• $9,5128
  • €11,0567
  • 548.111
  • 1519.25
11 Mayıs 2017 Perşembe

Bir kez daha; şurdan-burdan

Türkiye siyasetinin toplam kalitesini artırmak adına, geçen yazımızda Deniz Baykal’ın söylediklerinden yola çıkarak; gelecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’lilere bir aday hatırlatmasında bulunmuştuk.

Her ne kadar isim zikretmemiş olsak da, tanımlayıcı cümleler iyi seçilmiş olacak ki; üçüncü kişiler hemen isimlendirmede bulundular.

Yetmedi; kastedilen kişi, nezaket gösterip bir açıklama gönderdi.

‘Beyan esastır’ ilkesince, İlhan Kesici’nin gönderdiği açıklamanın ilgili bölümünü aynen aktarıyorum:

“Kürtçe öğrenmiyorum da iki Kürtçe türkü çalışıyorum. Ama yeni değil.

Biri Zazaca bir ağıt, çok güzel. Öbürü Kürtçe bir türkü.

İnanırsanız kastedildiği gibi olan politik amaçlı değil. Kültürel.”

***

Abdullah Gül’ün, babasının ölümü sonrası cenazeye katılan ve/veya taziyede bulunanlara teşekkür mahiyetindeki açıklamasında kullandığı bir cümle var ki, atlanılmaması gerektiğine inanıyorum.

Sayın Gül uzun açıklamasını; “Babamızın hayat tarzı bize vasiyettir” cümlesiyle bitiriyor.

Dikkat isterim:

Bir vasiyetin yerine getirilmesi başka bir şey…

Ki; çoğu kere vasiyet sahibi kendi yapamadığı, tecrübe etmediği, içinde ukde kalmış bir şeyi vasiyet etmiş, yani sahiciliği kesin olmayan bir şey istemiş olabilir.

Yine aynı cümleden alarak, vasiyeti yerine getirenler belki de sırf vasiyet diye istemeye istemeye bir edinimde bulunmuş da olabilir.

Ama hayat tarzını vasiyet kabul etmek;

Çok sahici, çok rafine, yüksek idrak taşıyan, az rastlanan bir tavır…

Bir kez daha merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.

***

Anlaşılan ‘dergicilik’ fonksiyonunu hâlâ kaybetmemiş.

Lacivert Dergisi Mayıs/2017 sayısında ‘İbn Haldun bugüne ne söyler’ başlıklı konuyu dosya yapmış.

Eminim ki; daha önce hiç okumamış birisi dahi, söz konusu dosyayı okuduğunda İbn Haldun okuma ihtiyacı hissedecektir.

Dergi yöneticilerine teşekkürler.

***

Televizyonda izledim;

İki üst düzey CHP’li, gündemi değerlendirirken; Genel Başkanlarının istifasını isteyenlere hitaben; “mesele isimlerin değil, kafanın değişmesidir” dediklerinde;

Heyecanlandım, nihayet asıl yapmaları gerekeni anlayan iki CHP’li diyecektim ki; birisi ilave etti: “Ama CHP’nin ana ilkelerinden vazgeçmemek şartıyla…”

Durum aynıyla devam ediyor anlaşılan.

Oysa CHP’lilerin zamana intibak edebilmeleri ve Türkiye siyasetinde etkin bir yer edinebilmeleri;

Ancak CHP’den tamamen kurtulmakla mümkündür.

CHP’yi çağrıştıran, hatırlatan her bir şey yeni zamanda bir yük, bir mania, bir çıkmazdır.

Anlaşılan CHP’yi oluşturan çekirdek kadro bunu anlamayacak bir türlü…

***

Kaos zamanlarında, at izinin, it izine karışmasından da öte, büyük savrulmalar ve hareketlenmeler nedeniyle toplumda bir girdap oluşur.

Eğer dikkatli davranılmaz, aklı selim ile hareket edilmez ise,

Pisi pisine girdaba düşüp kaybolmak var işin içinde.

Buraya da dikkat isterim.

***

Çok yakın dostlara…

Her ne kadar ‘bütün’ bağımsız bir tüzel kişilik olsa da, unutulmaması gerekir ki, bütün parçaların bir araya gelmesi ile oluşur.

Bütünü oluşturan parçalardan birisi koptuğunda ‘bütün’ dağılır,

Ortada hiçbir şey kalmaz.

Yani; parçalardan hiç birinin, hele o parça o bütünü oluşturan ana unsurlardan birisi ise; “bütünün içinde benim yerim ve ağırlığım ne ki, ben ayrılsam da bütüne bir şey olmaz” deme hakkı yoktur, olmamalıdır, eğer o bütüne bir değer atfediyor ve saygı duyuyorsa…

<p>Eğitimlerini aldılar, küreklerini hazırladılar. Bu kez doktorlarıyla beraber hastanede değil, kay

Kansere karşı kürek çektiler

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu