• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
20 Aralık 2015 Pazar

Afrika’dan-Güneydoğu’ya Eto’o’dan-Memo’ya Devlet ve Millet

1

Kamerun asıllı, Antalyaspor’un futbolcusu Samuel Eto’o, bir TV kanalının, seyircilerinin Akdeniz Üniversitesi’nin öğrencilerinden oluşan programında konuşuyordu. (Gördüğünüz gibi iyi bir TV izleyicisi olma yolundayım)
Şaşırtan insanları hep sevmişimdir. O konuşmayla birlikte Eto’o’yu da sevdim. Ben onu sadece bir futbolcu zannediyordum. Oysa karşımızda varoluş ile ilgili sorular soran, Afrika ile, siyahlarla, dünyanın gidişatıyla derdi olan birisi duruyordu. Yüzü hep gülüyordu, ama o gülen gözlerin derinliklerinde kadim bir hüznü okumamak ne mümkün.
2
Afrika ve dolayısıyla siyahlar için ne düşündüğü sorulduğunda verdiği cevaplar sanki bir bilgenin dilinden dökülüyordu.
Söylediklerinin hepsi bir tarafa;
“Afrika için normal bir hayat istiyorum, insanların normal rüya görmesini istiyorum…” deyişi vardı ki her şeyi özetleyecek mahiyetteydi. Bir de “Afrika’da hayal kurmak bile pahalıdır. Biz bu nedenle gökteki yıldızları sahiplenirken bile en sönük, en kenarda köşede olanı seçeriz…” derken koskoca bir kıtanın çaresizliğini, umutsuzluğunu, tükenmişliğini anlatmış oluyordu.
3
Peki kim çaldı Afrika’nın hayallerini ve rüyasını?
Bugün gelişmişliği, medeniyeti, hümanizmi kimseye bırakmayan ‘Batı’ bu hale getirdi o insanları.
Başka bir deyişle; bugün Batı’nın sahip olduğu tüm değerlerin arkasında başta Afrika olmak üzere bütün dünyanın sömürülmesi yatmaktadır. Batı kendi refahı için bütün dünyanın değerlerini ve imkanlarını kullanıp harcarken geride bir enkaz, kaos ve cehennem bırakmıştır. Ancak bunca becerisine ve hinliğine rağmen Batı, uzak görüşlü davranamamıştır.
Ezip geçtiği, talan ettiği topraklarda bir ateş yumağı bırakıp giderken, bir gün, Afrika’nın dağlarında, Asya’nın steplerinde, Ortadoğu’nun çöllerinde yakıp bıraktığı ateşin büyüyüp, harlanıp, genişleyip kendi ülkelerine de ulaşacağını düşünememiştir.
Terör adı altında bugün ‘Batı’yı tehdit eden tehlike, kendilerinin icat ettiği ve geliştirdiği tehlikeden başka nedir ki?
4
‘Batı’nın bu ateşi her zaman olduğu gibi bugünlerde bizi de yalayıp geçmekte, kavurmak için fırsat kollamaktadır.
Ülkemizin Güneydoğu’sunda yaşananların bu kabilden vakalar olduğu gün gibi ortadadır.
Eminim ki, bugün, Cizre, Silopi, Sur başta olmak üzere ülkenin bir kısmında insanlar Eto’o’nun dediği gibi normal rüya görememektedir. Rüyaları da, hayalleri de, yaşantıları da acıyla, kaosla, karabasanlarla doludur.
İnsan; aklını kullanmakla insandır, aklını kullanmaksa illetlere bakmakla mümkündür dendiğine göre…
Nasıl olur da, kimi (bazı) insanlar, örgütler bu bölgede ki karmaşanın, buhranın, ateşin uzaklarda ki sebeplerini görmez ve kendi insanlarının hayatına kasteder.
Ayrıca, parçalanmış coğrafya ile, parçalanmış siyasetle dirlik düzenlik olmayacağı, coğrafyayı ve siyaseti bütünleme görevininse devlete ait olduğu bir gerçektir.
Bu bağlamda devletin terörle mücadelesi meşrudur ve elzemdir.
Ancak, coğrafyayı ve siyaseti bütünlemenin yanında devletin önemli bir görevi de vicdanları da birleştirmektir. Ortak bir kader ve ortak gelecek tasavvuru ve ortak bir anlam-değer dünyası inşa etmektir.
“Aynı anlam dünyasını paylaşan insanların/toplumun bir toprak parçası üzerinde örgütlenmesi (olan) devlet”in birincil görevi ordu vasıtasıyla maddi vatanı korumaksa, aynı değerde bir başka görevi de manevi vatanı korumasıdır. Manevi vatanın korunması ise, “bir insan topluluğunun, kültürün millet haline gelmesi aynı anlam değer dünyası içinde hayat sürmesi…” olarak tanımlanabilecek millete yaşama alanı tesis etmekle mümkündür.
Modern dünyanın, yani vahşi Batı’nın insanlığa tebelleş ettiği fikirlerden biri de çoğu kez “beka-i devlet için, beka-i milletin görmezden gelindiği”dir.
Bu nedenle büyük devletlere düşen; ülkenin bütün unsurlarını ihata edecek milletle devleti birlikte müteala edecek büyük bir hikaye yazması/yazabilmesidir.
Aksi halde günü kurtarmış olur (yani devleti ayakta tutar) ama yarına ilişkin belirsizliği ortadan kaldıramadığımız gibi daha da koyulaştırırız. (yani milleti dağıtıp, parçalamış oluruz)
5
Anlaşılan bugünlerde bizim de, Eto’o vari konuşabilecek akıllı, vicdanlı ve merhametli bir Kürt münevvere, bir Memo’ya… Ve yine tıpkı Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin Eto’o’yu dinledikleri gibi, o münevver Kürt’ü, Memo’yu dinleyecek kulaklara, vicdanlara, adamlara ihtiyacımız var. Ne kadar sancılı günler Ya Rabbi. Umarım sancının büyüklüğünce, büyük ve sakin günler bizim içindir vesselam.
(Not: Parantez içleri ve daha fazlası İhsan Fazlıoğlu’na aittir.)

<p>Canlı yayında giderek hararetlenen tartışma, tokat ve yumruklarla son buldu.</p><p>Tofilat'a masa

Moldova'da canlı yayında eski diplomatlar yumruklaştı

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?