• $8,4819
  • €10,0615
  • 493.987
  • 1413.8
11 Ekim 2014 Cumartesi

Kürt siyasetine düşen büyük görev

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Çözüm süreci Türkiye’nin son yıllardaki en büyük kazanımı. Yalnızca Doğu ve Güneydoğu’da silahların bırakılması açısından değil, oradaki huzurun Türkiye’nin geneline yansıyan kazanımları açısından da. Son 30 yılda teröre yaklaşık 400 milyar dolar harcandı. Bu meblağ ülkenin kalkınması için harcansaydı ülke doğudan batıya yatırımlarla donatılabilirdi. Kim bilir kaç üniversite kurulabilir, kaç Marmaray yapılabilir, kaç baraj, kaç sanayi tesisi inşa edilebilirdi. Kayıp yalnızca ekonomik mi? Daha önemlisi insan sermayesi zayii oldu. Son 30 yılda 35 binin üzerinde insan öldü. 10 değil, 100 değil, binlerce insan, binlerce hayat!... Etkisi nesiller boyunca sürecek kayıplar verildi, hayatlar berhava oldu. Geride kalanlar normal bir şehir hayatında değil, her an gelecek yeni ölüm haberlerinin, çatışma seslerinin nöbetiyle hayatlarını geçirdiler. Gençler okuyamadı, meslek sahibi olamadı, coğrafyanın şartlarına teslim oldular.
Türkiye’nin bütün gücünü emen terör neyse ki 2013 yılından itibaren çözüm sürecine girdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan süreç yalnızca Doğu bölgeleri için değil, tüm Türkiye için umut oldu. Neredeyse iki yıldır şehit haberleri gelmiyor. Başta bölge halkı olmak üzere tüm Türkiye’de bu süreç büyük bir toplumsal destek gördü. Akil heyetler seferber edildi, çözüm sürecine dair yasa çıkarıldı. Kürt-Türk ayrımı yapılmaksızın barış ve huzur isteyen herkes sürecin arkasında durdu.
Fakat bayram sonrası, üç gündür yaşanan olaylar, huzurun ne kadar değerli bir şey olduğunu bir kere daha hatırlattı. Toplumsal desteği olmayan, çözüm sürecinin suiistimaline dayanan provokatif eylemler yine onlarca cana mal oldu. HDP kanadının ‘Kobani düşerse çözüm süreci biter’ cümlesi, Kürt siyasetinin akıl tutulması olarak kayda geçti.
Oysa bu süreçte en büyük görev Kürt siyasetine düşüyor. Barış yolunda bunca adım atılmışken sokak eylemlerinden söz etmek, sonucu sürpriz olmayan şiddet teşviki içeren bir cümle sarf etmek Kürt siyasetçilerin çözüm sürecindeki niyetlerine gölge düşürüyor. Halbuki şunu fark etmeleri gerekiyor. Bölge halkı barışın tadını bir kere aldı ve artık kimse bu süreçten geri dönmek istemiyor. Kürt halkının meşru talepleri bundan sonra ancak demokratik yollarla kazanılabilir. Bu noktada şiddete kapı aralamak, Kürt halkının taleplerinin meşruiyetine de gölge düşürür.
Güneydoğu’da dünyaya gelen bir çocuğun hayatında şiddetin, terörün yeri olmasın artık. Ufkunu tıpkı batı bölgelerinde yaşayan akranları gibi huzur ve barış dolu bir geleceğe çevirsin onlar da. Bu bölgede şiddetin olmadığı tertemiz bir sayfa açmak, yeni doğacak çocuklara borcudur Kürt siyasetinin. Şırnak’tan, Hakkari’den kalkan uçaklar artık onlara yeni bir yaşam standardı vaat ediyor. Bu imkânın değerlendirilmesi, bu sürece yeni boyutlar katılması gerekirken, şiddete kapı aralamak nasıl bir basiretsizlik örneği... Dünyaya huzurun ve güvenin penceresinden bakabilecek yeni bir sosyoloji ancak böyle doğar; geçmişin kinlerinden arınarak. İnsanların arasına sentetik duvarlar örmekten başka bir katkısı olmayan etnik milliyetçiliğin getirdiği kategorik vatandaşlık fikrinden uzaklaşarak. 90 yıl sonra yapılan hak iadelerinden yeni bir bilinç inşa ederek.
Bugün lügatimizde tek bir kelime var; sağduyu. Çünkü çözüm sürecini diri tutmak, yani geleceği inşa etmek tüm tarafların sağduyusuna bağlı. Aksi halde Kürt siyaseti en başta kendi çocuklarına hesap veremez.

<p class='MsoNormal'>CZN lakaplı Burak Özdemir de Antalya'ya giden isimlerden  oldu. Uyarılarına rağ

CZN Burak Özdemir yangına müdahale ederken şov yapmakla suçlandı

Tarihi değiştiren araştırma: Machu Picchu'nun bilinenden daha eski olduğu ortaya çıktı

Kemerköy Termik Santrali'ne yaklasan yangin havadan görüntülendi

Evsel atıklar burada elektrik enerjisine dönüşüyor