• $7,3634
  • €8,9029
  • 410.397
  • 1528.82
02 Haziran 2012 Cumartesi

Doğum nasıl gerçekleşeceğini söyler!

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Son günlerde sezaryen ve kürtaj konusunda yaşanan tartışmalarda şu unutuluyor: Sezaryen bir doğum, kürtaj da bir doğum kontrol yöntemi değildir! Sezaryen işler yolunda gitmediğinde hayat kurtaran bir 'son an' kararıdır. İşte, son dakikaya kadar 'normal' doğum yapma ısrarıma karşın ameliyathanede biten doğum hikayem...

10 yıl önce bebeğini normal doğumla dünyaya getirmek isteyen ve normal doğum yapmak için her fedakarlığı göze alan bir anne adayıydım. Bir yandan çalışma hayatımı sürdürürken, bir yandan da sağlıklı bir doğum ve sağlıklı bir hamilelik için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, hamilelik kurslarına bile gidiyordum. Gittiğim kurs, evime de işime de en az iki saatlik mesafedeydi. Ama bana hiç zor gelmiyordu, bazen iş çıkışı, bazen hafta sonu ama mutlaka nasıl normal doğum yapabileceğimi, bebeğimi nasıl emzirebileceğimi ve ona nasıl bakım verebileceğimi öğrenmek istiyordum.
Ben hamileyken, öyle yüzlerce kaynaktan yararlanmadım; kendime güvenebileceğim birkaç kaynak seçtim ve yola sonuna kadar onlarla devam ettim. Yoksa her kafadan bir ses çıkıyor, dinlediğinde herkes haklı; ama hepimizin yolu biricik işte... Dolayısıyla mesele, kendimize uygun olan, ihtiyacımızı görecek, sağlıklı kaynakları bulup onlarla yola devam etmekte...
32 haftalık hamileyken bebeğim hala ters yani 'makat geliş' pozisyonunda duruyordu. Hiç unutmam, hamilelik öğretmenim sevgili Ayşe Öner, 'Bebeğin ters ve dönmeyebilir, normal doğuma kendini çok hazırladın, sezaryenle doğum ihtimalini de göz ardı etme' demişti. O zaman bu söz beni çok üzmüş, hatta kızdırmıştı; 'Bebeğim nasıl olsa döner' diyordum. 'Döner ve ben onu doğal yolla doğururum, sonra da bir güzel emziririm.'
Bebeğimi sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmekle ilgili olarak elimden gelenin en iyisini, şartlarım dahilinde yapmakla birlikte;               38. haftaya geldiğimde, bebeğim hala ters duruyordu ve başını aşağıya doğru çevirmekle ilgili en ufak bir hareketi yoktu. Zaman giderek daralıyor ve adeta aleyhime işliyordu.

EVDE DOĞUM SANCILARI
Doktorum Tanju Bey, 15 Mayıs tarihine kadar bebeğin doğacağını öngörüyordu ve 7 Mayıs Cuma akşam saatlerinde ilk faz doğum sancılarım başlamıştı bile... Ben hala bebeğimin döneceğine ve normal doğum yapacağıma olan inancımı sürdürüyordum. Kimseciklere, eşime bile doğumun başladığını söyleyemedim çünkü aniden sezaryen adlı ameliyata alınmak istemiyordum.
Eşimin ısrarlarıyla, neredeyse iki gün sonra, pazar akşamı nöbetçi doktora gitmeyi kabul ettim. Nöbetçi doktor rahmin açılmaya başladığını, sabah erkenden hastaneye gelmem gerektiğini söyledi. Pazartesi sabahı gülerek doktorumun karşısına dikildim, 'Çarşamba'ya daha iki gün var, ben şimdi gidip, çarşamba günü gelsem?' 'Artık o güne kadar bebek hala dönmezse bakarız' diye düşünüyorum aklımca... Tanju Bey, 'Olur' dedi... 'Ama dur bakalım, önce bir muayene edeyim.'
Muayene sırasında adamcağız ne yapacağını şaşırdı, rahim 5-6 santim açılmıştı, bebek ters mers annesini dinlemeden geliyordu. 'Hemen ameliyathaneyi hazırlayın' talimatıyla kendimi, ameliyat masasında buldum...  Fakat, hala normal doğumdan vazgeçmek istemiyordum, doktoruma, 'Yurtdışında yapılıyormuş, bebeği elinizle siz çevirseniz?' teklifinde bile bulundum. Allah'tan Tanju Bey aklı başında bir doktordu da bu teklifimi ciddiye almadan, 'Hastaya narkoz verin' deyiverdi.
Sonunda, doğum kendi başlamış ve kendi seyrinde devam etmişti ve biz de bebeğimle normal doğumun           -sonuç hariç- bütün aşamalarını bir güzel yaşamıştık. Ve güzel kızım sağlıkla dünyaya gelmişti! Bu deneyim öyle bir kulağıma küpedir, size de kulağınıza küpe olsun diye anlattım.

ALINACAK DERSLER
Öncelikle siz benim gibi böyle doktordan habersiz doğum sancıları çekerek gereksiz riskler almayın. İkincisi, doğum başlayana kadar normal doğum mu yoksa sezaryenle mi doğum yapacağınıza karar vermeyin; özel bir durumunuz yoksa -'riskli gebelik' gibi- doktorunuz da buna son ana kadar karar vermesin.    9 ay boyunca kendi sağlığınız, bebeğinizin sağlığı ve sağlıklı bir doğum için elinizden geleni yapın, gerisi o an geldiğinde duruma göre gerçekleşsin. Böylece gereksiz yere korku da hayal kırıklığı da yaşamamış olursunuz. Ben bu deneyimle, doğuma annenin, bebeğin ve doktorun birlikte karar verdiğini öğrendim. Siz denemeden bilin!
Sezaryen bir doğum yöntemi değil bir ameliyat, fakat normal doğumun anne ya da bebek açısından ya da her ikisi açısından şartları oluşmadığında hayat kurtaran bir ameliyat. Dolayısıyla, 'Ben sezaryenle doğum yapacağım ya da siz sezaryenle doğum yapacaksınız' dayatmasında ve şımarıklığından sıyrılmak gerekiyor. Aynı şekilde, 'Ben bebeğimi doğal yolla doğuracağım ya da ben bebeği doğal yolla doğurtacağım' dayatmasından ve şımarıklığından da sıyrılmamız şart. O an geldiğinde, anne ve bebek sağlığı bize ne diyorsa o olması için çalışmalıyız.

ANNE DE HAZIRLANMALI
Örneğin, anne normal doğum yapmak istiyor ama yediklerine özen göstermiyor, fiziksel aktivitede bulunmuyor, doğum sırasında uygulayacağı nefes alma tekniklerini öğrenmek için çaba sarf etmiyor, korkularına ateşe körükle gider gibi prim veriyorsa... Doktor bu anneye normal yolla doğum yaptırmayı nasıl göze alsın? Açıkçası doktorlar da risk almak istemiyorlar, can bu, korkuyorlar. Anneler de korkuyor zaten... Korku insanın en büyük yanılsamalarından ve de savunma mekanizmalarından biri. Ve korktukça da istemediğimiz şeyler başımıza geliveriyor. 
Öte yandan, ülkemizde sezaryen oranları yüzde 50'lere gelmiş dayanmış. Dünya Sağlık Örgütü, yüzde 15 civarında sezaryen oranını öneriyor. Zaten akıl var mantık var, her iki doğumdan biri sorunlu olabilir mi? Fakat doktorlar da sezaryen yapa yapa normal doğum tecrübelerini geliştiremez oldular ve bu da normal doğuma sıcak bakmamalarının önemli nedenlerinden biri oldu. Örneğin; 'Bunlar ikiz, normal doğmaz' diyor doktor daha hamileliğin ilk ayında... Ya da 'Sen daha önce sezaryen oldun, normal doğum yapamazsın' deniyor... Her şey yolundaysa ikizler de normal doğabilir, sezaryenden sonra normal doğum da yapılabilir. Tabii doktorun ve doğum yapılacak hastanenin çok donanımlı olması gerekiyor. Ve doğum yapacak anne de aynı şekilde donanımlı olmalı.
İşin özü, herkes sorumluluk almalı; sorumluluğu dahilinde elinden geleni yapmalı ve kendini geliştirmelidir.
Kürtaj konusuna ise bu yazımda girmiyorum, kürtaja gerek kalmayacak şekilde korunmalı çiftler, kız çocukları ileride kürtaja gerek duymayacakları şekilde bilinçlendirilmeli...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı. İnsan Hakları Eylem Planı'nın

Başkan Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik