• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
22 Nisan 2014 Salı

Yerel yönetimler ve şehirlerin hafızası

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Yerel yönetim denince akla önce yol, su, temizlik gibi beledi hizmetler geliyor. Her ne kadar son yıllarda insan merkezli belediyecilik anlayışı ülkemizde yaygınlaşmış ve ihtiyaçlar hiyerarşisinde daha üst hedeflere odaklanılmışsa da, hâlâ yapılabilecek şeyler var.
Söz gelimi belediyeler, bölgesel farklılıkları tespit adına sosyoloji ve tarih gibi kimlik belirleyici düşünce perspektiflerine daha çok başvurabilirler. Ya da bir bölgenin yerel tarihini ortaya çıkarma, şehrin hafızasını kayda geçirme adına tarih dostu bir belediyecilik anlayışı yaygınlaştırılabilir.

BU YAZIYI SPİKERDEN DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN
Her belediyenin kendi bünyesinde bir ‘kent belgeliği’ kurduğunu ve burada bölgesinin hafızasını kayda geçirdiğini düşünelim. Türkiye’nin geçmiş dönemlerine şahitlik etmiş yaşlılarıyla yapılacak sözlü tarih çalışmalarının oluşturacağı bir hafıza arşivi, Türkiye için büyük bir kazanım olacaktır. Tüm bu çalışmalar, hem toplum bilimciler için önemli bir başvuru kaynağı olabilir hem de bölgesel politikalar belirlenirken bir yol haritası ortaya çıkarılabilir.
‘Kent belgeliği’ bu tür sözlü tarih çalışmalarının arşivlenebileceği yer olabileceği gibi aynı zamanda kentin tarihine mal olmuş tüm yazılı ve görsel malzemenin de bir araya getirilebileceği merkez işlevi görür. Bu malzemeler, hiçbir resmi belgede bulunamayacak detayları gün yüzüne çıkarıp, beledi hizmetlerin daha insani bir çehre kazanmasına da katkıda bulunur.
Söz gelimi, hangi resmi kayıt bize gösterir, şehre göçen bir ailenin şehir hayatına ayak uydurma çabasını?
Hangi muhtarlık kaydı anlatır bize müslüman mahallesine yeni taşınan bir gayrimüslimin yaşadıklarını?
Hangi gazete kupürü tarif eder, tarihi bir çınarın yol yapımına direniş hikayesini?
Çınarın gölgesi düşen cumbalı evin üç kuşağa ait yaşam öyküsünü hangi metinden eksiksiz okuyabiliriz?
Gelin olduğu günden beri aynı evde, aynı eşyalarla yaşayan asırlık Ayşe Teyze’nin sesinden sokağının değişim hikayesini dinlemek için belki de bir daha hiç şansımız olmaz.
Köşe başındaki Bakkal Ahmet Amca’nın, kredi kartına direnen 50 yıllık veresiye defterinin öyküsünü bir daha nereden öğrenebiliriz?
50’lerde Almanya’dan gelmiş bir fotoğraf makinesinin vizöründen görünen Türkiye manzarasını bir daha kim dillendirebilir?
Tarih, kılıç şıkırtılarından ve nal seslerinden ibaret değildir. Resmi tarihin ya da hakimlerin tarihinin anlatmadıklarını bazen bir faninin yitip gitmeye yüz tutmuş hafızasından, bazen bir fotoğraf karesinden öğrenebilir, onu bir sosyal meselemizin anahtarı yapabiliriz. Kimi aile albümlerini, sararmış mektupları yeni yazacağımız şehir tarihlerinin malzemesi olarak kullanabiliriz. Şehrin en eski futbol kulübünün siyah beyaz fotoğrafları ya da bir şekerleme imalathanesinin kurumsal tarihi bizi şehrin bambaşka yüzleriyle tanıştırabilir.
Kent belgeliklerinde toplanacak bu tür malzemeler hem bugün, hem gelecek için bir daha hiç bulamayacağımız zengin bir arşiv oluşturarak şehri geleceğe taşıyabilir. Belki de böylece ‘kent’ ile ‘şehir’ arasında gidip gelen zihinlerimizi yeniden gözden geçirme imkanı bulabiliriz.
Yüksek binalarla ayrılmış dünyalarımızı, yavaş yavaş kaybettiğimiz şehir ruhunu yeniden onarmaya fırsatımız olabilir. Tüm şehir halkını seferberliğe davet edebileceğimiz bu kent belgelikleri sayesinde, geçmişi birlikte ararken, belki de farkında olmadan, bugün yeniden nasıl bir arada yaşayabileceğimizin formülünü keşfedebiliriz.
Tüm yerel yönetimlerin sözlü tarih çalışmalarına merkez olacak kent belgelikleri kurmaları için hâlâ zaman var; Ayşe Teyze’nin ya da Ahmet Amca’nın sayılı nefesleri tükenmeden...

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?