• $8,5099
  • €10,2954
  • 498.752
  • 1441.33
03 Haziran 2014 Salı

Muhalefetin derin çaresizliği

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tam 68 gün var. Ramazanı da içine alan bu süreyi muhtemelen geceli gündüzlü yine siyaset tartışarak geçireceğiz. İktidar tarafında temel prensipler belli. Olmayacak şeyler net. Sadece Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı sonrası neyin en iyi tercih olacağı konusunda muhtelif formüller üzerinde tartışılıyor. Çok yakın bir zamanda da, sadece cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin değil, Türkiye’nin önümüzdeki on yılının siyasal ufkunu da işaret eden açıklamalar duyacağız. Zira AK Parti’nin siyasal aklı her zaman toplum karşısına bir master planla çıktı. Kervanı yolda düzmek yerine bir adım sonrası hesaplanmış stratejik planlamalar yapıldı. On iki yıllık süreçte de bu plan büyük ölçüde hayata geçirildi.

Peki ya muhalefet!

Muhalefetin durumu zor. On yıllık stratejik planlamalar şöyle dursun yarını bile belirsiz. Her şeyden önce muhalefet dediğimiz kesim kendi içinde parçalı. Ne gelenekleri, ne gelecek tasavvurları, ne de yaşam kültürleri birbirine benziyor. Ne aynı yoldan geçmişler, ne aynı sudan içmişler. Yazları da, kışları da birbirinden çok farklı. Kendi müstakil adaylarını çıkarmaları durumunda kazanamayacakları belli. Geçici bir yol arkadaşlığı ise fıtratlarına aykırı. Zira, CHP ve MHP, Türk siyaset tarihinin birbirine en uzak iki kutbu. Fakat denize düşen yılana sarılır. Şimdilerde bu çaresizlik denizinde Erdoğan’a karşı ortak aday çıkarmaktan söz ediyorlar. Bu yol pek çok bakımdan çetrefilli. Birincisi, bu iki zıt kutbun birbirine evet demesi her ikisinin de kendini inkar etmesi demek. Daha yola çıkmadan düşülen büyük bir ontolojik boşluk yani. Öte yandan, seçime iki ay kala belirlenmiş bir aday hangi stratejik planlama ile toplum karşısına çıkacak? Topluma ne vaat edecek? Milletten hangi hedef için oy isteyecek? Üstelik karşısında siyasi başarılarla dolu bir on yılı ve önümüzdeki yıllar için plan ve projesi hazır olan bir Erdoğan var. Böyle bir durumda halkı neye ikna edecek?
Geçtiğimiz günlerde CHP ve MHP liderleri bir araya geldi ve akabinde medyada ‘cumhurbaşkanı nasıl olmalı?’ konusunda mutabakata vardıkları haberleri çıktı. Yani durum hala bu merkezde. Adeta Antik Yunan’dan beri bilinen bir konuda muhalefet bir adım attığını düşünüyor. Cumhurbaşkanı’nın nasıl olması gerektiği ortak aklın dünden bugüne ezbere bildiği bir konu zaten. Önemli olan siyasal pratikte bunun nasıl hayata geçirileceği ki, bunun en kilit noktası da ‘aday’. İsmiyle, cismiyle, müktesebatıyla, toplum nezdinde algılanışıyla ve bu makamı taşıma potansiyeli ile o siyasal akıl. Bu kişi öyle bir kişi olacak ki, hem CHP değerlerini, hem MHP değerlerini buluşturabilecek ya da en azından yüksek bir siyasal akılla muhtemel çatışmaları önleyecek, dahası toplumsal hafızada yer etmiş CHP ve MHP siciline rağmen milleti kendi hakemliğine ikna edecek. Böyle birisi kaf dağının ötesinde bile yok. Geriye zoraki rıza göstermek kalıyor ki, bunun getireceği sonuçlar daha da sıkıntılı. Nitekim, ontolojik çöküntü ile girilmiş bu çetrefilli yolun sonunda yaşanacak muhtemel bir başarısızlık her iki partide de, tıpkı yerel seçim sürecinde CHP’nin cemaatle kurup, sonra pişman olduğu ittifak gibi temel dinamiklere zarar verecek kalıcı sorunlar bırakacak.
On yıllık yıpranmışlığı içinde iktidarın işinin daha zor olduğu düşünülür ama görünen o ki, aslında muhalefetin işi çok daha zor.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı