• $ 7,8228
  • € 9,4308
  • 459.326
  • 1328.83
Reklamı Kapat

‘Mukaddime'ce 1/1 doymuş ve gezmiş

Ahmet (Kekeç) ölmüş. Allah rahmet etsin. Mekanını cennet eylesin. İyi bir dost, iyi bir insan, iyi bir Müslüman, iyi bir edebiyatçı olarak bilirdim. Dostlarına ve ailesine başsağlığı diliyorum.

1

Geçenlerde bir televizyon programı Türkiye’nin yakından tanıdığı iki popüler bilim adamını birlikte misafir etmişti: İlber Ortaylı ve Celal Şengör.

Program boyunca, ne anlattıkları bir tarafa her fırsatta, Müslümanları, Türkleri, Anadolu insanını aşağılayıp durdular.

Efendim onlar cahil insanlarmış.

Zaten; doğduğu kasabanın dışına çıkmamış, birkaç yabancı dil bilmeyenlerden aydınlık bir insan da olmazmış.

Oysa kendileri hiç yokluk çekmemişler, hep tok yaşamışlar. Daha küçük yaşlarda dünyanın çeşitli bölgelerine seyahat etme imkanı bulmuşlar, yabancı dil öğrenmişler. Yani batılı anlamda ilerici, aydınlıkçı, bilimci olmuşlar.

Oysa biz bir önceki yazımızda tokluğun insana ne tür haller kazandırdığını anlatmıştık.

2

Herkesi cahillikle itham ediyorlar demiştik ya…

Bütün bunları 10 Kasım nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ü konuşmak adına yaptılar da…

İlber Ortaylı’nın yayından ayrılmasından sonra program sunucusu Candaş Tolga Işık’ın bir müridin şeyhine teslimiyeti edasıyla Celal Şengör’e sorduğu sorular üzerine iki hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunlardan birincisi; Celal Şengör Mustafa Kemal’in Sakarya Büyük Meydan Muharebesi devam ederken bir günlüğüne geldiği Ankara’da rastladığı Ruşen Eşref’e söylediklerini aktarıyor.

Demiş ki Mustafa Kemal: “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar ekonomik zaferlerle taçlandırılmaz ise meydana gelen zaferler devamlı olmaz, az zamanda söner.”

Bunu aktaran Şengör ardından başlıyor M. K. Atatürk’ü övmeye; o bir dahi idi, bu çok önemli vs. demeye…

Oysa; bırakalım dünyanın başka yerlerinde aynı minvalde sözler söyleyenleri, M. Kemal’in bu lafı etmesinden 5-6 yıl önce, bu ve benzer sözleri M. Kemal’in de çok yakından tanıdığı birisi defalarca söylemişti.

Hatta; bu gerçeği anlatmak için, iktisat dergileri çıkarmış, kitaplar yazmış, saha çalışmaları yapmıştı.

Kurtuluş Savaşı’na İstanbul’dan lojistik sağlayan yapının üst düzey yöneticilerinden Ahmet Hamdi Başer’di bu kişi.

Ahmet Hamdi Başer’in yazdığı ‘Limancı Hamdi’ isimli otobiyografisinde bunları ve daha fazlasını bulmak mümkün.

İkinci dikkat çekmek istediğim husus ise; Celal Şengör bu kez Mustafa Kemal’in “Eğer savaş nefsi müdafaa için değilse cinayettir.” sözünü aktararak, sanki bu bağlamda ilk konuşan Mustafa Kemal’miş gibi neredeyse o koca gövdesiyle taklalar atarak şirinlikler yapıyor.

Bırakın dünya literatürünü bir tarafa,

Müslümanların kitabı Kur’an’ı Kerim’de bu hususla ilgili onlarca ayet mevcut.

(Not: Celal Şengör Müslüman olmayabilir. Ama eğer entelektüel olma iddiasında ise yaşadığı ülkenin kahir ekseriyetinin inancının ilkelerini bilmesi gerekir.)

Şimdi sormak gerekmez mi?

Çok okumuş olmak (!) cahilliği gidermek bir tarafa artırıyor olmasın.