• $7,3881
  • €8,9463
  • 436.733
  • 1454.78
04 Ocak 2011 Salı

Sürprizler yılı

Her nedense bu yıl bana çok ilginç geldi. Bir düşünün yıl içinde birler birçok kez yan yana gelecek ve belki de beraberinde bizlere ilginç sürprizler taşıyacak...

Örneğin 1-1-11, 11-1-11, 1-11,11 ve son olarak 11-11-11.
Belki bir anlamı yok ama ben yine de sizinle paylaşmak istedim. Bazılarınız bunlara bir anlam yükler, kurgular yapar ve yaşamında farklı heyecanlar yaşayabilir.
Örneğin ben belki de gazeteciliğin sezileriyle bu sırlamalardan dolayı bu yılın kendi yaşamıma ve genel olarak Türkiye ve bölgemize farklı sürprizler taşıyacağını düşünmeye başladım.

Kendi yaşamımı bir yana bırakıp, Türkiye ve bölgeye bakalım.
Çünkü Türkiye 2011'de iç ve dış politikada önemli gelişmeler yaşayacak.
İçte öncelikli konu haziranda yapılacak seçimler. Çünkü öncesinde ve sonrasında bu seçimler sonuçları itibarıyla diğer birçok konuyu yakından ilgilendirecektir. Örneğin Kürt sorunu, örneğin Türkiye'nin İsrail krizi, Türkiye-AB ilişkileri ve buna bağlı Kıbrıs. Tabii bu arada bu ay sonunda İstanbul'da yapılması beklenen İran-Batı toplantısı.

Bir de dış politikada geleneksel ama çok önemli hareketlenmeler var.
Örneğin bu hafta sonu Cumhurbaşkanı Gül Yemen'e, Başbakan Erdoğan Kuveyt ve Katar'a, Dışişleri Bakanı Davutoğlu da Bağdat ve Irak'ın çeşitli kentlerine gidiyor.
Tümü önemli olmasına rağmen ben Davutoğlu'nun Irak ziyaretini daha fazla önemsiyorum. Irak'ta hükümetin kurulmasından sonra gerçekleşecek ziyaret zamanlaması açısından çok önemli olmasına rağmen ziyareti önemli kılan çok daha önemli bir neden var. O da Davutoğlu'nun Kerbela, Necef, Kerkük, Erbil gibi farklı anlamları olan kentleri ziyaret etmesi ve oralardaki insanlarla bir araya gelmesi. Davutoğlu ziyaretini önemli kılan bir diğer neden de Başbakan Erdoğan'ın İstanbul'daki Aşure Günü törenlerine katılması ve orada yaptığı çok önemli konuşmadır. Çünkü o konuşma Arap ve İslam aleminde ve özellikle Şiilerin yoğun olduğu Irak ve İran'da geniş olarak yankılanmıştı. Durum böyle olunca Bakan'ın Kutsal Kerbela ve Necef ziyareti çok daha farklı bir anlam kazanacaktır.

Şimdi birleri çıkıp Gül, Erdoğan ve Davutoğlu'nun buralara gitmelerinin zaten bir anlam ve değerinin olmadığını söyler. Bazıları da ''İşte eksen kaymasının kanıtı'' der.
Oysa her ikisi doğru değil. Gidilen ve yıl içinde gidilecek ülkelerin tümünde maksimum maddi ve manevi kazanımlar sağlanmaktadır. Her şeye yalnızca kendi banka hesaplarına yatırılacak yeşil dolarlarla bankalar yıl sonu istatistiklerine bir göz atarlarsa bunun ne anlama geldiğini net olarak görebilirler. Yani Türkiye yalnıza bölgesel ve uluslararası prestij ve saygınlık kazanmıyor aynı zamanda ekonomik çıkarlarını hızla genişletiyor ve güçlendiriyor. Yoksa dünya bildik krizi yaşarken Türkiye bu durumda kalamazdı.

Gelelim eksen kaymasına...
AK Parti hükümetinin Arap ve İslam alemi yanlısı olarak gözükmesine rağmen istatistikler bunun da doğru olmadığını kanıtlıyor.

Örneğin Bakan Davutoğlu 2010 yılında 95 meslektaşını Ankara ya da İstanbul'da misafir etmiş. Bunların 26'sı ABD ve AB bakanları, 25'i de Ortadoğu kökenli. Geri kalanları dünyanın diğer ülkelerine dağıtabilirsiniz. Bakan Davutoğlu aynı yıl içinde 81 ülkeye giderek kendi meslektaşları ile bir araya gelmiş. Bunların 45'i ABD ve AB ülkeleri, 18'i Ortadoğu ülkesi. Yani Davutoğlu'nun ekseni Ortadoğu'ya değil ABD ve AB tarafına kaymış!

Yıl içinde evine uğrama zamanı bile bulamayan Bakan Davutoğlu'nun bakalım bol '1'li 2011 yılında ekseni bu kez hangi yöne kayacak?

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

vahşi hayvanların komik halleri

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı