• $7,4034
  • €9,0163
  • 442.38
  • 1536.82
21 Temmuz 2012 Cumartesi

Başbakana zafer telefonu

Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda Fenerbahçe'nin rakibi belli oldu. Bu cümle, sıradan bir spor haberinin girişi gibi dursa da öyle değil.
Evet, Fenerbahçe önümüzdeki sezon Avrupa'da mücadele edecek.
Bu, AKŞAM okurları için sürpriz olmayan bir gelişmenin anonsu. Bu haberler sezon boyunca AKŞAM'dan alıntılanarak bütün spor camiasının da gündemi oldu.
Bugün, 'Sezar'ın hakkının Sezar'a verilmesi gereken' günlerden.
Biraz da 'Aslında ne oldu da böyle oldu' sorusunun peşine düşme zamanı...
Önce başka bir gündem nedeniyle gizli kalmış bir olayı aktarmalıyım.

Başbakan'a teşekkür telefonu
22 Haziran Cuma günü Başbakan Erdoğan'la birlikte Meksika ve Brezilya gezilerinden dönmüştük. Erdoğan iki uluslararası zirveye katılmıştı. Uçağımız İstanbul'a iner inmez Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören aramıştı. Çok mutluydu. Heyecanlıydı da. Büyük bir mücadeleye girmişti ve güzel haberi sonunda almıştı. UEFA, Türk takımlarına Avrupa yolunu sonuna kadar açmıştı. Fenerbahçe'nin de Şampiyonlar Ligi'ne alınacağı belli olmuştu. Oysa Yıldırım Demirören ve bir grup inanmış insan dışında çoğunluk sadece Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nden men edilmeyeceğini, başka kulüplerin ve Türk milli takımının da ceza alacağını düşünüyordu. Sohbetimizden anladım ki, henüz uçaktayken Demirören benden önce Başbakan Erdoğan'ı da aramış ve biz havadayken olan bu haberi iletmişti. 'Müjdeyi benden duymanızı istedim' demişti. Demirören 'Bana inandınız, destek verdiniz' sözleriyle o riske beraber girdikleri Başbakan'a teşekkür etmişti. Ben bu haberi sıcağı sıcağına yazamadım çünkü aynı gün Türk jeti düşürüldüğü için gündem değişmişti. Ve dünkü kura çekiminden sonra yazmanın zamanı geldi.

Aydınlar: Bu sektöre hiç güvenim kalmadı
Dün Mehmet Ali Aydınlar'ı aradım. Yaşadıklarına çok üzüldüğüm, pırıl pırıl bir insan. Futbol Federasyonu macerasında haksızlıklara uğradı. 'Acaba şimdi ne hissediyordu'. Önce dostça konuştuk. Onları yazamayız. Kişilerle ilgili görüşlerini samimiyetle paylaştı. Polemikten hoşlanmıyor, o bölümleri geçiyorum.
'Bu sektöre hiç güvenim kalmadı' dedi. Fenerbahçe'yle ilgili karar için 'Henüz kesin mi bilemiyorum' diyerek soru işareti koydu. Daha ön eleme oynanacağını hatırlatarak, 'İnşallah Şampiyonlar Ligi grupları başlayana kadar da sorun çıkmaz' sözleriyle korku ve temennisini dile getirdi. Aydınlar'a sordum:
- Bu noktaya nasıl gelindi, sizin yönetiminiz devam etseydi Fenerbahçe küme düşer miydi, puanı silinir miydi?
Aydınlar'ın yanıtı:
'Bizim dediğimiz yapılsaydı hiç sorun çıkmayacaktı. Kamuoyunda bugün soru işareti varsa onların hiç biri gündeme gelmeyecekti. Geçtiğimiz sezon puan silecektik, Fenerbahçe şampiyon olamayacaktı. Zaten olamadı. Kesinlikle küme düşürme planı yoktu.'
Tam bu noktada 'Ama sizin oyun planınıza göre Fenerbahçe bu yıl Avrupa'da oynayamayacaktı' diye hatırlattım. Aydınlar 'Evet doğru, belki oynayamayacaktı' diyerek söze girdi:
'O kadar kesin değil. Pazarlık konusuydu. Bu konuda görüşme halindeydik.'
Aydınlar'la UEFA'dan ve Türkiye'den bazı isimler bazında da tavır değişikliklerini konuştuk. Gerçekten de önceki dönemde UEFA'nın çok katı ve tavizsiz olduğu havası yayılıyordu. O mesajlar da belli isimler üzerinden dolaşıma sokuluyordu. Konuştuk ama 'Bunları yazma, beni unutsunlar' diye rica ettiği için oralara hiç değinmiyorum.

Arıboğan:  'Raporlar değişti'
Sonra Lutfi Arıboğan'ı aradım. O artık G.Saray yöneticisi. Öncelikle şunun altını çizelim: Hiç kimse bu kaos döneminde küme düşürme senaryosuna inanmadı. Geçit vermedi. Bir ara tartışılsa da kırmızı çizgi oydu. Arıboğan kulüpler arası polemiklere girmek istemiyor. Nitekim F.Bahçe'den gelen kendisine yönelik sert sözlere karşılık vermemeyi tercih eti. Sordum ama 'Ben o toplara girmem' diyerek polemikten uzak duracağını söyledi. Süreci en yakından izleyen bir gözün analizine ihtiyaç var. Biraz üsteledim. İşte Arıboğan'ın analizi:
'İş UEFA'da bitmiş gibi gözüküyor. Kaos büyümesin istemiş olabilirler. Sonuçta TFF kararı aldı, onun yetkili kurullarından raporlar çıktı. UEFA neyin ne olduğunu gayet iyi biliyordur. Ancak ne olursa olsun onlar için yetkili kurullar ve bağımsız federasyon kararları geçerlidir. Sonuçta F.Bahçe bir yıl Avrupa'ya gitmedi. Bunu önemsediler. CAS davası geri çekildi, bunu iyi niyet gibi gördüler. Biz olsak ne yapacaktık? Sadece puan silecektik. Belki bu yıl da F.Bahçe Avrupa'ya gidemeyecekti. Ama bize UEFA o tarihte kesinlikle Avrupa'da bir yıl daha istemediğini söylüyordu. Fakat o tarihteki raporlar da farklıydı bu da unutulmasın. İki rapor arasında fark var.'
Durum böyle...
Sonuçta Türk futbolu büyük bir badireyi, fazla uzamadan ve kaosun içine düşmeden atlattı. Futbol ekonomisi yüz milyon dolardan fazla zarara uğradı, iflastan kurtuldu. Burada aslan payı da Demirören'de ve ona inanan Erdoğan'da. Seveni var sevmeyeni var ama Sezar'ın hakkı Sezar'a. Ya aksi olsaydı? Sadece F.Bahçe mi zararlı çıkacaktı sanıyorsunuz.

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi

Simpsonlar yine şoke etti! Bunu da bildiler