• $9,3444
  • €10,867
  • 530.445
  • 1417.7
16 Temmuz 2021 Cuma

Mukaddime'ce/23 15 Temmuz vesilesiyle

1

Önemine binaen, tekraren, bir kez daha...

Malumunuz Üstat İbn-i Haldun organizmacı yaklaşımıyla devletleri/kurumları insana benzetir.

Hatırlatma babında tekrarlarsak;

Devletler/kurumlar da tıpkı insanlar gibi; doğarlar, gelişirler, olgunlaşırlar, yaşlanıp zayıflarlar ve nihayet ölürler.

Bu süreci de bir zaman dilimiyle tahdit eder üstat.

Ve sonra der ki; bu süre kesin/değişmez değildir. İç dinamikler ve dış şartlar nedeniyle çok az kısalsalar da çoğunlukla uzayabilirler.

Bu uzama ameliyesinin gerçekleşmesi için sürece 'taze kan' girmesi gerekir.

2

Doğrusu, 251 şehidimize ve yüzlerce yaralımıza karşılık; '15 Temmuz'un, iki yönlü olarak, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem Ak Parti için 'taze kan' olabileceği ihtimaline yürekten inanmıştım.

İbn-i Haldun'un kavramsallaştırdığı 'taze kan' iki türlü yorumuyla da 15 Temmuz'da mevcuttu sanki.

Hem kelime anlamıyla 'kan' akmıştı, hem mecaz anlamıyla üzerine ölü toprağı saçılmış olduğunu zannettiğimiz Anadolu ruhu/irfanı/feraseti bir gecede, ansızın, hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tecelli etmişti.

Ne yazık ki; hiç de umulan olmadı.

15 Temmuz 'taze kan' yerine geçmedi.

Oysa, halk/millet yapacağını yapmıştı.

Uçaklar hainlerin komutasında homurtularıyla gökyüzünü yırtarken, milletimiz üzerimize çöken iki-üç asırlık zulmeti parçalamıştı, zilleti tekmelemişti, beşeri bukağıları kırarken, topluca Allah'ın ipine sarılmanın kerametini yaşıyordu. Her sokak başında, meydanda unutuldu zannedilen diğerkamlığın abidesi dikiliyordu. 'Adres sormayan kurşunlara' karşı insanlar birbirine siper oluyordu. 'Vurulup tertemiz alnından yere düşenler' düşmüyorlardı, henüz hayatta kalanlar tarafından el üstünde baş üstünde taşınıyor, göğe doğru yükseltiliyordu. Şehitlerin kanı gazilerin elinde kına oluyordu. Köprü başlarında, havaalanlarında, şehirlerin meydanlarında hainlerin sinsi ve kancıkça pusularına/tuzaklarına karşı yiğitçe/mertçe barikatlar kuruluyordu.

En son teknolojilerle donatılmış silahlara karşı halk 'yüreğini muska' yaparak direniyordu.

Velhasıl o gece insanlık onuru, Anadolu ruhu, mücahitlik şuuru katil silahları ve de sahici katilleri susturmuştu.

Halk yapacağını yapmıştı.

Bundan sonrası ülkenin münevverlerine, okumuşlarına, kanaat önderlerine, siyasilerine, akademyasına, bürokrasisine ve dahi ulularına kalmıştı.

Ne yazık ki, o vadide hiç kimse görevini yapmadı.

Ya da yapabilecek donanıma sahip olmadıkları için yolda kaldılar, tökezlediler, düştüler, geri çekildiler vs.

Olmadı! Olmadı işte!

Aradan 5 yıl geçmesine rağmen;

Ne romanı yazıldı, ne destanı...

Ne filmi yapıldı, ne de belgeseli.

Ne de akademik bir literatür oluştu geçen bu 5 yıllık süre içinde.

Bir kıvılcım, halkın uyanmasına, ayağa kalkmasına yetti de;

Okumuşların üzerlerindeki ölü toprağını, zihinlerine takılmış batılılaşma prangasını atmaya 251 şehit ve yüzlerce gazi bir şey yapamadı.

3

İmdi; (ukalalık sayılsa da derdimi beyan sadedinde...)

'Dünya nöbeti' tutmaktan yorulmuş olsa da, yaşanmışlığı çalışma azmini ve ritmini törpülemiş bulunsa da;

Gümüşhaneli, ağzı kekik kokan esmerinden beyazına kadar Türklerin;

Ayrı ayrı ayrılıkçı ve/veya bütünlükçü Kürtlerin,

Rusların, Amerikalıların, Avrupalıların ve dahi dünyanın hikayesini yazan;

Edip ve düşünür, üstat Alev Alatlı, 15 Temmuz'un romanını yazamaz mıydı? Yazardı da niçin yazmadı acaba?

Aynı şekilde;

"Bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan, Halksa kal'am onu kal'a kılan benim

Boşanır damarlarıma yılların kahraman gürültüsü

Çünkü kavganın göbeğidir benim yerim" diyen İsmet Özel, acaba niye 15 Temmuz destanı yazmadı/yazamadı.

4

Mehmet Akif üstada uyarak biz de diyelim ki: Varsın hikayesi, romanı, şiiri yazılmamış olsun, Allah bir kez daha bu millete 15 Temmuzlar yaşatmasın.

Not: 15 Temmuz'la ilgili 15/07 Şafak Vakti isimli filmin yapıldığını yazıyı yazdıktan sonra öğrendim. Umarım olmuştur.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>İnsanlar her yıl 4,5 trilyon sigara  izmaritini doğaya atıyor. B

Trilyonlarca sigara izmariti nereye gidiyor?

Cerrahpaşa'da yeni yoğun bakım servisleri açıldı

Kargaların şaşırtıcı zekası ve alet kullanabilme becerisi

Dev şirketlerinin logolarındaki gizli anlamlar