• $7,5143
  • €9,0772
  • 443.616
  • 1522.01
15 Ağustos 2012 Çarşamba

Medeniyet yüksek insani değerlerle inşa edilebilir

İslam bir medeniyet dinidir; insanın Tanrı'nın emaneti olan yeryüzünü imar etmesini, değer üretmesini ve medeniyet yaratmasını ister. Bunun için de önce, medeniyetin kurucu zihniyetinin inşa edilmesi gerekir. Olay ve olguları evrensel ölçekte algılayamayan zihniyet asla medeniyet yaratamaz.
İslam medeniyetinin teorik alt yapısını Kur'an inşa etmiştir. Buradaki evrensele açılmayı sağlayan kurucu ilke Tevhid'dir. Tevhid, aklın ve yaratıcılığın önündeki bütün engelleri ortadan kaldırarak insanın özgürce düşünmesini ve yaratıcı yetilerini özgürce kullanmasını kolaylaştırır. İnsanı başta sevdiği ve korktuğu şeyleri putlaştırmaktan, araç-amaç kargaşasından kurtarır. Özellikle Mekke döneminde nazil olan ayetlerin inanç dünyasının inşaını esas alması tesadüfi değildir. Kur'an, bilgi temelli bir inanç sistemi ile Müslüman insanın bilgi ve belge konusunda duyarlılık kazanmasını sağlamıştır. Sağlıklı bir iman ancak üst seviyede bir bilgi ve bilinçle gerçekleşir. Bir kimsenin Kur'an'ın istediği imanı yakalayabilmesi için aklı etkin kullanarak inanma cesaretini göstermesi gerekir. Kur'an'a göre inanmamak ya gurur ve kibirden dolayıdır, ya da aklı yeterince etkin kullanamamakla ilgilidir. Kur'an canlıların en kötüsünün akletmeyenler olduğuna dikkat çeker.

İNSAN - DÜNYA İLİŞKİSİ VE KUR'AN
Kur'an'a göre 'bilenlerle bilmeyenler bir olmaz.'; ancak alimler Allah'a üst seviyede saygı gösterebilirler. Daha ilk inen ayetlerle birlikte öncü Müslümanların zihin dünyasına 'okumak', 'yazmak', 'düşünmek', 'anlamak' gibi pek çok kavram sağlam bir şekilde yerleşmiştir. Müslüman insan, evreni de okunması gereken bir kitap olarak görmüştür. Kur'an, insanı var olan her şeyin yaratılması ile ilgili süreçler üzerinde düşünmeye davet etmiştir. Kur'an'la birlikte insanın dünya ile ilişkisi, birebir gerçeklik ilişkisi olmuş; varlık alanı Tanrısal aklın nasıl işlediğinin keşfedileceği bir alan olarak algılanmıştır. Diğer taraftan Kur'an medeniyetin yaratılabileceği ortamla ilgili kurucu ilkeyi de 'adalet' olarak belirlemiştir. Adaletin olmadığı bir yerde insanlık olmaz. Hukukun üstünlüğü bilinci gelişmeden de adalet olmaz. Adaletin etkinliği ve içselleştirilmesi, yaratılan güven ortamı, özgürlük bilincinin açığa çıkmasını ve serpilip büyümesini sağlar. Kur'an'ın getirdiği yeni bakış açısı ve kurucu ilkeler Hz. Muhammed'in öncülük ve örnekliğinde hayata taşınmıştır. Hz. Peygamber'in hicret sonrası yaptığı ilk işlerden birisi Yesrib'i Medine'ye dönüştürmesidir. Artık Müslümanların yaşadıkları yer Medine'dir. Medeniyet ancak şehirlerde yaratılabilir. Medeniyetin omurgasını bilim ve sanat oluşturur.
Bu doğrultuda Hz. Peygamber'in atmış olduğu adımlara şöyle işaret edebiliriz: 1. Hz. Peygamber, ilim talep etmenin kadın-erkek bütün Müslümanlara farz olduğunu söylemiştir. 2.  Mescid-i Nebevi, bir tür okul haline gelmiş; eğitim öğretim planlı bir faaliyet olarak başlamıştır (Ashab-ı Suffa ilk öğrencilerdir.). 3. Eğitim- öğretim faaliyeti fiilen özgürlükle irtibatlandırılmıştır. Bedir savaşı sonrası esir olan kimselerden okuma yazma bilenler, Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında hürriyetlerini kazanmışlardır. İnsanlık tarihinin ilk ciddi okuma-yazma seferberliği sayılabilecek bu olayın bir benzeri daha yoktur. Bilmek hem özgürlüktür, hem de özgürleştirirÖ 4. Bilginin kayıt altına alınması kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Hz. Peygamber gelen vahyi vahiy katiplerine yazdırmıştır. 5. Kur'an ayet ayet inmiş olmasına rağmen, daha ilk inen ayetlerle birlikte bir 'kitap' algısı zihinlerde yer etmiştir. Kur'an, daha önceki peygamberlere gelen kitapları görmezlikten gelmemiş, onlardaki birtakım yanlışları düzeltmiş, İslam'ın fıtrat dini olarak insanlığın başlangıcından beri var olduğuna işaret etmiştir.
Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an'ın kurucu ilkelerinin ışığında ve Hz. Peygamber'in önderliğinde, Medine'de medeniyet yürüyüşü fiilen başlamıştır. Bu doğrultuda muazzam bir bilimsel birikim ortaya çıkmıştır. İşte bu birikim İslam Medeniyeti'nin omurgasını oluşturmuştur. Bu birikim bugün bile içine girdiğimizde hem ferahlık ve huzur, hem de hayranlık duyduğumuz Süleymaniye'yi, Selimiye'yi. Sultan Ahmet Camii'ni yaratmıştır. Din ve medeniyet arasındaki ilişkiyi en iyi görebileceğimiz yer mabetlerdir. İslam sanatının en görkemli örnekleri bu yüzden hep camiler olmuştur.

APARTMAN ALTINDA YER ALTI CAMİLERİ
Söz camilere ve sanata gelince iki hususa dikkat çekmeden geçmek, sanıyorum haksızlık olur. Birincisi, özellikle Ankara'da apartman altlarındaki yeraltı camileri... Mekanlar, içinde yaşayanların ufuklarını, düşünce dünyasının koordinatlarını belirler... Günümüz Müslümanının ufkunu Süleymaniye, Selimiye değil; galiba ya yeraltı camileri ya da bir tür öfkeyi, tepkiyi yansıttığı her halinden belli olan gecekondu camiler belirlemektedir. Her ne sebeple olursa olsun, din alanında tepkisellik fıtratı tahrip eder... İkincisi özellikle bu tür camilerde sonuna kadar açılan hoparlörlerin yaptığı tahribat... Diyanet İşleri Başkanlığı'mızın merkezi ezan meselesini yeniden gözden geçirmesinin faydalı olacağını düşünmekteyiz...
İslam Medeniyeti, medeniyetin ne olduğunun müstesna örneklerinden birisi olarak tarihteki yerini almıştır. Müslümanlar özne olmak istiyorlar ise, yeni bir medeniyet hamlesine ihtiyaç vardır. Medeniyet bilimle, san'atla ve insani duyarlılıkla inşa edilebilir. Bunun için de öncelikle inanç dünyamızı ve düşüncemizin koordinatlarını gözden geçirmekte fayda vardır. Medeniyet, evrensel ölçekte düşünebilen insanların işidir. Medeniyet için evrensel ölçekte değer üretmeyi başarmak gerekir...  
 www.hasanonat.net

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı