• $8,5118
  • €10,2831
  • 499.628
  • 1441.33
06 Eylül 2016 Salı

Küresel alışkanlık; kahve

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Geçtiğimiz günlerde Avustralya İklim Enstitüsü bir rapor yayımladı. İklim değişikliğinin kahve üretimini büyük oranda düşüreceğini ve 2080’lerde dramatik yokluklara ulaşılacağına dair. Yani fincanlarımız müzelere taşınırken, kupalarımız boş kalacak. 2080’lerde kahve, gündelik hayatımızın bir parçası olmaktan çıkacak. Bu raporu destekleyen başka araştırma sonuçları da yayımlanmıştı İngiltere’de daha önce.

Günlük 2.25 milyar fincan kahve tüketilen bir dünyada, 125 milyon insanın geçim kaynağı olarak küresel bir endüstriye de dönüşen kahve, sadece bir keyif aracı değil, ekonomik, politik, sosyal bir olgunun adı.

İnsanlığın kahveye hangi ara böylesine müptela olduğuna bakacak olursak, kahvenin küresel bir macerası olduğunu görürüz. Yaygın rivayete göre, Habeşistan’da yani bugünkü Etiyopya’da bir çoban, dağ yamaçlarında otlayan keçilerin belirli bir meyveyi yedikten sonra canlandığını fark ediyor. Uzun süre gözlemledikten sonra meyveyi toplayıp suda pişirince ilk kahveyi de yudumlamış oluyor. Etiyopya’dan Yemen’e geçen kahve, burada sufilerin zikir sırasında uyanık kalmak için kullandığı bir içecek haline geliyor.

Zaman içinde hacılar, tacirler ve gezginler kanalıyla tüm dünyaya yayılıyor. Ama asıl yayılım Osmanlı döneminde gerçekleşiyor. 15. yy sonunda Mezopotamya ve Anadolu’da, 16 yy’da Kahire’de, 17. yy’da da Avrupa’da gittikçe yaygınlaşıyor. 17.yy’ın başlarında Venedik’e kahve ilk getirildiğinde önce Hıristiyan din adamlarının itirazıyla karşılaşıyor ve ‘şeytanın acı buluşu’ olarak niteleniyor. Fakat sonra gittikçe yaygınlaşıyor. 1700’lere gelindiğinde Londra’da beş yüz civarında kahve evi açıldığı biliniyor. Bir anlamda insanların buluşma mekânı haline geliyor. Gündelik hayatın kavşağı oluyor. Öyle ki, kahvehanelerin liberalizmin doğuşuna zemin hazırladığı söylenir. Sivillerin örgütlenme yeri olarak toplumun fikir alış verişi yaptığı yerler haline geliyor.

Osmanlı konaklarda, hanelerde ikram ritüelleri oluşuyor. Hatta bir istihdam alanı yaratıyor. İşi sırf kahve yapmak olan kahvecibaşılar alınıyor konaklara ve kahvehanelere.

Kahvenin tarihine dair bilinen en eski el yazması, 1588 tarihli Şeyh Abdülkadir’ e ait bir eser. Burada ‘Kahve avamın altınıdır. Altın gibi, insana kendini zengin ve asil hissettirir’ diyor.

Kahve, tarih boyunca farklı katkılarla çeşitleniyor. Yeni isimler alıyor. Bu çeşitliliğe dair pek çok rivayet mevcut. Sözgelimi Kapuçino (cappucchino), ilk kez Viyana kuşatması sırasında imal ediliyor. Osmanlı ordusundan ele geçirilen ganimetler arasında bulunan kahveyi fazla sert bulan bir rahip, kahveyi bal ve krema ile karıştırıp pişiriyor. Capuchin adı verilen tarikat mensuplarına izafeten de bu yumuşak tatlı içeceğe Cappucchino adı veriliyor.

Yüzyıllar boyunca insanlığın hem damak tadının bir parçası olan, hem de sosyalleşmenin vesilesi olan kahve için şimdi alarm zilleri çalıyor. İklim değişikliği ve küresel ısınma gibi gelişmeler bakalım daha hangi alışkanlıklarımızı etkileyip, değiştirecek? Neyse ki, önümüzde bir kırk yıl daha var, hatır biriktirebileceğimiz...

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı