• $13,2457
  • €15,0613
  • 757.459
  • 1857.4
3 Mayıs 2014 Cumartesi

Hayır demeyi biliyor musunuz?

Biz, bu Dünya’da kendimizi ne kadar güvenli hissediyorsak, çocuklarımız da o kadar güvenli hissediyor… Keşke, hiçbir insan bir diğerine zarar verecek ‘hastalıklı’ özelliklere sahip olmasaydı… Ve böylece hiçbirimiz bir diğerinden zarar alma endişesi-güvensizliği duymadan yaşasaydık… Düşünsenize, o bir diğerine zarar veren-verebilen insan da bir zamanlar masum bir çocuktu! İnsan inanmak istemiyor ama bazı insan kılığındaki ‘insanlar’ çocuklarımıza, en kıymetlilerimize, canlarımıza bile acımadan zarar verebiliyorlar. Sonuçta, ‘hastalıklı’ taraflarımız her geçen gün biraz daha artıyor demek ki… Bunu da bir durup düşünmekte fayda var; çünkü olan biten her şeyden hepimiz bir şekilde sorumluyuz. Ve sorunlarımızı-sorumluluklarımızı aile içinden başlayarak, üstünü örtmeden halletmeyi öğrenmemiz gerekiyor! Hani, “Herkes kendi kapısının önünü süpürse dünya tertemiz olur” deyişi vardır ya, tıpkı onun gibi… Evet, dünyayı bir çırpıda değiştiremeyiz, hastalıklı zihin ve ruhları bir çırpıda iyileştiremeyiz; ama kendimizi değiştirebiliriz, iyileştirebiliriz. O nedenle yaşadığımız dünyada iyilik, güzellik, sağlık istiyorsak önce kendimizden ve ailemizden başlamalıyız… Ayrıca, çocuklarımızı doğabilecek zararlardan korumak istiyorsak, onlara “Hayır” demeyi öğretmemiz gerekiyor! Ve bunun için de kendimizin de suçluluk duymadan “Hayır” demeyi bilmesi gerekiyor! Hayır demeyi bilmek içinse, ne istediğimizi ve ne istemediğimizi net bir şekilde bilmeye ihtiyacımız var! Aslında çocuklar
2 yaşında “Hayır” demeye başlıyorlar ve her şeye “Hayır” diyorlar. Bu annelerin
doğal olarak hiç hoşuna gitmiyor, oysa tam da bu sırada “Hayır” demenin temelleri atılıyor. Çocuklarınızın size “Hayır” demesine izin vermelisiniz.
Bir başka önemli unsur da; çocuklarımıza beden farkındalığını, yani “Bu beden senin” farkındalığını da öğretmemiz gerekiyor. Malum, kültürümüzde herkes çocukları; sever, okşar. Oysa kimsenin izinsiz çocuk sevmeye hakkı yok! Bana gelen danışanlarımdan biliyorum, çocuklar 3 yaşında bile iyi dokunuş ve kötü dokunuş arasındaki farkı hissedebiliyorlar. Onların sezgileri bizlerden çok daha kuvvetli, çünkü saflar… Bizler, aile ve topluma uyum sağlasınlar, yani ehlileşsinler diye çocuklarımızın saf doğalarını bozmamalıyız. Çünkü saf doğası bozulan çocuk, bu dünyada ne kendi biricikliğini yaşayabilir ne de kendini doğabilecek tehlikelerden koruyabilir. Sevgili anne-babalar; uzmanların da söylediği gibi, korkmak yerine önlem almayı bir an önce hayata geçirmeli ve çocuklarımızın doğuştan getirdiği harika dengeye-biricikliklerine saygı duymalıyız. Böylece çocuklarımız istedikleri ve istemedikleri şeyleri her ortamda rahatça ifade edebilsinler, hiçbir şeye kendilerini zorunlu hissetmesinler. Aksi halde, çocuklar şiddete uğradığında bile ses çıkaramayabiliyor! Ve bunu da inanın aile içinde öğreniyorlar!

'Korkmak yerine çocuklarınızı eğitin!'

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı