• $33,0413
  • €36,0249
  • 2561.47
  • 11064.9
26 Ağustos 2022 Cuma

‘Yazıldın' yandın! ‘Kelime'nin gücü…

1

Alev Alatlı 'Nasihatname' serisinin 1. Cildi 'Fesuphanallah'ta bir alıntıya yer verir;

"Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları o bayraklaştırıyor. Yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar... Mukaddeslerin rengine bürünen bir bukalemun kelime, semavi kitapların şeytanı."

Ve der ki Alatlı: "Rahmetli Cemil Meriç bu satırlardan başka bir şey yazmasaydı da olurdu diye düşünüyorum."

Görüldüğü üzre Alatlı, Meriç'in kelimelere dair tanımlamasını yine kelimeler vasıtasıyla yüceltiyor. Dahası Meriç de kelimelerin hakkındaki düşüncelerini kelimelerle yapabiliyor.

Öyleyse, hangi yöne dönersek dönelim kelimelerden kurtulmamız, kelimelere karşı bağımsız kalabilmemiz mümkün değildir.

2

Biz, Alatlı'nın Cemil Meriç için kurduğu cümle türünden iddialı bir şey söyleyemeyiz fakat, Türkiye'de onun kelimeleri en iyi anlayan, en mükemmel şekilde kullanan biri olduğuna şahitlik edebiliriz.

Alatlı öyle bir kelime kullanıyor ki tek başına hem durumu izah ediyor hem de bizi tarihi bir perspektifle yüz yüze bırakıyor.

'Yazılmak' diyor Alatlı;

Öteki birine öykünmek, onun yanında yer almayı istemek, onun fikirlerini benimsemek/bayraktarlığını yapmak, ona ram olmak;

Asker yazılmak gibi bir şey...

'Yazılmak' kelimesinden birbirine eş anlamlı iki kavram üretiyor Alatlı;

'Avrupalılığa yazılan Hıristiyanlar' ve 'Hıristiyanlığa yazılan Avrupalılar.'

Mesela, Alatlı'ya göre Rusya asırlar boyu Hıristiyan olduğu/Hıristiyan yazıldığı için Avrupalı sayıldı.

Ne zamanki Ekim Devrimi sonrası, bütün dinler ve inançlarla beraber Hıristiyanlıkta denklemden çıkarıldı, ondan sonra Avrupalılar birden Rusya'nın Asyalı olduğunu keşfettiler; Lenin'in, Stalin'in ve nihayet Putin'in despot ve zalim olduğunu gördüler.

Oysa; Büyük Petro'nun ve Çariçe II. Katerina'nın Lenin'den, Stalin'den daha az despot olduğunu kim söyleyebilir ki...

Buradan bakınca görülüyor ki, Avrupalılar (sonraları buna Amerika da eklendi) için Hıristiyanlık bir inanç, bir din olmanın ötesinde kimlik/aidiyet belirleyen bir şey aynı zamanda...

3

Öte yandan;

Kendini Avrupalı yazdıran;

Sonradan Avrupalılaşan, Avrupalıya benzemeye çalışan ve Avrupalıların ürettikleri değerleri kendine rehber edinen, herkes Hıristiyanlaşmış olur.

Buradaki Hıristiyanlaşma; ritüelleriyle, ibadetleriyle bir dini bellemekten çok; bir mantaliteye, ahlak çerçevesine dahil olmak anlamındadır.

Bir başka deyişle kültürel olarak Hıristiyanlaşmaktır.

4

Meseleye Türkiye bağlamında bakarsak;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluşundan itibaren Avrupalılaşmayı ulaşılması gereken bir hedef olarak bellemiştir.

Mustafa Kemal'in 'muasır medeniyet' diye kitlelerin önüne koyduğu da Avrupai değerler skalasından başkası değildir.

Ve neredeyse 100 yıla yakın Türkiye bu minval üzre idameihayat etmiştir.

Ta ki; Recep Tayyip Erdoğan Başkanlığında Ak Parti; Avrupa'nın dışında da dünyaların var olduğunu, Avrupa'nın dayattığı değerlerin dışında da insanlığın peşinden gitmeyi hak eden değerler dünyası olduğuna dair inançlarını söyleyip, öteki dünyanın da buna dikkatini yöneltmesi gerektiğini ifade etmesinden sonra, tabiri caiz ise kıyamet koptu.

Nasıl ki Rusya Ekim devriminden sonra Avrupalılıktan tart edildiyse, Türkiye de Avrupa'nın (Avrupa Birliği'nin, NATO'nun) dışına itilmek istendi.

Nasıl ki Hıristiyanlıktan uzaklaştıktan sonra Rus liderleri otoriter olarak tanımlandıysa, Recep Tayyip Erdoğan da onlar gibi otoriter olarak tanımlanmaya başladı.

Amerika'yı da içerecek biçimde Avrupa, bizzat kendisi açıktan ya da sinsice Türkiye'ye saldırdığı gibi 'Avrupalı yazılan'larla birlikte içeriden de saldırmakta.

6'lı masa diye maruf olan yapı içerideki Avrupalılaşmışların Türkiye'ye saldırıların ileri karakolu mahiyetinde.

Masada sandalye sahiplerinin derdi kişisel olarak Erdoğan'la hesaplaşma arzularından çok Avrupalılaşmış olmalarının kendilerine yüklediği sorumluluğu yerine getirmek olarak tezahür etmekte.

Mesela; CHP, öteden beri İslam düşmanlığıyla Avrupalılaşma yarışında ve Hıristiyan kültürüne yaslanmakta birinciliği kimseye kaptırmamakta.

Daha dün; kendini güzel ve akıllı sanan(!) bir televizyoncunun, İçişleri Bakanı'nın jandarmalara "göreve abdestli gidin" demesine çemkirmesi meselenin en canlı örneğidir.

Masada milliyetçilik üzerinden, Avrupalı yazılan hanımefendi, Avrupa'da yükselişte olan faşist-sağcı anlayışla yarışıyor handiyse.

Müslüman mahalleye mensup olarak tanıdığımız Ali Babacan'ın ise, konuştukça daha iyi anlaşıldığı üzre uzun süredir ekonomi üzerinden Avrupalı yazılmışlığı daha net görülüyor.

Keza Davutoğlu da akademi ve strateji derken Avrupalı muhataplarından, meslektaşlarından farklı bir yerde durmadığını göstermekte...

Geldik zurnanın zırt dediği yere:

Ak Parti içinde ve Müslüman mahallesinde de niceleri var ki;

'İlerlemecilik' anlayışını tartışmasız benimsemeleri

Ve 'günümüzde aslolan olgu değil algı' söylemiyle, bilinçli ya da bilinçsiz Avrupalılığa yazılmış durumdadır.

Allah yazımızı okunaklı,

Ve bahtımızı açık etsin inşallah.

<p>Olay, dün saat 01.00 sıralarında Güllübağlar Mahallesi Memlük Sokak üzerinde bulunan, kalıp imala

İstanbul'da korkunç olay: İşçinin makineye sıkışan eli koptu

3 bin 500 yıllık tarifle 8 çeşit ekmek yapıldı! Yozgat'taki arkeolojik kazılarda bulundu

Su üzerinde hareketsiz görünce ceset sandılar! Gerçek ortaya çıkınca...

İletişim Başkanlığı'ndan 15 Temmuz'a özel etkinlikler: Milletin Zaferi temasıyla düzenlenecek