• $9,7302
  • €11,3779
  • 562.641
  • 1479.93
22 Ağustos 2017 Salı

Tüketim çağında 100 eşyayla yaşamak

Evinizdeki eşyaları hiç saydınız mı? Tek, tek… Çantalarınızı, ayakkabılarınızı, gömleklerinizi, eteklerinizi, pantolonlarınızı, kemerlerinizi, kol düğmelerinizi, bardaklarınızı, tablolarınızı, halılarınızı, kitaplarınızı, sofra takımlarınızı, çekmecedeki kalemlerinizi…

Sanırım çoğumuz cesaretsiziz.

Bir hikaye anlatılır; devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak bir bekçi almaya karar verir. Bir süre sonra düşünülür; ‘Peki talimatlar olmadan bekçi işini nasıl yapacak’. Bir planlama birimi kurulur ve planlamayı yapmak üzere iki kişi işe alınır. Bir süre sonra ‘İşleri yapıp yapmadıklarını nasıl kontrol edeceğiz’ diye düşünülür ve iki denetmen alınır, biri denetim yapar diğeri raporları yazar. Bir süre sonra ‘Bunların maaşları nasıl hesaplanıp ödenecek’ diye tartışılır ve bir muhasebeci şefi, bir katip, bir de istatistikçi alınır. Sonra; ‘Peki bunlardan kim sorumlu olacak’ denir ve bir müdür, iki de müdür yardımcısı alınır. Ve bir süre sonra, ülkede ekonomik kriz çıkar ve bütçedeki masrafları kısmak için bekçi işten çıkartılır.

Hikaye daha geniş imalar içerse de bir yönüyle bizim konumuza da teşmil edilebilir. Zira biz de, sözgelimi ütü gerektiren bir kıyafet almakla ütü, ütü masası, onları koymak için bir dolap ve onu sığdıracak daha geniş ev ihtiyacını da otomatik olarak ihtiyaç listesine dahil ediyoruz. Halbuki en başta kıyafet tercihimizi doğru yaparak diğer bütün yüklerden kurtulabiliriz.

O halde daha sade bir yaşam için liste yapmayı deneyelim. İçinde temel ihtiyaçlarımız olsun, bir de bize has alışkanlıkların da karşılığı olsun listede; mesela gerektiğinde misafirlerimizi ağırlayabilelim. Ama her durumda temiz ve estetik bir düzen kurmayı ihmal etmeyelim.

İki koltuk, bir sehpa ve çok amaçlı bir masadan oluşan bir yaşam alanı, az eşyalı bir yatak odası, temel ihtiyaçların olduğu pratik bir mutfak… Yaşadığımız ülkenin iklimini gözönünde bulundurarak, kışlık, yazlık, mevsimlik kıyafet, birkaç çift ayakkabı…

Hafif ve kolay taşınabilir bir bilgisayar, kamera vb özellikleri olan bir telefon ile de bütün iletişim ihtiyaçlarımızı karşılayabiliriz. Olmazsa olmaz kitaplarımızı küçük bilgisayarımıza sığdırabilirdik belki ama henüz çoğu yayınevi dijital kitap hizmeti sunmadığı için gerçekçi olup salonumuza bir de kütüphane yerleştirebiliriz.

Evet toplamda 100 parçayı geçmeyecek böyle bir yaşam düzeninin bize ne kazandıracağını da hızlıca düşünelim; her şeyden önce yaşam alanlarımız pratiklik ve sadelik esasına göre düzenleneceğinden çevremizi kuşatan devasa binalara daha az ihtiyacımız olacak. Alışveriş merkezlerinin varlık nedeni ortadan kalkacak.

Ütü istemeyen bir kıyafetin dünyayı nasıl değiştireceğini, bunun ekonomik dengelere, daha da ötesi ‘sistem’e nasıl etki edeceğini ekonomistler düşünsün. Bizim daha öncelikli bir meselemiz var; 100 eşyayla yaşamanın bize daha mutlu ve daha anlamlı bir hayat kazandıracağına kendimizi inandırmamız. Tıpkı Diyojen gibi! Avucuyla su içen bir çocuğu gördüğünde elindeki maşrapayı atan bilge gibi…

İtiraf edelim, çoğumuz için ütopik, 100 eşyayla yaşamak. Ama binlerce eşyayı sorgulamak için düşünmeye değer.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Galatasaray'ın Nef Stadı'ndaki taraftara açık antrenmanından fotoğraflar

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı