• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
31 Ekim 2015 Cumartesi

Mozart’tan mehtere bayram kutlamaları

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında bu yıl, devletin giydiği yeni elbiseyi gördük. 28 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen sade vatandaş resepsiyonu, sivilleşmenin ilk adımı olarak karşımıza çıktı. Katılımcılar arasındaki renkli karakterler, medyada yaygın şekilde yer aldı, bu adım toplumda güçlü bir karşılık buldu. 29 Ekim’in rutin kutlama duraklarından birisi olan Ankara Hipodromu’ndaki programda ise, resmi törenler bu yıl hayli farklı bir yorumla icra edildi. Mozart ve Mehter’in iç içe olduğu bu yeni yorumun kültürel kodlarını biraz irdelemek gerek.

Mozart ve mehter, ayrı dünyaların kültürel kodları gibi dursa da, aslında çok yakın bir ilişki var aralarında. Zira törende icra edilen Mozart bestesi Türk Marşı’nın ilham kaynağı, mehter müziği. Osmanlı-Avusturya arasındaki askeri ve diplomatik ilişkilerin sonucu ortaya çıkan bu etkileşim, Mozart’a ‘Rondo alla Turca’yı ilham etmişti. Bu tesir, zaman içinde yayıldı ve mehter müziğindeki birçok müzikal etki 18. ve 19. yy.’da Avrupa müziğini şekillendirdi. Mozart ve mehterin aynı törensel kurgu içinde yer alması, geçmişte ‘Batı’yı etkileyen Türk’ imgesini işaret ediyor, gençliğe özgüvenli bir tarih okuması fırsatı sunuyordu.
Öte yandan, resmi törenlerde daha önce askeri bando tarafından icra edilen eserlerin bu sefer Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) tarafından icrası, bir başka perspektife işaret ediyordu. CSO, 1826’da II. Mahmut tarafından kurulan Mızıka-i Hümayun’un devamı olarak, modernleşme hikayemizi, klasikle modern arasında bir tercihten ziyade, kapsayıcı bir tarih okuması olarak törenlere dâhil etti.
Törenlerin dikkat çeken bir başka yanı, kuşkusuz top, tank ve askeri uçaklar yerine sivil unsurların devreye sokulmuş olmasıydı. İmam Hatip ve başörtüsü paranoyasını aşmış devlet aklı, ilk kez imam-hatip lisesi öğrencilerini ve başörtülü talebeleri ayrıma tabi tutmadan törenlerin bir parçası haline getirdi. ‘Mazlumların ve mağdurların yanında bir devlet’ imgesini ise, AFAD, UMKE, Kızılay gibi yardım kuruluşlarının geçişi temsil etti. Türkiye’nin küresel vizyonuna işaret eden, ülkemizin dünya çapında markası THY maketi, törenin aktif kodlarından birisiydi. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bünyesinde, çok sayıda ülke bayrağını taşıyan öğrencilerin geçidi ise, dünyadaki Türk etkisinin altını çizen bir başka güncel göstergeydi. Seymenlerin eski Türkiye Büyük Millet Meclisi maketi ile geçişi, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına atıf yaparken, Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Harekâtı gibi Türkiye’nin askeri tarihini özetleyen ve dönemin askeri üniformalarını taşıyan farklı geçitlere sahne oldu. Törenin en büyük sürprizlerinden biri olan Okçular Vakfı ise, gösterilerin tarihsel ve geleneksel atfını çok daha gerilere, Fatih Sultan Mehmed’e kadar derinleştirme çabası olarak yorumlanabilir.
Özetle tüm bunlar, devletin sivilleşen, demokratikleşen, klasik ve modern Osmanlı tecrübesini meczeden, kültürel mirası bir arada sahiplenme gayretini gösteren yepyeni bir devlet yorumunu simgeliyordu.
Kuşkusuz törensel geleneklerin yerleşmesi, olgunlaşması yılları gerektirir. Bu bağlamda, bu yıl eksik olan önemli bir hususun altını çizmek gerekir. Zira Hipodrom’daki törende halkın konumlandığı alan, törenlerin asıl icra alanını ancak yandan görebiliyor, hatta bazen hiç görmüyordu. Vatandaşların sadece geçitlere şahit olabildiği bu oturum düzeni, kuşkusuz Hipodrom’un değişimi çok da kolay olmayan mekânsal özelliğinden kaynaklanıyordu. Belki önümüzdeki 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı kutlamaları, Yeni Türkiye’ye yakışır modern bir tribünde, devleti ve vatandaşı aynı yöne bakar vaziyette konumlandırabilir.

<p>Bozkurt'ta selde hasar gören 10 katlı bina iş makinesiyle yıkıldı.</p>

Bozkurt'ta 10 katlı bina böyle yıkıldı

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi