• $8,2869
  • €10,0871
  • 489.431
  • 1444.87
31 Mart 2015 Salı

Saat devrimi

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Sözlüklerin özgül ağırlığı en fazla olan kelimelerindendir, devrim. Geri dönüşü olmayan dramatik değişiklikleri ifade eder. Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi, Ekim Devrimi dünya tarihinin alt-üst oluşlarıdır.

Zamanın tarihi içinde de bir devrimden söz edilecekse bu saatin icadıdır. Zaman algısını değiştiren önemli bir buluştur saat. Yaygın kanaat, zamanı ölçme uygulamalarının sanayi devriminden sonra yaygınlaştığıysa da, aslında bu süreci 1200’lere kadar götürenler de var. (Paul Glennie-NigelThrift) Bu bilgiler, ‘Kral gece yarısından iki saat sonra falanca yerde öldü’ gibi tarihi kayıtlar içindeki ayrıntılara dayanıyor.
Bugün hepimizin kolunda adeta bir aksesuara dönüşen saatin sanki ezelden beri var olduğunu düşünsek de, ‘saati söylemek’ gibi bir olgu ancak 1500’lerde olağan bir şey haline geldi Batı’da. Sokaklarda insanların birbirine saati sorması ise, ancak 1800’lerde...
Saniyeleri gösteren saatler yalnızca gözlemevlerinde gökbilimcilerin kullanımına açıktı. Saat üzerine dakikaları da gösteren bir ibrenin konması ise, 1550’lerde rastlayabileceğimiz bir uygulamaydı. Dakikliğin önemli olduğu gündelik planların olmadığı zamanlarda dakika ya da saniye halk için çok da önemli bir ayrıntı değildi.
Saatin anlamı coğrafyadan coğrafyaya, kültürden kültüre göre de değişiyordu. Nitekim, Osmanlı topraklarına seyahat eden yabancıların şehirlerde, kent meydanlarında saat kulesi görmemeleri hayretlerini celp ediyordu. Oysa bundan daha doğal bir şey yoktu. Çünkü Osmanlı insanı için zaman, güneşin hareketlerine bağlı güneş saatine, daha da ötesi ezan sesine ayarlıydı. 19.yy’da şehir meydanlarına yapılmaya başlanan saat kuleleri seküler zaman algısını temsil ediyordu ve modernitenin önemli göstergelerinden biriydi. Adeta, saniye ve dakikalardan oluşan saat insana güneşe ve mevsimlere saygı göstermeme alışkanlığı kazandırıyordu.
Osmanlı coğrafyasında uzun zamanlar alaturka ve alafranga saatler birlikte kullanıldı. Çift kadranlı saatte hem alaturka, hem alafranga saat ayarı mevcuttu. Alaturka ayarda esas olan güneşti. Güneşin batma anına uyumlu olarak, alaturka saat her şehirde farklıydı. Standart bir saat değildi ve her gün ayarlanmayı gerekli kılıyordu. Tipik bir Osmanlı sentezciliği örneği sayılabilecek bu uygulamayla mekanik, tabiata uydurulmuştu. Fakat elbette 19.yy sonlarından itibaren her gün değişen saati iptidai, modernlik dışı bulanlar alaturka saati hayatlarından tamamen çıkardılar. Böylece zaman algısı büsbütün değişti.
Değişen bu zaman algısını belki de en iyi Tanpınar anlatıyor;
‘Eskiden kendimize göre bir yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden, ırktan, görenekten esinlenen bir beğenimiz olduğu gibi bu yaşam biçimine göre de saatlerimiz, günlerimiz vardı. Müslüman’ın gününün başlangıcını tan pırıltıları ve sonunu akşamın ışıkları belirlerdi. Işıkta başlayıp ışıkta biten, on iki saatlik kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. Gelen yabancılar yaşamımızı bozup, onu bilinmeyen bir ilkeye göre yeniden düzenlediler ve ruhlarımız için onu tanınmaz bir duruma getirdiler. Yeni ölçü, bir deprem gibi çevremizi alt üst ederek eski günün bütün engellerini yıktı ve geceyi gündüze katarak mutluluğu az, zorluğu çok, uzun, bulanık renkte bir yeni gün ortaya koydu. Bu, Müslüman’ın eski mutlu günü değil, sarhoşları, evsizleri, hırsızları ve katilleri çok ve yeraltında olabildiğince çalıştırılacak köleleri sayısız olan büyük uygarlıkların acı ve sonu gelmez günüydü... Şimdi ne yazık ki, eski saatle birlikte akşam da, gün doğuşu da bitti.’

<p>İşgalci İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik müdahalesi devam ederken,

Kudüs'te tepki çeken görüntü! Mescid-i Aksa'dan alevler yükselirken Yahudiler Kudüs Günü'nü kutladı

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı