• $7,3597
  • €8,9525
  • 436.771
  • 1536.11
15 Ocak 2011 Cumartesi

Lübnan ve bölgeyi ne bekliyor?

Dün Lübnan'ı bugünkü duruma getiren süreci özetlemeye çalıştım. Bugün ise biraz detay vereyim.

14 Mart 2005'te eski Başbakan Refik Hariri ölüdürüldü. ABD, Fransa, İsrail ve her yerdeki yandaşları aynı gün Suriye'yi suçlamaya başladı.BM Güvenlik Konseyi acilen toplanarak Suriye aleyhinde kararlar aldı ve suikastı soruşturmak üzere uluslararası bir mahkeme kurulmasını onayladı. Mahkemenin savcısı Alman Mehlis sahte tanıklar bularak suçlama kampanyasına katıldı. Sonradan Mossad işbirlikçisi olduğu Alman medyası tarafından kanıtlanan Mehlis istifa etmek zorunda kaldı. Yerine gelen savcı Suriyelilerin bu işle ilgisinin olmadığını görünce yine ABD, İsrail ve Fransa'nın telkinleriyle bu kez Hizbullah'ı suçlamayı tercih etti. Mossad ajanları, ki bazıları yakalandı, tüm Lübnanlıların telefonlarını dinleyerek elde ettiği kayıtları uluslararası  mahkemeye verdi. Mahkeme telefon kayıtlarını kanıt olarak kabul etti ve yakında Hizbullah'ı suçlayacak kararını açıklayacak. Böyle bir kararı açıklaması beklenen uluslararası mahkeme, Lübnan ve dolaysıyla bölgedeki politik sorunun bir tarafı olmaya kararlı gibi gözüküyor.

Çünkü mahkemeyi kurduran ABD, Fransa, İsrail ve yandaşı ülke ve güçler, Lübnan'daki tarafları birbirine kırdırmayı amaçlıyor. Önce ağır hasta ve Türkiye'nin sayesinde bazı doğruları görmeye başlayan Suudi Kral, Lübnan konusundaki Suriye ile anlaşmasından vazgeçirilmek istendi.

'Babamı Suriyeliler öldürmedi ve Hizbullah ile dostluğumu kimse bozamaz' diyen Başbakan Saad Hariri ise aniden Obama-Sarkozy ikilisinin  telkinleriyle mahkemenin kararını bir an önce  açıklamasını istedi. Suudi Kral neden yan çizmeye başladı?
Çünkü 'Amerikan sistemi' 11 Eylül sonrasında radikal İslam'ın kaynağı olarak gördüğü Vahabi, Suud yönetiminden pek hoşnut değil ve değiştirilmesini istiyor. Bu amaçla da 'Amerikan sistemi' ülkesinin Washington büyükelçiliğini 22 yıl süreyle yapan ve Kaide'nin kurucularından olan Bender Bin Sultan'ı 2005'te (Hariri suikastından hemen sonra) Suudi Arabistan'a göndererek Ulusal Güvenlik Konseyi başkanlığına gelmesini sağladı.

Yüzde yüz 'Amerikan sistemi'ne bağlılığı ile bilinen bu tehlikeli kişinin Kral Abdullah ve onun veliahtı kendi babası Sultan'ın zaman zaman 'ulusal ve milli duyarlılığından' rahatsız olduğu ve bu ikiliden kurtulma çabası içinde olduğunu bilmeyen yok.
Özetle; Lübnan'daki gelişmeler, bir anlamıyla Amerikan sisteminin önce Suudi Arabistan'ı, sonra tüm bölgeyi dizayn etme çabasının bir halkasıdır. Lübnan'da etkili olan diğer taraf İran destekli Suriye. İsrail ise Suriye ve İran destekli Hizbullah'ın kendini tehdit eden gücünden rahatsız ve ne pahasına olursa olsun Hizbullah'tan kurtulmayı kafasına koymuş. Bunun için de 2006'da olduğu gibi Lübnan'a saldırabilir, bu ülkede iç savaş çıkartabilir ve bunun için de büyük müttefik ABD ve Lübnan'ın eski sömürücüsü Fransa'dan destek alabilir.

Hizbullah'ı hedef alan İsrail, kuşkusuz Suriye ve İran'ı hedef  almış olacak. İşin içine İran girince bildik Amerikan yanlısı Arap ülkeleri devreye girecek ya da sokulacak.
Tüm bunlar planlanırken başta Suudi Arabistan olmak üzere hepsiyle son yıllarda 'gerçekleri göstermeye' yönelik olumlu ve başarılı ilişkiler kuran ve geliştiren Türkiye, yeniden zor seçenekler karşısında bırakılacak. Çünkü Türkiye aynı zamanda İran ve Suriye ile yakın ilişkiler geliştirmiş ve başarılı bölgesel politikalarından dolayı herkesin güven, saygı ve sevgisini kazanmış.

ABD, İsrail ve AB içinde Türkiye karşıtı olanlar Türkiye'siz bir Ortadoğu'yu çok daha rahat karıştıracaklarına inandıkları için hep bildik pis oyunlarını bir kez daha Lübnan'da tekrarlamak istiyor. Lübnan'ın ve dolayısıyla bölgenin karışması; Türkiye'nin Lübnan, Suriye ve Ürdün ile başlattığı 'Dörtlü işbirliği projesi'ni suya düşürecek, bu ise Türkiye'nin tüm bölgesel çabalarına büyük darbe indirecektir.

'Düşmanların' oyunu açık, net ve tüm detaylarıyla  görülmektedir.
Bakalım başta Gül-Erdoğan-Davutoğlu olmak üzere bölgedeki 'Ortak akıl'a sahip liderler bu pis oyuna karşı nasıl bir önlem alacak?
Kişisel olarak ben bu 'Ortak akıl'a sahip insanların bu oyunu bozacak zeka, güç ve yeteneğe sahip olduğuna inanıyorum.
Hariri'nin Ankara'ya gelmesi ya da getirilmesi şimdilik yeterli bir kanıt.

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Mehmetçik yeni kamuflajlarıyla görev başında

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı