• $7,3505
  • €8,9443
  • 438.027
  • 1536.11
25 Aralık 2020 Cuma

‘MUKADDİME'ce/6 Bir an için düşünelim

1

Malum,

Türkiye’de siyaset Başkanlık Sistemi tartışmaları çerçevesinde sürdürülmektedir.

Ak Parti ve MHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş için çalıştığı gibi, şimdi de ‘kervan yolda düzülür’ hesabı sistemin eksiğini gediğini gidererek sürdürülebilir olması için iradelerini ortaya koymuş durumdadır.

İkisinin haricinde, irili ufaklı ne kadar siyasi teşekkül var ise; bu sistemin otoriter, tek adamcılığa dayalı olduğunu, bu nedenle zinhar yanlış olduğunu ve yeniden parlamenter sisteme dönülmesi gerektiğini savunmakta.

2

“İnsan nevi için içtima (sosyal organizasyon) ve toplu olarak yaşamak zaruridir. Aksi takdirde insanların varlıkları ve onlar vasıtasıyla Allah’ın alemi mamur ve onları arada kendine halife kılma yolundaki iradesi tam olarak gerçekleşmiş olmayacaktı.” (S. 214)

Ancak, insanların bir arada yaşaması yeryüzü imar etmek ve ümran kurmakla kalmaz, insanlar arası birçok anlaşmazlıklara ve çatışmalara da vesile olur.

Yani bir insan diğer insan için korunulması gerekilen bir tehdit ve tehlike haline gelir.

Böyle olunca; insanların yekdiğerinden korunması için: “Yabani hayvanların tecavüzlerini defetmek için imal edilmiş olan silah, insanlardan gelen tecavüzleri defetmeye kafi değildir. Çünkü aynı silah diğer insanların hepsinde mevcuttur. Şu halde insanların yekdiğerine tecavüz etmelerini önleyecek ‘başka bir şeye’ behemehal ihtiyaç vardır. Bahis konusu ‘başka şey’, kendilerinin dışında olan bir canlı olamaz. Çünkü hayvanların tümü idrak ve ilham itibarıyla insanlardan eksiktir. O halde bu bahis konusu vazi (hakim, otorite sahibi) insanlardan biri olacaktır. Fakat bu vazinin diğer insanlar üzerinde bir galebesi, sultası, kahir eli ve üstün bir hakimiyeti bulunacaktır. Böyle olmalıdır ki, bir kimse diğerine tecavüz edemesin, zarar veremesin.” (S. 215)

Yukarıdaki alıntılara baktığımızda; İbn-i Haldun’a göre toplulukların, kavimlerin, milletlerin birbirlerinin haklarına tecavüz etmeden, birbirlerinin hukuklarını ihlale kalkışmadan birlikte yaşamaları için bir tek kişide cisimleşmiş bir otoriteye ihtiyaç zaruri bir şeydir.

Devam eder üstat ve; kimi hayvanlar arasında da lider vardır. O zaman insanlarla hayvan arasında ne fark vardır?.. sorusuna şöyle cevap verir: “Ancak bahis konusu husus insandan başkasında, fikrin ve siyasetin icabı olarak değil, fıtratın ve hidayetin (içgüdünün) gereği olarak mevcuttur.”

Neymiş, insanlar arasından birisinin lider olarak öne çıkması fikrin ve siyasetin konusuymuş.

İbn-i Haldun söylememiş olsa da biz bu tespitten; fikrin ve siyasetin devreye girmesinden dolayı hadari toplumlarda liderin seçimle belirlendiğini söyleyebiliriz.

Son kertede seçimlerin belirli bir süre için yapıldığını da söylediğimizde bugünkü sisteme iyice yaklaşırız.

Daha doğrusu İbn-i Haldun’un sosyal hayat için zaruri gördüğü emredici/yasak koyucu/arabulucu yönetici anlayışında bugüne dair açıklayıcı veriler bulabiliriz.

3

Bu bapta asıl söylemek istediğim;

İbn-i Haldun, kimi Müslüman alimlerin, toplum ve devlet yöneticilerinin varlığını ve meşruiyetini nübüvvete kadar götürmelerine şiddetli bir biçimde itiraz eder.

Geçmişte de halde de peygamber gelmemiş topluluklarında düzen kurduğunu, devlet olduğunu göstererek, liderliğin uluhiyete ait bir husus olmadığını, insani ihtiyaçlar sonucu ortaya çıktığını anlatır.

Şeriat olmadan da bir toplum düzeni ve devlet teşkilatı kurulabileceğini söyler.

Bir anlamda üstat, lahuti (ilahi) olan ile nasuti (insani) olanı ayırır.

Ardılları, bu tavrı ve tespiti nedeniyle laikliğin ilk mübeşşiri olarak görmüşlerdir İbn-i Haldun’u.

4

İleride bu hususa tekrar dönebiliriz.

<p>'Dünyada bir pandemi gerçeği var. Türkiye'de pandemiyle mücadele ediyor. Ekonomik ve sosyal hayat

'Marketlerdeki etiket anarşisi önlenmelidir'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Sosyal medyada en çok paylaşılan mantık soruları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!