• $32,8588
  • €35,3942
  • 2492.73
  • 10704.7
9 Eylül 2022 Cuma

Kalpazan'ın Kalp'ı

1

Eflatun, Atina Site Devleti'nde yaşayanları üç ayrı kategoride mütalaa etmiş ve bu kategorilere yukarıdan aşağıya altın-gümüş-bronz ismini vermişti.

Altın Grup: Süper seçkinler, kalıtımsal yöneticiler, filozoflar, krallar.

Gümüş Grup: Bekçiler, gardiyanlar, subaylar. Bunlar devleti ve dolayısıyla Altın gruptakileri korurlar.

Bronz Grup: Sıradan insanlar, üreticiler, işçiler.

(Not 1: Bu sınıflandırma hür insanlar içindir. Köleler yok hükmündedir.)

Kapitalist-Sosyalist, Katolik-Protestan, solcu-sağcı... Hiç fark etmez Avrupa toplum sosyolojisi hep bu yapı üzerine kurulmuştur.

(Not 2: Atina kökenli Olimpiyat oyunlarında, yarışmacılara altın, gümüş, bronz madalyaları veriliyor olmasını bir kez daha düşünün... derim.)

2

Epikür (m.ö.341-270) Yunanlı filozof. Adını taşıyan bir akın var; Epikürizm.

Epikürizmin temel vasfı; ruhun ölümsüzlüğünü kabul etmeyişidir.

Ruh ölümlü olunca, başka bir dünyada hesap vermek söz konusu değildir. Bu gerçeğin bilincine varan insan hayatı istediği gibi, özgürce yaşamasına, her durumdan zevk peşinden koşmasına mani bir şey olmaz.

Doğuşundan yaklaşık 5-6 asır sonra bu anlayış, Hıristiyanlığın hayatın kodlarını oluşturmaya başlamasıyla geriye itilir. Malum Hıristiyanlıkta da ruhlar ölmez, bu dünyada yaptıklarının hesabını öbür dünyada vermekle mükelleftir.

Bu anlayış bildiğimiz Fransız ihtilaline kadar sürer. İhtilal, kilisenin gücünü, dolayısıyla Hıristiyanlığı törpüleyince tarih yeniden geriye sarar, bireyciliğin de devreye girmesiyle Avrupa bir kez daha hazcılığa döner.

Dikkat isterim: Bu kez 'hazcılık' dedim.

Başlangıçta, Epikürizm, iyi olmak ve zevk almak için sadece hazzı değil, onunla beraber korkudan ve ağrıdan beri olmayı da gerekli görüyordu.

Yani bir anlamda insan tab-ı dikkate alınıyor ve bir denge durumu gözetiliyordu.

Yani bu kez bireycilikle at başı giden hazcılık; Tanrı yerine insanı yerleştiren, insanı bütün sorumluluklarından soyutlayan, kuralların-kısıtlamaların ötesinde olan bir anlayışa evrilmiş bulunmaktadır.

Dünya egemenleri de bu anlayışın kökleşmesi, tek meşru yaşama biçimine dönüşmesi için en acımasız mekanizmalardan, kadife devrimlere, asimilasyondan-eğitim politikalarına varana kadar her türlü imkânı devreye sokar.

Mesela; daha ana sınıfında bir bebe, annesine-babasına, herkese; "ben özgür bir bireyim, bana karışamazsınız..." diyebilmektedir.

Bu, insanlık tarihinde yaşanan en büyük alt-üst olaylardan bir tanesidir kuşkusuz.

3

Dünyayı omuzlarında taşıyan, 'orta sınıflar' diye isimlendirilen ve sınıflanan gruplar var ya; zaman ve mekân ne kadar değişirse değişsin;

Birey ne kadar kutsanırsa kutsansın;

Haz ne hız ne kadar günümüzü anlamlandırmaya ve diğer her şeyi kapatmaya çalışırsa çalışsın;

Eflatun'un 'bronz' diye isimlendirip, konuşlandırdığı yerden kurtulamazlar.

Her daim altın ve gümüş zevata hizmet etmek için çalışıp, didinip dururlar.

İşin acı tarafı; bronz ehli, bütün bu hizmetleri sanki kendi istiyormuş gibi, kendi iradesinin sonucuymuş gibi yaparlar.

Elitlerin 'dava'sı için her daim ölmeye hazırdırlar.

Kölelerin ise; mesela ABD'de zencilerin Avrupa'da sömürge ülkelerinden gelen göçmenlerin yani kölelerin denkleminde hiç yeri yoktur bile...

4

Yine de; Avrupalı biri kendini nasıl tanımlansa tanımlansın (kapitalist, sosyalist, hedonist, liberal, faşist, Katolik, Protestan, Kalvinist, ateist, deist vs.) onlar her şeye rağmen ortak bir geçmişe sahiptirler. Ortak bir kültür havzasında gelişirler.

Bu nedenle hiçbir zaman 'el' olmazlar.

Öte yandan bizim gibi ülke insanlarıysa;

Ne kadar Batı'ya yazılırsa yazılsın

Ne kadar Batılı değerleri, sistemleri, inanışları kutsarsa kutsasın;

Ne kadar giyim kuşamıyla, yiyip-içmesiyle, konuşup-bağırmasıyla, oturup-kalkmasıyla onlara benzemeye çalışırsa çalışsın;

Hatta; azad kabul etmez köleliğini dahi deklare etse;

Hiçbir zaman, Avrupalılar tarafından asli unsur olarak kabul edilmeyecektir.

Varlıkları görünmezlikten gelinecektir.

Her zaman ve her hâlükârda 'kalp' bir Avrupalı olarak kalacaktır.

Hazcılıkları, bireycilikleri, kendi toplumunu aşağılamaları, kendi memleketinden bir yabancı gibi yaşamayı marifet sanmaları dahi onları Avrupalı yapmaya yetmeyecektir.

Avrupalıların gözünde, hep, geçersiz bir akçe olmaktan kurtulamayacaktır.

5

Ola ki, bu tiplere, iki arada bir derede kalmışlıklarından dolayı 'araftadırlar' demeyelim.

Arafın bile bir derecesi vardır.

Bunlar ise derecesizliğe, yani çukurda kalmaya teşne zavallılardır, vesselam...

(Son not: Bu yazı Alev Alatlı okumalarının hatıraları eşliğinde yazılmıştır.)

<p>Olay, Battalgazi ilçesi Başharık Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Toprak sok

Havalandırma boşluğuna düşen kuş kurtarıldı

Dünya mirası Nemrut bayramda ziyaretçi akınına uğradı

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''