• $9,3296
  • €10,8631
  • 532.447
  • 1429.85
23 Mayıs 2015 Cumartesi

Rasyonel akıl ve vicdanlı kalbin 7 Haziran kararı

Seçimlere iki hafta kaldı. Meydanların gündeminde günübirlik tartışmalar var. Hepimiz sandık başına giderken bu gündelik tartışmaların detaylarını unutacak, oluşturduğu toplam algıdan hareketle oy kullanacağız. Ama daha önemlisi siyasi partilerin şimdiye kadar ne yaptığı ve ne yapabileceği üzerinden bir kanaatle sandık başına gideceğiz.

Partilerin bundan sonra Türkiye için ne yapabileceği biraz da şimdiye kadar ne yaptıkları üzerinden değerlendirilebilecek bir konu. HDP’den başlayalım. HDP, Türkiye’nin son 12 yılda geldiği demokratik açılımların bir ürünü. Kürtçe siyasal propaganda yapma hakkı başta olmak üzere varlığını çözüm sürecinin yarattığı atmosfere borçlu.
Kendince Türkiye partisi olma iddiasında ama şu an angaje olduğu yapılanmalar nedeniyle bu imkânsız. Alabileceği muhtemel oylar, ya hâlâ kimlik siyasetinin prim yaptığı dar çevrelerden ya da AK Parti kazanamasın diye oy kullananlardan gelecek. Seçim barajı uygulamasını şahsen tasvip etmemekle beraber, HDP siyaset için gerekli güven verici diğer niteliklere haiz olmadığı için Türkiye partisi olmaktan uzak olduğu gibi barajı aşması da zor görünüyor.
CHP ise, her şeyden önce Türkiye tarihinde tek parti dönemi gibi karanlık bir devrin tarihi yükünü taşıyor. Geçmişte parlak bir dönemi yok. Son 12 yılda ise etkin bir muhalefet yapamadığı gibi iktidar partisinin rüzgârında savrulmuş bir parti. Açıkladığı son ‘proje’ dahi, bu toplumun kültürel, tarihi kodlarıyla harmanlanmamış, gerçeklikten uzak, ithal bir PR ürünü olduğu aşikâr ve AK Parti’nin yıllar önce gündeme getirdiği ‘merkez ülke’ söyleminden intihal bir hayal.
MHP, sessiz-sedasız AK Parti’den kayabilecek muhafazakâr oyları bekleyen, iddiası, Türkiye’yi heyecanlandıracak bir ufku olmayan bir parti. Oysa siyaset iddia işi. Aynı zamanda bu iddiayı hayata taşıyacak icraat işi.
AK Parti, 12 yıldır bu coğrafyanın ve bu dinamik-genç nüfusun hakkını vermiş bir iddia ve icraat partisi. Öyle ki demokrasi, ekonomi gibi temel konularda yaptığı icraatlar tüm vatandaşların hayatına dokunmuş, gündelik hayatın parçası haline gelecek kadar sıradanlaşmış. Sağladığı tüm imkânlar Türk halkı için artık normal. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Oysa bu noktaya kolay gelinmedi. Türkiye artık bu standartların altına düşmeyi göze alamaz. Almamalıdır.
Bundan sonrası, yeni üst hedefler ve Türkiye’nin 90 yıllık sorunlarıyla yapılan büyük hesaplaşma sırasında meydana gelen hasarların tamirinde. Böylesi büyük devrimler hasarsız olmaz. Türkiye’deki mevcut kutuplaşma da bu zorlu yolun hasarı kabul edilebilir. Demokratik hak paylaşımının adil olmasını hazmedemeyen küçük bir azınlığa rağmen, Türkiye tarihindeki bir arada yaşama tecrübesi hakkıyla hayata geçirilebilecektir.
Bunun için Türkiye’nin ihtiyacı, güçlü liderlik, istikrarın devamı, devlet-millet işbirliği ve 12 yıllık kazanımların kalıcı hale gelmesi için anayasa değişikliğine yetecek bir iktidar gücü.
Bunu sağlayacak olansa, rasyonel bir aklın ve vicdanlı bir kalbin kararı olacaktır. 7 Haziran’da vereceğimiz karar, 8 Haziran itibarıyla Türkiye’nin geleceğini şekillendirecektir.

<p>Sosyal medyada toplumsal algıyı manipüle etmek için birçok yalan servis ediliyor. Bazı yayın orga

Hepsi teker teker deşifre edildi... İşte haftanın yalanları

İstanbul'da sabah saatlerinde trafik yoğunluğu yaşanıyor

İstanbul'da muhteşem dolunay manzarası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Togo'ya geldi