• $8,5492
  • €10,0853
  • 495.469
  • 1351.59
26 Nisan 2014 Cumartesi

Yeni Türkiye’ye şahitlik etmek

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Yıl 1988. Atatürk’ün 50. ölüm yıldönümü. İlk ve orta dereceli okullar arasında yapılan Atatürk konulu bir kompozisyon yarışmasına öğretmenimin ısrarlı teşvikleriyle katılıyor ve derece alıyorum. Ödül töreninde sembolik bir paranın yatırıldığı bir banka hesap cüzdanı ve bir kitap hediye ediliyor.

Kitap, Mahmut Esat Bozkurt biyografisi. Kültür Bakanlığı yayınlarından. Üst başlıkta ‘Kuva-i Milliyeci, İlim ve Fikir Adamı, Hatip, Yazar ve (1924-1930) Adalet Bakanı' yazıyor. Henüz küçük bir çocuğa ödül olarak verilen kitabın sayfalarını çevirdikçe ‘Topyekün Türk ve Türkçü’ olan Bozkurt’un şu cümleleriyle karşılaşıyorum;
‘Türk’ten başkasına güvenilmez. Ciddi işler Türk asıllı olanlar eliyle yürütülmelidir.’ (s.20)
‘Bütün bir dünya bir Türk’ün burnunun kanamasına değmez.’ (s.46)
‘Türk ve Türklük her şeyden üstündür.’ (s.48)
'Türk'ün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir.' (s.49)
Kafkasya asıllı bir ailenin çocuğuna ‘ödül’ olarak verilen kitap adeta bir ceza niteliğinde!… Neyse ki evimizde ‘ırkçılığın her türlüsü ayaklarımın altındadır’ diyen bir Peygamber’in hükmü yürürlükte. Irkçılık üzerinden bize verilen ‘ceza’ya karşı bir başka etnik yüceltmeye teslim olmuyor, üstünlüğün yalnızca takvada olduğu hakikatine imanla büyüyoruz.
Yıllar geçtikçe Kemalist teorinin mimarı Bozkurt’un şöyle cümleler kurduğunu da öğreniyorum; ‘Türk, bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler...’
Sözün bittiği yer!...

***

Yıl 2014. Neyse ki dağlar böyle bir 'hakikat'e (!) geçit vermiyor. Neyse ki, insani, adil ve vicdan merkezli bir hakikat söylemi bu ülkenin toprağında maya tutmuş da gün geliyor, bir bedene bürünerek karşımıza çıkıyor. Tayyip Erdoğan liderliğindeki adalet ve vicdan odaklı siyasal akıl, son on yıldır Türkiye’nin 90 yıllık meselelerine neşter atıyor.
Başbakan, en son 1915 Olayları’na ilişkin mesajıyla bir tabuyu daha yıktı ve Yeni Türkiye’ye bir tuğla daha koydu.
Mesaj, I.Dünya Savaşı şartlarında gayr-i insani sonuçlar doğuran hadiselere herkesi ‘adil hafıza’ ile bakmaya çağırıyor.
Bu çağrının içinde bir yanda Türkiye Cumhuriyeti'nin on yıllardır suskunlukla geçiştirdiği Ermenilerin acılarına ortak olma duygusu ama aynı zamanda Müslüman Anadolu halklarının yaşadıklarını da bir arada görebilme vurgusu var. Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun kavramsallaştırmasıyla 'adil hafıza' söylemi, acılar arasında bir hiyerarşi oluşturmadan tüm tarihe 'insani ve ilmi bir sorumlulukla bakabilme' cesaretine davet ediyor herkesi.

Üzerinde titizlikle çalışılmış ve Türkiye’de yeni bir sayfa açmış olan bu mesaj aslında, sadece Ermenilerin acısına ortak olmak değil, aynı zamanda Kemalist ideolojinin dışladığı bütün farklılıklara da sahip çıkıldığının bir kere daha hatırlatmasıdır. Hatta bundan da öte tüm dünyaya ve özellikle de Kızılderililerin, siyahların ve masum Afrikalıların kan ve terleri üzerinde yükselen devletlere, başka ülkelere demokrasi ve insan hakları hatırlatması yapmadan önce kendi tarihleriyle yüzleşme konusunda da bir ufku gösteriyor.

Hulasa bu mesaj, tüm farklılıklara sahip çıkılarak tek devlet, tek bayrak altında inşa edilecek Yeni Türkiye'nin bir daha ikrarıdır.
Eski Türkiye'nin çocuklarına Yeni bir Türkiye'nin kuruluşuna şahitlik etme imkanı verdiğiniz için teşekkürler Sayın Başbakan!
Yeni Türkiye için söyleyecek daha çok söz olduğunu biliyoruz!…

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?