• $7,3453
  • €8,9222
  • 437.988
  • 1546.68
22 Aralık 2012 Cumartesi

Çocuklar bizden ne ister?

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Bu hafta 'Çocuklar bizden ne ister? Ve peki, çocuklar isterken, anneler çocuklarının isteklerine cevap vermek üzere en çok neye ihtiyaç duyar?' konularındaki farkındalıklarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Aslında çocukların bizden ne istediğini hepimiz çok iyi biliyoruz! İçimizde biliyoruz, çünkü biz de bir zamanlar annemizin kucağında, 'İşte mucize!' diye haykırdığı bebektik.
Bir kere başlangıç enerjisi çok önemli; onlar iyi bir çift ilişkisinden, istenerek, özenilerek, onu hayal etme aşamasından itibaren anne ve baba adayının fiziksel-ruhsal-bedensel hazırlığıyla dünyaya gelmek istiyorlar. Çünkü bebeklerimiz ilk önce bizlerin hayallerinde doğuyor, dolayısıyla onlar için yaptığımız olumlu-olumsuz atıflar önemli. Sonra, hamilelik döneminde bebeğimiz daha embriyo iken her şeyi hissediyor, dolayısıyla annenin her anlamdaki sağlığı bebek için vazgeçilmez. Çünkü bebeğin tüm dünyası annesi.
DOĞUM VE SONRASINDA...
Ve doğum! Yapılan son araştırmalara göre, doğumdan itibaren 6 saat boyunca bebeğimizin bilinci tamamen açık; dolayısıyla her şeyi hissediyor; sevildiğini, onun için kaygılanıldığını; özellikle de annenin bütün olumlu ve olumsuz duygularını... Tam da bu yüzden günümüzde, anne karnındaki ve doğum sırasındaki anılarımıza inilerek travmalarımızın kökleri araştırılıyor.
'HAYIR'I ANLAMIYOR!
Ve 0-6 yaş; bu yaş aralığında bebeğimiz kendisini bir prens-prenses gibi hissetmek istiyor. Anne-babası ve çok yakın çevresi tarafından sevildiğini, olduğu gibi kabul edildiğini bilmeye ve bu bilgiyi içselleştirmeye ihtiyacı var! Çünkü 0-6 yaşta bütün temeller atılıyor! Öte yandan, doğumdan itibaren çocuğumuza sınırlar koyuyoruz ya, bu sınırları davranışlarımızla ve rol model olarak vermemiz çok önemli, çünkü 0-6 yaşta çocuklar aslında 'Hayır' kelimesinden pek anlamıyor, çünkü duygusal gelişimleri buna yetmiyor. Bizler ise bazen çocuklarımızın sırf inat olsun diye sözümüzü dinlemediğini düşünüyoruz. Haksız da sayılmayız, çünkü bir yaşından sonra bebeğimiz giderek her gün daha çok birey olmak, sınırlarını genişletmek istiyor ve o bize 'Hayır' diyor... Bırakın, izin verin desin... Ama siz ona sadece belli başlı konularda 'Hayır' deyin!
BEYİN GELİŞİMİ, BAĞLANMA
Üstelik, 0-3 yaş beyin gelişiminin, dolayısıyla da öğrenmenin ve gelişmenin en hızlı olduğu dönem. Aslında insan -çocuğu kaç yaşında olursa olsun- bu tür can alıcı cümleleri duyunca panikliyor! Peki, ne yapacağız?
0-3 yaşta temel bakımın kalitesi ve sürekliliği çok önemli; çünkü bebeğimiz ona verdiğimiz bakımın hem şekli, hem de içeriğiyle; sevgimizi, ilgimizi, güvenimizi hissediyor. İşte tam da bu nedenle 0-3 yaş 'güvenli bağ kurma-bağlanma dönemi'. Ve yine araştırmalara göre, üç bebekten ikisi annesinden ya da bakım veren kişi-kişilerden güvenli bağlanma alamıyor. Yani bağlı değil, bağımlı ilişkiler geliştirmeye yatkın oluyor; çünkü ona bakım veren ilk kişi-kişilere çeşitli nedenlerle bu süreçte güvenememiş oluyor. Bu güveni alamayan üç bebekten ikisi ise büyüdüğünde, anne-baba olduğunda bebeğine güvenli bağlanma verememe riski taşıyor.
Sonuç: 0-3 yaş sevgi ve güven ilişkisini öğrendiğimiz, biricikliğimizin kabul edildiğini ya da edilmediğini gözlemleyerek, ihtiyaçlarımızın biricikliğimize uygun karşılanıp karşılanmaması sonucu kendimiz ve hayat hakkında ilk kanaatlerimizin oluştuğu çok etkili bir süreç.
DERDİ KABUL GÖRMEK!
Ve işte, diğer bütün yaşlarımız ilk 3 yılımızın üstüne inşa ediliyor. Kısaca, bir bebek doğduğunda, olduğu haliyle kabul görüp sevilmek istiyor. Sonra, hamilelikten başlayarak bebeklerimizin büyüme ve gelişimlerini takip ediyoruz ya, bunu gerçekten hep yapmalıyız; çünkü ülkemizde 2-3 yaştan sonra sağlıklı bebek kontrolünün giderek tavsadığına işaret eden araştırmalar var. Fakat bebeklerimizi doktorlarımız eşliğinde ayına-yaşına uygun büyüyüp gelişiyor mu diye izlerken, mümkün mertebe başka bebeklerle de kıyaslamamalıyız; çünkü bizim bebeğimiz biricik, tıpkı her doğan bebek gibi... İşte bu yüzden aynı aydaki bebeklerin ihtiyaçları birbirinden farklı olabiliyor. Örneğin, 3 aylık bir bebek 15 dakika memede kalıp karnını doyururken, bir diğer bebek için bu süre 40 dakika olabiliyor. 2 yaşındaki bir bebek günde 10 saat uyurken bir diğeri 15 saat uyuyabiliyor. Kısaca, doğuştan getirdiğimiz kişilik özelliklerimiz çevresel uyaranlarla birleştiğinde 'ben' oluşuyor... Fakat, bu çevresel uyaranlar biricikliğimizin ihtiyaçlarını ne derece bize özel; koşulsuz sevgi, güven ve kabulle karşılarsa, o derece de sağlıklı büyüyoruz.
FARKINDALIKLA TÜKENME!
Sonuçta, çocuğumuzun yaşına özgü gelişim özeliklerini bilmenin yanı sıra çocuğumuzu gözlemlemek, böylece onu tanıyıp anlamaya çalışmak, olumsuz anlar ve duygular yaşadığımızda kabule, anlayışa, sabra ve hoş görüye sığınmak çok değerli. Çünkü bebek-çocuk bakımı hiçbir şeye benzemiyor; çok yorucu, hatta tüketici... O saf varlık, sizin adeta bütün enerjinizle besleniyor ki, bu da ebeveynlik sanatını farkındalıkla icra etmeyi zorunlu kılıyor, aksi halde tükeniveriyorsunuz.
KENDİNİZDEN BAŞLAYIN!
Dolayısıyla sabrınız, anlayışınız ve kabulünüz, ilginiz sadece çocuğunuza karşı olmamalı. Kendinizden başlayarak, çocuğunuza, ailenize ve tüm dünyaya yayılmalı. Çünkü biz anneler, her yaptığımızdan ve yapmadığımızdan kendimizi suçlayıp, kendimizi yetersiz hissetmeye öylesine yatkınız ki... Kuşkusuz her birimiz çocuklarımız için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz, fakat çocuğun yerine kendinizi koyun; kararsız, gel-gitleri yoğun, suçluluk ve yetersizlik duyguları içindeki bir ebeveyn çocuğa iyi gelir mi? Bu nedenle kabule de, anlayışa da, büyütmeye de, diğer olumlu duygu ve düşüncelere de kendinizden başlayın! Siz onun anne-babasısınız! Tüm bilgiler ve bilgeler her ne söylerse söylesin, içiniz çocuğunuz ve aileniz için en iyi olanı bilir...
Çünkü her birimiz parmak izi gibi tekiz! Çocuğumuz da bizden biricikliğinin hakkının verilmesini istiyor. Hepsi bu!

Onlar için heyecan şimdiden başladı
Hediyeler, yeni kıyafetler, bütün ailenin bir arada olması ve süslü yılbaşı ağaçları... Hepsi çocukların hayal dünyasını ateşlemek için sıraya girmiş durumda. O gece bir prens/prenses gibi görünmek isteyen minikler için de önerilerimiz var...

Birçok anne-baba bugünlerde çok sık 'Yılbaşına ne kadar kaldı; ne zaman yılbaşı olacak?' sorularıyla sıkça karşılaşıyordur. Alacağınız güzel bir kıyafet, hazırladığınız süslü bir hediye kutusu, çocuğun ilgisinin bu noktada yoğunlaşmasını sağlayabilir.
Yılbaşında eğer çocuğunuzla birlikte dışarıda bir plan yaptıysanız onları birer prens ve prensese dönüştürmek için Nuuba, B&G Store, H&M, Koton, Soobe ve Miki House'a bakabilirsiniz. Eğer o geceyi evde geçirmeyi planlıyorsanız daha rahat edebilecekleri kıyafetleri de Benetton'dan yüzde 50'ye varan indirim fırsatıyla, Panço'da ikinci ürüne yüzde 50, LC Waikiki'de kırmızı etiketli ürünlerde yüzde 50, yine Koton'da yüzde 50 indirimle veya yüzde 90'a varan indirim fırsatıyla online alışveriş sitesi cocukfoni.com'da bulabilirsiniz.
Hem oyuncak gibi farklı hediye seçenekleri, hem de kıyafetleri bir arada bulacağınız Chicco'yu da tercih edebilirsiniz. Penti'de satılan yılbaşına özel çorap ve aksesuarlarla ya da Hakan Çanta'dan bir çantayla hediyenizi tamamlayabilirsiniz.

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı