• $9,4611
  • €11,0002
  • 548.036
  • 1509.01
25 Aralık 2010 Cumartesi

Diplomasi, özerklik ve WikiLeaks

Salı günü Suriye Başbakanı Itri, 10 bakanı ile birlikte Ankara'daydı. Başbakan Erdoğan'ın 25 Aralık 2009 Şam ziyareti sırasında oluşturulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin çalışmaları çerçevesinde gerçekleşen Ankara görüşmelerinde ikili ve bölgesel tüm konular geniş kapsamlı olarak ele alınarak konuşuldu. Itri, Ankara'ya gelmeden bir gün önce tüm Suriye gazeteleri ve Arap medyası Başbakan Erdoğan'ın Suriye Haber Ajansı'na verdiği söyleşiyi yayınladı. Ankara'da görüştüğüm Itri ise Başbakan Erdoğan'ın Aşure Günü törenlerine katılmasını ve orada yaptığı konuşmasını çok önemsediklerini söyledi.

Perşembe günü Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) üyesi 9 ülkenin lideri İstanbul'da bir araya geldi. Burada çok önemli ikili görüşmeler yapıldı. EİT üyesi olmamakla birlikte Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani de zirveye katılmış ve Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile önemli görüşmelerde bulunmuştu. Benzer görüşmeleri İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad da gerçekleştirdi. Dün de Gül ve Erdoğan araları bozuk olan Pakistan ve Afganistan liderlerini bir araya getirdiler. Ermeni soykırım yasası çarşamba günü Ankara'nın sert tepkisi sonucu Amerikan Kongresi'nden geçmedi.
Dış politika sürecinde bu tür önemli gelişmeler yaşanırken Türkiye 'iki dil ve özerklik' tartışmalarıyla uğraşıyordu.

Öcalan'ın eylemsizlik kararı için belirlediği yeni tarih olan mart ayına kadar alevlenmesi beklenen bu tartışmaların, seçim yaklaştıkça AK Parti hükümetini zorlayacağı tahmin edilebilir.

Çünkü Öcalan kendisini gündemde tutmak için bazı Türk aydınların da destek verdiği bu konuyu kullanmaktan geri kalmayacaktır. Öcalan; seçim yaklaştıkça hükümeti bu konu üzerinden sıkıştırabileceğini düşünüyor.

Özetle Türkiye bir yandan dış politikanın karmaşık gündemiyle uğraşırken aynı zamanda iç politikanın sıcak gelişmeleri ile karşı karşıya kalmakta ya da bırakılmaktadır.

'Liberal demokrat' aydınlarsa dış ve iç politikanın gelgitleri arasında kişisel çelişkilerini hep yaşayacaklardır. Çünkü Çarşamba günü El-Cezire televizyonuna konuşan WikiLeaks'in sahibi Assange bakın ne diyor:

'Her yerde Amerikalılara bilgi sızdıran ve onlarla işbirliği yapan çok sayıda muhbir bulunmaktadır.Yakında bunların da adlarını açıklayacağız'..
Oysa dünkü gazetelerde Assange'ın bu sözleriyle ilgili hiçbir haber yoktu. Bazı meslektaşlarımız ise Assange'ın 'İsrail ile ilgili yazışmaları yakında yayınlayacağı' yönündeki açıklamasını hatırlatarak 'Belgelerde neden İsrail yok' diyen hükümete sataşmayı tercih etti. Oysa Assange, İsrail ile ilgili açıklamasında bakın ne diyor:
'Elimizde İsrail ile ilgili 3700 kadar belge var. Ancak bunları belki 6 ay sonra yayınlamaya başlayacağız.'

Daha önce yazıp söylemiştim:
'Yazışmalarda adı geçen muhbirlerin adlarını açıklamadığı ve İsrail ile ilgili yazışmaları yayınlamadığı sürece WikiLeaks belgelerinin bana göre hiçbir önemi yok.'
Assange şimdi çıkıp 'İsrail ile ilgili belgeleri 6 ay sonra yayınlayacağız' diyor.
Peki neden 6 ay sonra? Türkiye dahil tüm ülkelerle ilgili yazışmaları hızla yayına sokan Assange, acaba neden İsrail belgelerini yayınlamıyor? Üstelik kendi söylediği gibi bu belgelerin bazıları tasnif edilmiş ve konusu da belli. Assange'ın konusunu açıkladığı belgelerde ise önemli hiçbir bilgi yok çünkü Mabhuh'un ve Suriyeli subayın öldürülmesi ve Lübnan savaşıyla ilgili tüm gerçekler bilinmekte ve İsrail'in suçluluğu kanıtlanmış durumda. Umarım 'Mossad bizimle uğraşıyor' diyen Assange, İsrail ile ilgili belgelerin turşusunu kurmaz ve bir an önce en önemlilerini açıklamaya başlar.
Çünkü yalnız o zaman İsrail'i seven beyler, göğüslerini gere gere piyasada dolaşabilirler.

<p>Evi alev alev yandı. Tabloları küle döndü. O, gözyaşları içinde basın açıklaması yaptı.</p><p>Ola

Çevreci ressamın evi yandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan'a geldi

WhatsApp 1 Kasım'dan itibaren bu telefonlarda desteklenmeyecek

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi