• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
29 Mart 2011 Salı

Demokrasi mücadelesi

Cumhuriyet 1923 yılında kuruldu. Yani 88 yıl önce. 1950 seçimlerini baz alırsak Türkiye'de demokrasinin 61 yılı. Reformlardan söz edeceksek 1. ve 2. Tanzimatlara kadar uzanmamız gerekir. Ancak uzun gibi görünen bu sürelere rağmen Türkiye hala çok ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Çok partili sisteme geçildikten sonra ülkede 4 askeri darbe ve bir o kadar iç savaş riski taşıyan kargaşalar yaşandı. Kürt sorunu ise hala gündemde. Avrupa'da ise demokrasinin maliyeti 1.ve 2. Dünya Savaşlarında ölen 60 milyon insan.
Gelelim Ortadoğu denilen coğrafyaya.
Bildik seri sonu uzmanlar, adını hiç duymadığım 'Ortadoğu uzmanları' ve aniden televizyonlar tarafından bulunup ekranlara çıkartılan ve ne kendi ne de Türkiye tarihini bile bilmeyen bazı Arap kökenli meslektaşlarımız garip ve bir o kadar yüzeysel değerlendirmelerle buradaki gelişmeleri yorumluyorlar. Sonra da çıkıp 'Bu coğrafyada demokrasi neden olmuyor' diye soruyorlar. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi demokrasinin bu coğrafyada tam anlamıyla gerçekleşmemesinin nedeni bu tür yarı cahil sözde aydınlardır.
Örneğin dikkat ederseniz artık hiç kimse Tunus ve Mısır'ı konuşmuyor. Gün gelecek Libya da unutulacak. Suriye ise Türkiye'ye komşu olduğu için ön plana çıktı. Oysa hiç kimse Suriye'deki olayların neden önemli olduğunu anlayamadı ve dolaysıyla Türk halkına anlatamadı. Suriye bölge gelişmeleri ve denklemleri açısından en önemli ülke. Suriye; Türkiye ile geliştirdiği son dönem stratejik ilişkilerinden dolayı Batı'nın hedef tahtasına konuldu. Irak işgal edildikten sonra ikinci hedefin Suriye olduğu ilan edilmişti. Başkan Esad'ın Ocak 2004 Türkiye gezisinden bir yıl sonra BM Güvenlik Konseyi Suriye askerlerinin Lübnan'dan çıkarılması için karar aldı. Bu yetmedi Mart 2005'te Lübnan eski Başbakanı Hariri öldürüldü ve Batılılar Suriye'yi suçladı. Sonra İsrail; Suriye'nin desteklediği Lübnan ve Gazze'ye saldırdı. Bu yetmedi İsrail uçakları zaman zaman ve Türk hava sahasını ihlal ederek Suriye'nin bazı bölgelerini bombaladı ve kişilere yönelik suikastlarda bulundu. Sonra da Batı çıktı ve Başkan Esad'a reform çağırısı yaptı. Oysa herkes bilir ki Batı'nın yukarıda özetlemeye çalıştığım dolaylı-dolaysız saldırıları olmasaydı; Esad bu reformları çoktan ve çok daha rahat yapmış olacaktı. Çünkü Suriye'deki karanlık ve demokrasi düşmanı kişi ve çevreler dış ve iç saldırıları bahane ederek Başkan Esad'dan reformları ertelemesini istiyor ve bunu sağlıyordu. Ama her şeye rağmen genç Esad iktidara geldiği günden bu yana Suriye'de çok şey yaptı. Nitekim bugünün Suriye'si ile babası Hafız Esad'ın Suriye'si arasında binlerce fark var. Ama her şeye rağmen her şeyin dört dörtlük olduğunu söylemek elbette mümkün ve doğru değil. Çünkü hala keyfi tutuklamalar yapılıyor, demokratik seçimler yapılmıyor ve insanlar başkanı sevmelerine ve ona güvenmelerine rağmen çevresindeki kişilerin yolsuzluk ve pisliklerinden rahatsız. Bir de işin içine provokasyon girince doğal olarak işler karışıyor. Tıpkı Libya'da olduğu gibi.
Gelelim olası gelişmelere.
Başkan Esad bugün ya da yarın önemli açıklamalarda bulunacak. Reform ve demokrasi yönünde önemli adımlar atılacak ve belki de hükümet görevden alınacak. Suriye ve Başkan Esad, bu mücadeleyi halkla birlikte kazanmak zorunda. Bu nedenle Türkiye, Suriye'ye destek vermektedir. Çünkü Suriye'nin karışması ya da Libya türü bir duruma gelmesi ya da getirilmesi bölgedeki tüm dengeleri altüst edecek, tüm coğrafya sonu gelmeyecek karanlık ve çok kanlı bir dönem yaşamaya başlayacak ve bundan yalnızca İsrail kazançlı çıkacaktır.
Medyatik uzmanlar olaylara bir de bu yönden bakarlarsa hem kendileri anlar hem de halkı aydınlatırlar.

<p>Zonguldak'ta Emniyet Müdürlüğü'nde görevli trafik polisi Mustafa Dönmez, koronavirüs tedavisi gör

Zonguldak'ta trafik polisi koronavirüse yenik düştü... Acı detay ortaya çıktı

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı