• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
9 Mart 2013 Cumartesi

Kitap okuyun ve ucuz mekanik oyuncak alın

Bunun için anne-babalara düşen görevleri, olağanüstü değil ‘normal’ çocuklara sahip olmanın önemli olduğunu ve daha fazlasını Profesör Adem Aydın anlattı…

Şüphesiz her anne-baba, bebeğinin sağlıklı ve mutlu büyümesini ister, bunun gerçekleşmesi için de  elinden gelenin en iyisini yapar. Bebeğin, doğumundan itibaren sağlıklı zihinsel gelişimi için dikkat edilmesi gereken noktaları Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Adem Aydın’dan öğrendik. 

- Bebeklik dönemini tanımlar mısınız? 
Bazı kaynaklarda bebeklik dönemi ilk bir yaş için tanımlanır; ancak ben, nörolojik gelişim ve bebeğin baş gelişimini de dikkatte alarak bu durumun 2 hatta 2,5 yaş olması gerektiğini düşünüyorum.
- “Zihinsel gelişim 0-3 yaşta büyük oranda tamamlanıyor” bilgisinden ne anlamamız gerekiyor? 
İnsan sinir sisteminde yaklaşık 100 milyar hücre ve sinir hücreleri arasında iletişim sağlayan milyarlarca iletişim birimi (sinaps) bulunur. Küçük çocuklar ‘10.000 trilyon’ sinapsa sahipken, bu rakam yaş artışıyla ters orantılı olarak azalır ve yetişkinlerde stabilize olur. Bir yetişkinin sahip olduğu sinaps sayısı tahmini olarak 1.000-5.000 trilyon arasındadır. Buradan çıkan net sonuç; ilk 3 yaşta sinir hücreleri arasında; ilk 2-3 yılda milyarlarca yeni bağlantı oluşur, bunun sonucu olarak çocuk ana dilini öğrenir, etrafı tanır ve her açıdan bir birey olur. Sonraki yıllarda ne yazık ki bu hızlı devinim olmaz ve nöronlar arası bağlantı hızla azalmaya başlar.
- İlk 3 yaşta çocuğa bakım veren kişi-kişilerin özellikle dikkat etmesi gerekenler nelerdir?  
Anne-babalar çocuklarıyla mutlaka konuşmalıdır; onları dinlemeli ve rol model olmalıdır. Bir olayın yapılmaması isteniyorsa, bunun nedeni 2 yaşındaki hatta 6 aylık bir bebeğe bile anlatılabilir. 

“HAYIR”I AÇIKLAYIN!

- Örneğin; tehlikeli bir durum var ve onu çocuğun yapması istenmiyorsa nasıl bir yol izlenmeli?
Bunun nedeni bebeğe gerekçeleriyle anlatılmalı, riskleri söylenmeli. Annelerimiz çoğunlukla; evde çocukların kristallere dokunmasından rahatsız olup bu durumu çocuklarına cezalandırarak ya da korkutarak anlatır. Evet, bu çocuk bir daha, evde belki kristal bir vazoyu kırmayacak, ancak bir komşuda kıracaktır. Çünkü bebek sınırlarının sınanmasını ve yasakçı bir davranış konulmasını tercih etmez. Bu konunun birinci yönü! İkincisi de şudur: Bir yasaklama olacaksa, bu yasaklamanın kurallarını anne ve baba birlikte oluşturmalıdır. Aksi halde, alışveriş merkezlerinde sürekli ağlayan ve istekleri bitmeyen çocuklarla karşılaşıyoruz. 
- Bunu bir örnekle açar mısınız?
Anne ya da baba bebeğe çok masum olarak, “Mutfağa gitme” demiş olsun. Diğer ebeveyn olarak siz, bu durumda “Ne var; çocuk gitse ne olur?” tartışmasını bebeğin önünde yapmayın. Bunu yaparsanız, bebek bunu daha sonra size karşı kullanabilecektir. Bunun tartışmasını kendi aranızda daha sonra yapın. Aksi durumda, bebek ya da çocuğunuzda uygun olmayan kişilik gelişimi ve güvensizlik olabilecektir.

KORKU BULAŞICIDIR

- Anne babanın korkusu çocuğa geçiyor böyle olunca değil mi?
Evet, birçok anne-baba kendi korkularını çocuklarına aşılar. Aslında bebeklerde ne yükseklik ne de karanlık korkusu vardır. Anne, “Doktora götürüp iğne yaptıracağım sana” gibi korku çağrıştıran kelimeleri bebeği kısıtlamak için kullanırsa, artık geçmiş olsun! Bebekte korku davranışı yerleşir. Bunu lütfen yapmayalım, çocuklarımızı kendi elimizle bize benzetmeyelim! Onları güvenli yetiştirelim, başarmalarına izin verelim.

ZEKİ BEBEK

- Her anne-baba, bebeğinin çok zeki olduğunu düşünüyor... 
Doğanın bir gerçeği. Hiçbir annenin çirkin bebeği de yoktur. Bu pozitif bir desteklemedir. Ancak bunu yaparken abartmamalıyız. “Çocuğum çok zeki, çok akıllı, benim kızım-oğlum en iyisini bilir” diye aşırı özgüven destekleyici öğeleri sürekli kullanarak, yine sorunlara neden olabiliriz. Önemli olan bebeğe ya da çocuğa ortalama olduğunu öğretebilmek, anne-babanın bunu kabullenmesi. Önemli olan, farklı olayım derken hayatı ıskalamamak… ‘Ortalama olmak’ aslında fena bir şey değildir. Çcuklarımızın yapabileceklerinin maksimumunu yapması için destekleyelim, ancak hayatını ona zindan etmeyelim. Bırakın çocuk hata yapsın, bırakın kırsın döksün, biraz beceriksiz olsun; ancak en azından normal olsun…

ÇOCUĞUNUZ BİR MAKİNE DEĞİL

- Çocuklarının potansiyelini desteklemek isteyenlere ne önerirsiniz?
Önce çocuğunuzu normalleştirin, bu arada yanlış anlaşılmaktan çekinmeden yapabileceğinin en iyisini yapmasına izin verin ve bu konuda onu olanaklarınız ölçüsünde destekleyin. Şunu hiç unutmayın; her yarışın bir birincisi vardır, her sınavda bir birinci olur, hedefiniz birincilik olabilir, bunda bir sakınca yoktur, ancak önerimiz çocuğunuzun kendi birinciniz olması... Onu bir makine yapmayın ve birey olduğunu, çocuk olduğunu unutmayın. Bırakın, gününü yaşasın, başarı mutlaka gelecektir. Kendisini ifade etmesine izin verin, bu konuda ona rol model ve destekçi olun…

OYNAMASINA İZİN VERİN

- Zekânın sağlıklı desteklenmesi için neler gerekiyor? 
Bence bu sorunun en önemli yanıtı; ev içi mutluluk! Çocuklarınızı mutluluk ve yaşam sevinci, insan ve doğa sevinci aşılayın. Onların gününü yaşamasını, oyun oynamasına izin verin. Onlarla oyun oynayın; oyun, çocuğu geliştirir.  Onlara pahalı ve elektronik oyuncak değil, ucuz ve mekanik oyuncak alın. İkinci önemli durumsa dengeli ve sağlıklı beslenme, bunu da unutmayalım! Bebeklerde bu bağlamda omega 3 alınması desteklenmeli; ilk 6 ayda ise anne sütü çok ama çok önemli… Onlara kitap okuyun,  bilgisayar ya da televizyon izletmek yerine, doğayı tanıtmak ve hayvan sevgisi aşılamak da çok önemli.

YEMEĞİNE SEVGİ KATIN

- Zihinsel gelişimi desteklerken, diğer alanları desteklemek de önemli mi? 
Çocuk, sosyal bir varlıktır dolayısıyla bebeğinizin sağlıklı olması için beslenmeden sevgiye her şeyinin dengeli ve yaşına uygun olması gerekir. Sevgi de yetmez, onlara dokunmak gerekir; her duyusuna yani görme, işitme, dokunma, tat duyusuna yanıt verilmelidir. Gelişim olarak bakıldığında; hastalıkları önlemek için aşılamak, doğru ve dengeli beslemek, onları kazalardan, özelikle ev kazalarından korumak, her türlü gereksinimini karşılamak, ihmal ve istismar etmemek çok önemli ki; çocuk fiziksel olarak çok iyi gelişebilsin. Onları sevgiyle beslemek ve onlarla oynamak, ona dokunmak, yemeğini hazırlarken içine tuz ya da yağ değil; sevgi katmak gerekli. Sosyal bir varlık olmasını sağlamak için hatalarına, başarılarına ve bir bütün olarak ona destek çıkmak çok önemli… Ellerinden tutarak kırlarda, parkta ve güneşin ısıttığı ya da rüzgarın estiği alanlarda gezdirmek çok önemli.

BİLİŞSEL GELİŞİMİN AŞAMALARI

İLK 2 YIL:
Bebek, doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetmeye başlar. Keşif çabasında kullandığı temel araçlar doğuştan getirdiği yeteneklerdir. Bilişsel gelişimin aşamalarından birini, nesnelerin değişmezliğini keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca, yok olduğunu düşünür. Nesne, -bu anne, baba da olur- artık onun için yoktur. 1 yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi etrafına bakarak arar. Değişikliklerin olabilmesi için çocuğun çevreyle etkileşim içinde olması gerekir. Olgunlaşma, çocuğun sinir sistemini geliştirerek onun daha karmaşık algılamalar yapabilecek düzeye gelmesini sağlarken, çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşimi bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.

2-5 YAŞ ARASI: 
Bu devrede daha önce kazanılan iç temsil süreçleri daha karmaşık olmaya başlar. Kelime kullanmaya ve ilkel bir düzeyde, sembolle bu sembolün temsil ettiği nesne arasındaki ilişkiyi anlamaya başlar. Çocuk, iç temsilden başka bir deyişle kelime, kavram ve sembollerin verdiği zenginlikten faydalanarak oyun yaşamına yeni zenginlikler getirir. Örneğin; bir ağaç dalını at gibi kullanmaya, ana-baba rollerine girerek arkadaşlarıyla yetişkin ilişkilerini taklit oyunları oynamaya başlar. 
Bu sembolik, hayali ve oyunsal maceralar sayesinde çocuk yavaş yavaş gerçek yaşama hazırlanır. Çocuğun bu yaşta becerdiği önemli adımlardan biri, nesneleri kategorilere ayırmayı öğrenmesidir. Çocuk 5 yaşına ulaştığında, bir nesneyi ayrı, bağımsız bir nesne olarak değil, o nesnenin ifade ettiği sınıfın bir temsilcisi olarak görebilir. Piaget’e göre dil gelişimi, çocuğun bilişsel gelişiminin belirli bir aşamaya ulaşmasının doğal sonucudur. Bilişsel gelişimin temelinde dil gelişimi değil, aksine dil gelişiminin temelinde bilişsel gelişim yatar.

Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Adem Aydın 
www.facebook.com/PrimaDunyasi sayfasında da anne ve anne adaylarının sorularını yanıtlıyor…

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor