• $7,3818
  • €8,9785
  • 442.077
  • 1546.51
08 Mart 2016 Salı

Yerkürenin renkleri

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Kadın olmak, dünyanın farklı yerlerinde, farklı anlamlara geliyor. Afrika’da, Çin’de, Avrupa’da kadın olmak birbirinden çok farklı. Ya da köyde, kasabada, şehirde kadın olmanın türlü halleri var.

Çin’de bir kadının hayatını şekillendiren ana gündem, önünden akıp giden üretim bandına ürün yetiştirmek. Kalan vakitte ise, minyon bedeniyle Pekin trafiği arasında akıp giden hayatın ağır yüküne omuz vermek. Ülkedeki nüfus planlaması gereği sadece tek bir çocuk sahibi olma hakkını hayatının en uygun döneminde kullanabilmek için fırsat kollamak. Ya da ikinci çocuk izni için hükümet politikalarına etki etmeye çalışmak.
Afrikalı kadının sınavı ise bir başka... Yoksulluk ve su kaynaklarına erişim sorunu, nice zorluğu beraberinde getiriyor. Çocuklarını hayata hazırlamak ya da eğitim fırsatlarını değerlendirmek değil onun temel derdi. Sahip olduğu 7-8 çocuğu, zor koşullarda hayatta tutabilmek... Sıradan bir kadının, çocuklarını salgın hastalıklardan korumak için yapabileceği çok bir şey yok. Aslında her şey onun için biraz da kader demek...
New York’taki bir gökdelenin 63. katındaki kadın ise, renklerin ve stillerin sözcülüğünü yapmak üzerine kurulu bir hayatın mücadelesini veriyor. Sektörel rekabet içinde sanatsal üretim yapmaya uğraşıyor. Yüzyıllar öncesinde yaşanmış hayatlardan esintilerle kurduğu ilham düzeneğinde, geleceğin tasarımlarını yaratıyor. Yüksek ökçeli ayakkabıların tıkırtılarını, gölün titreşimlerini masasındaki dizayn için ilham sayıyor...
Suudi Arabistan’da kadın olmak, yeni bir mücadelenin sözcüsü olmak demek. Arabanın arka koltuğunda oturmanın bir konfor mu yoksa mağduriyet mi olduğuna karar vermek demek. Araba kullanmanın özgürlük olup olmadığını, çöllerle çevrili yaşam alışkanlıkları içinde tartmak demek...
İran’da kadın olmak, devletin mecbur ettiği örtü zorunluluğundan kurtulma mücadelesi demek. Şeriat yorumunu dünyadaki diğer örnekleri de göz önünde bulundurarak yeniden gözden geçirmek demek... Devlet baskısı ile özgürlük talepleri arasında isyana hazırlanmak demek...
Bombay’da kadın olmak, Hindu geleneklere göre beş gün süren düğünün ekonomik yükünü yüklenmek demek... Kız ailesinin, erkek tarafına araba gibi hediyeler alma geleneği için parasal imkânlar yaratmak demek...
Suriye’de kadın olmak ise, bütün hayatı tek bir bavula sığdırabilmek demek. Yerini, yurdunu, evini, çeyizini, düğün albümünü, çocuğunun ilk ayakkabısını, dedesinden kalma tespihi geride bırakıp bilinmezliğe doğru yol almak demek. Belki günün sonunda bir sahilde hayata veda etmek demek...
Hulasa kadın olmak, dünyanın her tarafında farklı anlamlara sahip. Dini yorumlara, kültürel alışkanlıklara göre şekillenen kadınlık hallerinin tek bir ortak noktası var; adalet beklentisi... Hem küresel adalet, hem de cinsiyet adaleti.
Doğum sırasında hayatını kaybetme ihtimali 1/7 olan Nijer’i, 48 binde bir olan İrlanda’nın standartlarına yaklaştırmak mesela... Dünyanın farklı köşelerindeki yaşam standartlarını dengelemek, kadın-erkek arasındaki cinsiyet adaletini de beraberinde getirebilir. Evet, insanlığın en önemli meselesi, adalet... Gerisi yerkürenin renkleri...

<p>Aşı olan vatandaşlarımızın sayısı 1 milyon 250 bini geçti.  Aşılama yapılacak grupları Sağlık Bak

6,5 milyon doz aşı Türkiye'de... Aşı planlaması nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Haftanın yalanları