• $13,6707
  • €15,4631
  • 782.68
  • 1927.39
6 Nisan 2017 Perşembe

Olağandışı şeyler

1

15 Temmuz darbe girişimi olağandışı bir kalkışmaydı.

O güne dair anlatılanların tümünde şöyle bir cümleyle karşılaşırız; “… darbe yapılıyormuş dediler, inanamadım, ne darbesi, bu devirde darbe mi olur…” vs.

Yani olup biteni kimse doğal, tabii, olağan karşılamamıştı.

Darbeye karşı milletin direnişi ise olağanüstü bir şeydi.

Darbeden sonraki gelişmelerde (olumlu-olumsuz) olağandışı seyrine devam etti.

Şehit ve gazi yakınlarının metanetleri ne kadar olağanüstü ise, demokrasi nöbetleri de o kadar olağanüstüydü.

Darbeye senaryo diyenler ne kadar olağandışı bir konuma savruldularsa, Batı’nın verdiği tepki de o kadar olağandışıydı.

Hatta, Devlet Bahçeli’nin, 16 Nisan’a giden yolu açışı bile olağan karşılanacak bir durum değildi.

2

Batı demişken…

15 Temmuz’dan sonra Batı’nın tavrı tam anlamıyla bir şaşkınlık göstergesiydi.

Öteden beri Batı, Batı dışı ülkelerde darbe yaptırır ama bunu açık etmezdi. Çünkü ‘darbe’, olağan hukuk kurallarına göre suç sayılan bir şeydi.

15 Temmuz darbe girişimi başarısız olunca, senaryo tek taraflı olarak kesin başarı üzerine kurgulandığı için, başarısızlık durumunda nasıl davranılacağına dair gerekli ders iyi talim edilmediğinden, açığa düştüler.

Sonra da Türkiye’ye karşı tavırlarını açıktan sürdürdüler, nasıl olsa deşifre olmuşlardı.

Bu nedenle, Türkiye’den kaçıp kendilerine sığınan FETÖ’cüleri himaye ettikleri gibi;

Alman istihbarat kurumu başkanı; “Ben darbenin arkasında FETÖ’yü görmedim” diye beyanatta bulunaktan çekinmedi. Bir anlamda darbenin arkasında biz yokuz demeye getirdi. Aynı tavrı ve dili İngiliz Parlamentosu’nun hazırladığı raporda da gördük.

Ve son kertede de 16 Nisan nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti bakanlarına ve devletine karşı ortaya konulan olağandışı şeylere şahit olduk.

Avrupa zıvanadan çıkmıştı tabiri caiz ise…

Olağan hiçbir kuralı, normu, yasayı, tanımıyor, takmıyordu.

3

Hani, medyada şöyle bir olayla karşılaşırdık. Türkiye’de, Batı’nın ve Batı’nın içerideki işbirlikçilerinin hoşuna gitmeyen bir gelişme olsa; içeriden bir muhabir üzerinden dışarıda bir haber yapılır veya bir makale yazılır sonra o; “bak Batı ne diyor” diye içeriye servis edilirdi.

Bu kez aynı şey farklı bir şekilde karşımıza çıkmış durumda.

Alman İstihbarat şefi ve İngiliz Parlamento raporu; darbenin arkasında FETÖ’yü göremedik dedi ya; hemen, içerideki uzantılardan biri, Kılıçdaroğlu; “kontrollü darbe’ diye olağandışı şeyler söylemeye başladı.

Yetmedi, Deniz Baykal; “hayır çıkarsa, Yunan’ı İzmir’de denize döktüğümüzde nasıl sevindiysek öyle sevineceğiz” dedi.

Bir başkası dizginlerinden tamamen boşalarak öne fırlayıp; “evet diyenleri denize dökmekten…” bahsetti.

Nereden bakarsanız bakın…

Bu söylemlerin hiçbirisi olağan şeyler değildir.

Aklı başında hiçbir insan, normal şartlarda, olağan dizgi içinde böyle şeyler söyleyemez, söylememesi gerekir.

4

Bütün bu gelişmelerden çıkan sonuç şudur ki; 16 Nisan olağan bir evet-hayır oylaması değildir.

Bu kadar olağandışı şeylere karşı Allah’ın izniyle 16 Nisan’da olağanüstü bir şey gerçekleşecektir. Vesselam.

<p class='MsoNormal'>Peki, bu karar neden önemliydi? Akşam Gazetesi Yazarı  Oğuzhan Bilgin tüm merak

Artık her yerde 'Türkiye'

İsrail hapishanesinden kaçan Filistinli tutuklular mahkemede darbedildi

Bir çiftçi tarafından bulundu! İçinden servet çıktı

Kedilerin en çılgın halleri