• $7,3849
  • €8,9823
  • 442.011
  • 1545.66
14 Temmuz 2012 Cumartesi

Çocuklar da yalnız kalmaya ihtiyaç duyar!

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Sizin çocuğunuz da yalnız uykuya dalamıyor ya da birkaç günlük okul gezisine katılamıyor mu? Bu ve benzeri ‘ayrılma’ sorunu olan çok sayıda aile var. Kişisel tecrübelerimden yola çıkarak ‘çocuğunuzdan ayrılmanın yollarını’ yazdım bu hafta.

Bebek doğduğunda rahimden ayrılıyor; sonra anne onu sütüyle beslerken genellikle koynunda tutuyor; 3 aylık olunca artık kendi yatağında yatması öneriliyor; annenin koynundan ayrılıyor. Sonra bir gün geliyor, bebek memeden de ayrılıyor.

2 ya da 3 yaşında yuvaya gidiyor çocuk ve yine bir ayrılık yaşıyor. Eğer yuvaya gitmediyse 6 yaşında ilkokula başlayınca kopuyor dananın kuyruğu… Ve zaten o güne kadar bebek anneyle sağlıklı ayrılıklar yaşamamışsa, okula alışma sürecinde de ciddi sıkıntılar oluyor. 

Ayrılmaya hazır olmak, ayrılabilmek, kendi kendine kalabilmek öyle önemli ve temel konulardan ki bazen hayat boyu öğrenilemiyor ve bebekken-çocukken sağlıklı ayrılıklar yaşanamadığında hayat boyu ‘ayrılık’ demek, ‘kâbus’ demek oluyor.

Şimdilerde çoğu ailenin tatillerini yaptığı güzel yaz günlerini yaşıyoruz, çocuklar, anneanne ve babaannelerin yanına, yaz okullarına, kamplara hatta yurtdışına gönderiliyor.

Bu yazımda, yukarıda bahsettiğim ‘ayrılık safhalarının’ ne zaman ve nasıl gerçekleşmesi gerektiğinin ayrıntılarını yazmayacağım, çünkü bugünkü konumuz başka…

Bir bebek ne zaman yatağında tek başına uyumalı; memeden nasıl ayrılmalı; bakıcıya nasıl bırakılmalı; yuvaya-okula nasıl başlamalı? Bütün bunlar çocuğun hayatında çok önemli aşamalar ve bu aşamalara özenle hazırlanmak, çocuğun özellik ve ihtiyaçlarına göre de özenle uygulamaya geçmek gerekiyor.

AYRILMAYI ÖĞRETİN
Çocuğun ve anne-babanın aynı evin içinde farklı alanlarda huzur ve güven içinde yalnız kalabilmesi, aile fertlerinin kendilerine özel zaman ayırabilmeleri de bebeklik ve çocukluk döneminde ‘ayrılmayı’ öğrenmiş olmakla çok yakından ilgili…

“Benim çocuğum okula gidiyor, nasıl ayrılmayı bilmiyor?” ya da “2 ay dedesinin yanına gönderiyorum yazları” diyebilirsiniz. Fakat bu gidişlerin ve dönüşlerin nasıl olduğuna iyice hazırlanın… Çünkü çevreme bakıyorum da bebeklik çağlarından itibaren çocukların çoğu, kendi kendine kalmakta güçlükler yaşıyor. Örneğin, bu, 1 yaşında bir bebek için, tek başına uykuya dalamamak; 5 yaşında bir çocuk için tek başınayken evin içinde bile 15-20 dakika oyun kuramamak; 10 yaşındaki çocuk için ise 2-3 günlük okul gezisine katılamamak olabiliyor.

BÜYÜTEN DENEYİM
Kızım Duru ile ilk ayrılığımızı, 4 yaşındayken yaşadık ama geçen yaz güzel yavrum Geleceğin Yıldızları Yaz Gelişim Kampı’na gidene dek hiç 3-5 günden fazla ayrı kalmamıştık. Duru geçen yıl 9 yaşındaydı, kamp süresi 14 gündü ve sadece haftada 2 kez 5 dakika kadar telefonla görüşmeye izin vardı… İstediğiniz kadar e-posta ve mektup yazabiliyordunuz... İtiraf etmeliyim ki  1 yıl öncesinden bu kamp fikrini ortaya atarak, kendimin, Duru’nun ve babasının zihinsel bir hazırlık yapmasını sağladım. Kolay değil, 14 gün çocuğunuzu görmüyorsunuz, üstüne üstlük istediğiniz zaman onunla haberleşemiyorsunuz. Fakat çok sağlam bir organizasyon; 20 yıldan fazladır bu işi yapıyorlar ve uluslararası kampçılık standartlarını uyguluyorlar.


Duru bu yaz yine aynı kampa gitti. Siz bu yazıyı okurken kamptan dönmüş olacak hayırlısıyla… Geçen yıl, ilk 10 gün her şey gayet yolunda gitti; fakat geldiğinde anlattığına göre, son 3-4 gün Duru’ya fazla gelmişti. Zaten gelişinden önceki telefon görüşmesinde ailece dağıldık; yavrum ağlıyordu, “Seni çok özledim, hani özlemek güzeldi, bu kadarı güzel değilmiş” diyordu. 

İşte, tam da bu örnekteki gibi, çocuklu yaşamda ne kadar hazırlık yapsanız da dengeleri hep yeniden kurmak zorunda kalıyorsunuz.

Neyse ki, tıpkı güle oynaya gittiği gibi, güle oynaya da geldi kamptan; özlemi kabullenmeyi öğrenmiş, daha güçlenmiş ve büyümüş olarak, adeta bambaşka biri olarak döndü… Önümüzdeki yaz kampa falan gitmez derken, daha kış aylarında başladı, “Beni kampa yazdırın” demeye… Bugün anlıyorum ki, anne-babadan,         -güvenli, kendini geliştirebildiği ve gerçekleştirebildiği ve sevgiyle kabul edildiği bir ortamda- ayrı kalmak çocuklara çok iyi geliyor, büyüme ve gelişmelerine sayısız artılar sağlıyor.

Bu nedenle, çocuklarımıza doğumdan itibaren güven içinde kendileriyle kalabilme anları yaratmamız gerekiyor. Bu bir bebek için 5 dakika, 5 yaşındaki bir çocuk için 2 saat olabilir; fakat giderek yavrumuzu hayata hazırlamamız, imkânlarımız dahilinde, başımızdan savma ve zorlama duygusu yaşatmadan hayatı öğretmemiz gerekiyor. En önemlisi de çocuklarımızın da başlarında biz anne-babaları olmadan zaman geçirmeye ihtiyaç duyduklarını hatırlamamız gerekiyor.

Çocukluğumuza baktığımızda kolayca hatırlayabiliriz aslında. Bizler sokaklarda, bahçelerde büyüdük. Şimdiki çocukların çoğunun bu imkânı yok, o yüzden de güvenli ve özerk alanlar yaratılmasına ihtiyaçları büyük. Bakın etrafınızdaki çocuklara, küçük yaşlardan itibaren “Canım sıkılıyor” deyip duruyorlar.

“Haydi televizyon seyret biraz, haydi ders çalış biraz, haydi bilgisayarda oyun oyna biraz” diye diye çocuklarımızı köreltiyoruz. Oysa onların da kendilerini ve hayatı keşfetmeye, kendilerine ve hayata güvenmeye ihtiyaçları var.

Uzun lafın kısası, çocuklar da kendileriyle kalabilecekleri deneyimlere açlar. O halde durmayın, hem kendinize hem de çocuklarınıza hayatı güzelleştirecek fırsatlar yaratın.

<p>Çin'den sipariş edilen koronavirüs aşısının ikinci partisini taşıyan uçak, İstanbul'a geldi.</p>

6,5 milyon doz aşı Türkiye'de

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Karlı kış günlerinde ''Van usulü beyzbol'' oynayarak eğleniyorlar