• $ 7,7828
  • € 9,2843
  • 452.762
  • 1345.91
Reklamı Kapat

“Türkiye bir Cumhuriyettir” (1)

1

Takip ettiğim bir iki haber kanalı vasıtasıyla haberdar oldum.

Geçenlerde, Konya’da, yaşı hayli geçkin, takım elbiseli ve kravatlı bir beyefendi(!) ile çarşaflı bir hanımefendi tartışıyorlardı.

Anlaşılan adam kadının çarşafını yadırgayarak sataşma gereği hissetmiş, durmadan;

Türkiye bir Cumhuriyettir” diyordu,

Kadın ise;

Demokrasilerde herkes istediği gibi giyinir.” diyerek Türkiye’de demokrasi olduğunu söylemek istiyordu.

2

Malum; yakın geçmişte 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık ve 10 Kasım Mustafa Kemal’in ölüm yıldönümü geçirdik.

Dikkat edildi ise her iki gün vesilesiyle Kemalistler her zaman olduğu gibi yine Atatürk ve Cumhuriyet üzerinden ‘ötekilere’ salvo atışında bulundular.

Artık ikrah getiren;

“Atatürk olmasaydı (Cumhuriyet olmasaydı) adınız dahi Ahmet Mehmet olmazdı…”

“Bugün ezan okunuyorsa Atatürk (Cumhuriyet) sayesinde okunuyor…” türünden söylemlerini devam ettirdiler.

Oysa onların derdi ne milletin dini diyaneti ne de ismi ve nesebidir.

Bu söylemler onların despotik, baskıcı, zulme teşne anlayışları için kullanışlı ve faydalı bir kılıftan başka bir şey değildir.

3

Görülmüş ve kabul edilmiştir ki tarihi galipler yazar;

Ve galipler her zaman kendilerini haklı gösterir.

Bu cümleden olarak;

Cumhuriyetin kurucu kadrosu İstiklal Savaşı kazandıkları için haklı olarak, tarihe, kendilerinin yaptığı her şeyi iyi ve güzel;

Saltanatı ve hilafeti resmen ilga ederek varlığına son verdikleri Osmanlı’ya ait her şeyi kötü ve çirkin olarak dercetmişlerdir.

Bu durumda yeni devletin idari şekli Cumhuriyet ‘halkın egemenliğini’ idareye taşıması iddiasıyla iyi,

Osmanlı’ya ait monarşi ise sultanlık ve halifelik dolayısıyla kötü ve despot olmak durumundadır.

Oysa, Osmanlı Monarşisi’nin despotik ve antidemokratik olduğuna ilişkin öyle pek bilimsel tespitler olmamasına rağmen,

Yeni cumhuriyetin demokratik olmadığını gösteren onlarca yüzlerce binlerce yaşanmışlık ve araştırma mevcuttur.

Halkın egemenliğini tesis hususunda tek yol olan seçimler dahi usulünce işletilmemiştir.

Bakmayın açık oy gizli tasnif milletvekili seçimlerine,

Asıl idareyi belirleyen devlet başkanları seçimle mukayyet değildirler.

Kötü bir tiyatro provası niteliğinde yapılan seçimlerle oluşan meclislerde hem M. Kemal hem İsmet İnönü ömür boyu parti başkanı ve Cumhurbaşkanı seçilmişlerdir(!)

Oysa cumhuriyetle taalluk eden seçim mutlaka süreli olmak durumundadır.

Mustafa Kemal’in 14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda yaptığı konuşmada iddia ettiği üzere Cumhuriyet sırf adından dolayı iyi ve doğru değildir.

“Cumhuriyet, fazilet-i ahlakiyeye müstenid bir idaredir, cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide müstenid bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir…”

Görüldüğü gibi tamamen indi, hiçbir gerçekliğe müstenid olmayan, sadece tumturaklı sözlere dayalı bir Cumhuriyet anlayışı.

Ne yazık ki Mustafa Kemal’in bu nutkundaki ‘fazilet’ ve ‘namus’ vurgusu devam eden yıllarda Cumhuriyetçiler/Atatürkçüler/Kemalistler için kullanışlı ve işe yarar bir aparat olmuştur.

Fazilet ve namus kendilerine tescillenince; kendileri dışında kalan herkesi; korkaklıkla, sefillikle, namussuzlukla, zilletle vs. damgalamaya kalkışmışlardır.

Kaldı ki, cumhuriyetin kendisi dahi pek matah bir yönetim şekli olmayıp, yerli kurucuların elinde tamamen bir zulüm ve despotluk aracı haline gelmiştir.

Başta verdiğimiz ve 29 Ekim ile 10 Kasım nedeniyle onlarcasıyla karşılaştığımız örneklerde göstermiştir ki Kemalistler hala milleti Cumhuriyet sopasıyla dövmeye çalışmaktadır.

(Devam edecek)

Süleymaniye'nin müziği hangisi?

Süleymaniye'nin müziği hangisi?

Seyfe Gölü, yağış olmaması nedeniyle kurudu

Seyfe Gölü, yağış olmaması nedeniyle kurudu

Vahşi doğanın yaşayan vampirleri

Vahşi doğanın yaşayan vampirleri

'Yeditepe Huzur' uygulamasının bilançosu açıklandı

'Yeditepe Huzur' uygulamasının bilançosu açıklandı