• $8,8391
  • €10,3713
  • 496.819
  • 1395.06
6 Ocak 2018 Cumartesi

Ruh ve beden bütünlüğünü gözeterek yaşamak

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin

Bütün ahlaki öğretiler insanın ruhi gelişimini ön planda tutar. Nefis karşısında ruhun terbiyesi hayatın en öncelikli mücadele konusudur. Fakat öte yandan fiziki ve biyolojik terbiye de iradenin konusu. Ama ahlak öğretilerinin adaletli, merhametli olmaya dair teşviklerine kulak veririz ancak sözgelimi insanın bedeni ile ilişkisini etiğin, ahlakın konusu olarak görmeyiz. Oysa antik çağ filozoflarının ifadesiyle ‘sağlık olmadığında bilgelik ortaya çıkmaz, sanat kendini göstermez, güç savaşamaz, zenginlik de akıl da işe yaramaz olur.’ Her şeyden önemlisi insan beden emanetine ihanet eder.

Modern dünyanın sağlık ajandası büyük ölçüde hastalıklarla mücadele üzerine kurulu. Artan kronik rahatsızlıklarla savaşmak, hastalıklardan korunmak yerine hastalıkların tedavisi adına bilimsel çalışmalar yapmak, tıp dünyasının rotasını çiziyor. Oysa aslolan, insanı kronik hastalıklara götüren yolları kapatmak ya da sözgelimi depresyonun sebeplerini ortadan kaldırmak.

Fakat belli periyodlarda ‘sağlık’ kontrolleri yaptırmak, her şeyin çözümünü kimyasal ilaçlarda aramak, manyetik rezonans sistemlerinin bağımlısı haline gelmek, insanlığı tıbbın kobayı haline getiriyor. Şifa bulmak için dahi şifahane yerine ‘hasta-hane’ye gidiyoruz. Tıp etiği ilaç endüstrisinin çarkları içinde çoktan öğütülmüş.

Sağlık ile yeme içme alışkanlıklarının değişip bozulması arasındaki yakın ilişkiyi ıskalamış haldeyiz. Genetiğine müdahale edilmiş tohumlar, raf ömrü uzun, paketlenmiş gıdalar soframızı işgal etmiş durumda. Dünyada gıda ve sağlık sektörleri öylesine büyük sermaye hareketlerinin konusu ki, şirketlerin yüksek ciroları karşısında etik ilkeler hiçe sayılıyor. Birbirini besleyen iki devasa örgüt adeta birbiri için çalışıyor.

GDO, artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacının yegane çözümü olarak sunuluyor. Oysa on yıllardır genetiğine müdahale edilmiş gıda üretimi gerçekleştiği halde insanlık hâlâ gıda kıtlığı ve açlıkla yüz yüze. Obezitenin artışına paralel bir şekilde açlık kaynaklı ölümler artıyor.

Hipokrattan bu yana tıp alimleri, sağlığın yeme-içme ile bağını kuruyor. Çünkü ne yiyorsak oyuz. Geleneksel tıp, ruh ve bedeni birbirinden ayırmıyor. Oysa modern tıp ikisine de ayrı muamele yaparak, insanın bütünlüğünü bozuyor.

Bilim insanları modern tıp alanında bilinmez dünyalara yatırım yaparken, insanlığın binlerce yıllık birikimini hiçe sayıyor. Geleneksel tıp bilgeliği merdivenaltına teslim edilmiş halde.

Kozmetik sektörü insanlığın ‘güzelliği’ adına her gün yeni reçeteler sunarken, insanlık aslında neleri çirkinleştirdiğinin farkında değil. Oysa önemli olan, insanın ruh ve beden bütünlüğünü gözeterek bir estetik değer ortaya koymak. Temiz ve helal olanı hayatımızda öncelemek.

Uzun yaşamak uğruna verilen savaş kadar temiz yaşamak adına da mücadele vermek. Bu alanda da büyük bir devrime ihtiyaç var.

<p>İrili ufaklı,  kahverengi, yeşil, sarı. Bir boya paletini andıran doğa harikası  'Gökkuşağı Tepel

Yeryüzünün boya paleti

Karahantepe'deki insan betimlemeleri ve 3 boyutlu heykeller tarihe ışık tutacak

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (27 Eylül 2021)

Koronavirüs kadar tehlikeli! Bu sorun erken ölüme sebebiyet veriyor!