• $7,4234
  • €9,0356
  • 439.755
  • 1528.21
24 Temmuz 2018 Salı

Teleskopa değil, mikroskopa ihtiyacımız var

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Türkiye, 24 Haziran sonrası yeni bir döneme girdi. Kalkınma ve toplumsal gelişim süreçlerine bakılırsa ince işçilik dönemindeyiz. Bu nedenle genellemeler yapmamıza yarayacak teleskopik bakış yerine istisnaları keşfetmeye yarayacak mikroskobik bakışa ihtiyacımız var.

Bu aynı zamanda çağın ihtiyacı olan bakıştır. Bu yaklaşımın bilimsel alana hakim oluşu da 21. yy’la birlikte gerçekleşti. 20. yy’da evren böyle okunmuyordu. Ne siyaset, ne akademik disiplinler mikro konulara eğilirdi. 21. yy.’da devlet ve siyaset merkezli anlayıştan toplum ve kültür merkezli anlayışa geçildi. Büyük olaylara odaklanmak yerine küçük farkındalıklar önem kazandı.

Bu kırılma için farklı alanlarda farklı dönemlendirmeler yapılabilir. Ama bilinen o ki, bireyin ve onun gündelik uğraşlarının önem kazandığı projeksiyonlara geçiş dünyayı algılama biçimini de değiştirdi.

Sözgelimi tarih disiplini mikro meselelere eğildi. Büyük adamların değil, işçinin, çocuğun, kadının tarihine yöneldi. Bu anlayışın ürünü olarak ayakkabının, tuzun, kahvenin tarihini okuduk. Sosyoloji ölçeğini küçülttü, gündelik hayata odaklandı. Aynı yaklaşım edebiyatta da ürün verdi. Carlo Ginzburg’un Peynirler ve Kurtlar bu anlayışın ayak sesidir. İtalya’da bir dağ köyündeki bir değirmencinin engizisyona karşı mücadelesini ele alır. Bireyin iktidar karşısındaki gücüne atıf yapar.

Tüm bunlar bize küçük gibi görünen meselelerin büyük sonuçlara sebep olduğunu gösteriyor. O nedenle mikro alanın ihmal edildiği bir siyaset felsefesi bir yanıyla eksiktir. Makro ve mikro dengesini gözeten, teleskopu mikroskopla birlikte kullanabilme becerisi gösteren bir yönetim anlayışı sorunları daha iyi çözer.

Tüm dünyanın olduğu gibi bugün Türkiye’de de ihtiyaç olan bu. Artık toplumsal mühendislik şablonları yerine mikroskobik bakışın etkin şekilde devreye girmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye özelinde de bugün ihtiyaç olan şey, sözgelimi ‘başımızı sokacak’ konutlar topluluğu yapmak değil, fonksiyonel ama aynı zamanda kültürel dinamikleri gözetilmiş, peyzajı ile bir kimlik ortaya koyan, bölgesel farklılıkları dikkate alan yüksek bir mimari anlayış ile evler, mahalleler, şehirler inşa etmek hedef. Demir ve çimentoyu aşan bir malzemeler çeşitliliği ve bunun kültürünü tespit etmek gerekiyor. Bu örnek her alana teşmil edilebilir.

Her tekili doğru şekilde yorumlayacak yaklaşımlara ihtiyaç var artık. Bu ihtiyaçları karşılamanın metodu ise, sadece sebep-sonuç ilişkisini değil, olgular arasındaki ilişkileri değişime ve esnekliğe açık bir yaklaşımla ele almak. Bireylerin huzur ve mutluluğunu esas alan, toplumsal uyumu önceleyen yönetim şartları ancak böyle tesis edilebilir.

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu