• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
12 Aralık 2019 Perşembe

'İstanbul Sözleşmesi' üzerine ben de yazdım

1

Hâlâ okumadım.

Yayınlanalı neredeyse sekiz yıl olmuş. Bazen böyle oluyor; belli belirsiz bir şey sizi bazı şeylerden ısrarla uzak tutuyor.

Sekiz yıldır var olmasına rağmen okumadığım metnin adı: İstanbul Sözleşmesi.

Okumamış olmam, bu metnin üzerinden devam eden kavgaya bigane kalmamı bugüne kadar mazur gösterebilirdi. Ancak tartışma öylesine metinden bağımsız safhalara ulaştı ki biz de vadiye girebiliriz.

2

Gelinen noktada bu metin bağlamında yürütülen tartışma makulat sınırlarını çoktan aşmış görünüyor.

Daha doğrusu mesele bir metin analizinden, bir meseleyi tartışmaktan, tartışma normlarından çıkmış tarafları holiganik bir ruh haline sokmuş görünüyor.

Hadi biraz daha içerden bakalım.

Bir tarafta slogan olarak aile ve cinsiyet kavramlarını kullanan; yumruklarını sıkıp KADEM’e karşı ‘kahrol’ diye bağıran Sema Maraşlı taraftarları; öte tarafta haklı-haksız, isabetli-isabetsiz her türlü eleştiriyi KADEM’den kaydırarak Sayın BAŞKAN’a ve ailesine saygısızlık yapıyor ‘kahrolasıcalar’ düzeyine indirgeyenler.

Bu nedenle, bu mesele, soğukkanlılıkla tartışılma ve anlaşılma şansını kaybetmiş durumdadır.

Bu vadiye girmek ise sakıncalı bir hale gelmiştir.

3

Ancak şu kadarı söylenmelidir:

Bizler hiçbir meseleyi, velev ki itikada/imana taalluk etsin, Batılı aydınlanmanın kutsallaştırdığı, hız ve hazza ayarlı ‘birey’;

Ve modernitenin dayatması ile dahi ve dokunulmaz kılınan ‘çocuk’ üzerinden izah edemeyiz.

<p>Canlı yayında giderek hararetlenen tartışma, tokat ve yumruklarla son buldu.</p><p>Tofilat'a masa

Moldova'da canlı yayında eski diplomatlar yumruklaştı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?