• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
16 Ağustos 2014 Cumartesi

Yeni Türkiye’nin kırmızı çizgisi

Yeni Türkiye ruhu, vesayetleri devirdikçe doğdu. Bu nedenle kırmızı çizgisi de vesayetler olmalı.

Paralel, daire, üçgen... Ya da askerî, bürokratik, aydın vesayeti... Hiçbirine geçit olmamalı Yeni Türkiye’de. Hiçbir oligarşik yapılanmaya hayat hakkı tanınmamalı…
Hatırlayalım; Kemalist ideolojinin gramerinde ‘hakimiyet-i milliye’, ‘halk’ kavramlarına sıklıkla atıf yapılmış olsa da, milli irade hiçbir zaman hür bırakılmadı. Halk ‘batıl fikirlerin, batıl inançların, ortaçağ müesseselerinin köleliği altında, modernleş(tiril)mesi gereken bir taban’ olarak görüldü. Halkı ‘cehalet’ten kurtaracak reçete, ‘bilimsel’ bilgiyi elinde bulunduran seçkinlere tabi olmak’tı.
Tek parti rejiminden sonra Demokrat Parti’nin iktidara gelişi, ‘ayakların baş olması’ olarak nitelendi. Çok partili hayata geçiş demokratik bir adım gibi görünse de, tek parti döneminde tahkim edilen bürokratik vesayet, yeni ‘seçilmişler’in üzerinde baskı kurmayı ihmal etmedi. ‘Çok partili demokratik düzen’in ardında bürokrat-asker işbirliğine dayanan vesayetler rejimi var oldu hep. ‘Halka rağmen halk için’ düzeni, uzun yıllar iktidarı dar bir elit çevrenin elinde tutarken, toplumun geri kalanı tahkir edildi.
Neyse ki siyasetin öznesi artık millet. Asker vesayetinin kaldırılması, AK Parti iktidarının başarı hanesine yazılacak en önemli konulardan. Şimdi de diğer bürokratik vesayetlerle mücadele ediliyor. Gelinen nokta çok değerli. Peki artık siyasal sistemde gücün sahibi millet olduğuna göre, bu gücü bundan sonra nasıl kullanacak ve kendi iradesini tahkim adına ne yapacak?
Millet, kendi iradesine alan açan bir siyasal duruşa destek vererek büyük bir adım attı. Bundan sonra iradesini sağlamlaştıracak diğer aygıtları da devreye sokmalı. Sivil toplum bunların başında geliyor. Sivil toplum kültürünün yaygınlaşması, Yeni Türkiye ruhunun kurumsallaşmasına ve gücün topluma yayılmasına imkan sağlayacaktır. Vesayetlerin panzehiri biraz da bu sivil alanın genişlemesi değil mi?
Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına çok büyük iş düşüyor. Ama Türkiye’de sivil toplum kültürünün yeniden gözden geçirilmesi gerek. Son yıllarda muhafazakâr kesim içinde sayısı hızla artan sivil toplum kuruluşları bir yandan önemli misyonlar üstlenmiş olsalar da, bir yandan da özeleştiriye muhtaçlar. Bir kısmı adeta protokol merkezli salon programları yapmaktan, plan, proje, politika üretemez halde. Çoğu dernek, vakıf sosyalleşme amaçlı kullanılan kıraathaneler işlevi görüyor. Öte yandan iktidar karşıtı sivil toplum kuruluşları körü körüne bir iktidar düşmanlığı içinde muhatap alınma meşruiyetlerini dahi kaybetmiş durumdalar. Sağduyulu eleştirinin zemini ortadan kalkmış halde.
Yeni Türkiye’de bu sivilleşmenin yolunu bir şekilde inşa etmek gerekiyor. Pek çok açıdan beyaz bir sayfa açmanın mümkün olduğu bir eşikteyiz. Demokratik düzenlerde pro-aktif siyaset kadar, pro-aktif sivil toplum da ülkenin geleceğinde belirleyici bir etkiye sahip. Demokrasinin kalesi biraz da sivil toplum kuruluşları. Yeri geldiğinde siyasal politikalara destek olacak, yeri geldiğinde eleştirecek sivil toplum ve think tank girişimleri, Yeni Türkiye ruhunun kurumsallaşmasına en büyük katkıyı sağlayacak aygıtların başında yer alıyor.
Artık bu ülkenin hiçbir vesayete tahammülü yok. Gelinen noktadan dönüş de yok. Yeni Türkiye ruhuna inanan herkes toplumsal kutuplaşmayı ortadan kaldırarak, yalnızca ‘milli irade’yi sağlamlaştıracak adımlar atmalı.
Yeni Türkiye sivil toplumunun önünde acil gündemler var; 'medya dilinin yeniden inşası', 'tarih ve estetik duyarlılıklar bağlamında çevre sorunları’, 'küresel vesayetlerle mücadele', 'eleştiri kültürünün geliştirilmesi, 'adil hafıza', 'alternatif enerji üretimi', 'doğu-batı ekseninde özgür ve özgün Türkiye', 'sosyal medyanın afetleri' vb… Millet artık bu sorunların çözümünde kendi iradesini ortaya koyacak şekilde adımlar atmalı. Yeni Türkiye bunu gerektirir.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!