıysa da...
Başaracağınıza olan güveninizi kaybettiyseniz gidersiniz.
Sistem felç olduysa...
Organizasyon çürüyorsa, sorunlar kronikleşiyorsa...
Kriz çözmeye çalıştıkça yeni krizler çıkıyorsa, umudunuzu yitirirsiniz.
Bazı durumlarda gitmek gerekir, liderlik sağduyusu onu koklar. Tam o ana kadar bekler, mücadele eder ama doğru zamanı mutlaka bilir.
Peki her şeye rağmen 'neden kalmaya çalışırız?'
Yenilgi duygusu ağır gelir. 'Pes etmeyelim' diye seslenir içimiz.
Başkalarına karşı sorumluluklarımız ağır basar.
Nadiren 'konforumuzu' düşünürüz, 'devam' deriz. Ama dedim ya statüko konforu çook nadir olur.
Tarihe geçmek için kalırız çoğu zaman, imkansızı başarmak için.
En zor kararlardandır, 'tamam mı devam mı' demek.
'Yoruldum, yıprandım, artık yeter' derken, çok ama çok samimiyizdir. Ses yüreğimizindir. Bırakabilmek özgürlüktür, rahatlık verir. Ama bir yanımız da bu kadar emek harcadım, yarım bırakmayayım, bir mucize olsun diye bekler, umut eder. Bizi anlayan birisi çıksın ve mucizenin doğumu için ebelik yapsın. Çünkü bazen her şey kendi elimizde değildir. Maruz kaldığımız talih ve tarihin de bize yardımcı olması gerekir. Mucize gerçekleşir mi? Ben mucizelere inanırım. Bir de Nietzsche gibi 'yıkımlara...' Çünkü yıkılan sütun yeniden dikilecektir. Bu krizi çözerse, Başbakan çözer.

<p>Ermenistan ordusundan Paşinyan'a istifa çağrısı!</p><p>GENELKURMAY BAŞKANI GÖREVDEN ALI

25 Şubat 2021 Güncel Haberler

Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde son durum havadan görüntülendi

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı