• $7,3561
  • €8,9358
  • 438.252
  • 1544.65
17 Temmuz 2018 Salı

Kültür ve turizm ayrı düşünülebilir mi?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzun yıllardır biri diğerini gölgede bırakan iki alan olarak telakki edildi. Bu nedenle de ‘kültür’ genelde gölgede kaldı ve hak ettiği yeri bulamadı.

Oysa aralarındaki ilişki olsa olsa birbirinin mütemmim cüzü olabilir. Kültürün ihmal edildiği bir turizm faaliyeti gerçek anlamda amacına ulaşabilir mi?

Turistik seyahatin temel motivasyonu, farklı kültürleri tanımak, farklı yaşam deneyimlerini tecrübe etmektir. Turizm yöneticileri de, turizmi bir ekonomik faaliyet alanı olarak görmenin ötesinde kültürün tanıtılması için araç olarak görürler. Görmeliler. Nitelikli turist tanımı, sadece ülkeye bıraktığı ekonomik katkıdan ibaret değildir. Bir toplumu tanımlayan ayırıcı maddi, manevi, zihinsel ve duygusal bileşenleri doğru okuyabilendir nitelikli turist. Bu nedenle nitelikli bir turizm faaliyeti nitelikli bir kültürel iletişimi ortaya koyabilmekten geçer. Sözgelimi, müzelerin turist çekmesi beklentisi, müzelerin esas amaçlarını yerine getiren kurumlar olarak kurgulanması üzerine inşa edilebilir ancak.

Kültürümüzü en rafine haliyle tanıtması gereken bir müzenin satış mekanında Çin malı ucuz eşyalar satıyor, Türk kahvesini plastik espresso bardağı ile sunuyor, fonda Mozart’a ilham veren musikimizden nağmeler yerine Amerikan pop şarkısı çalıyorsanız kaybeden hem kültür, hem de turizmdir mesela. Böyle bir ortamda ne doğru bir kültürel iletişimden, ne de nitelikli turizm faaliyetinden bahsedebilirsiniz. Müzeleri çağın beklentilerine uygun, davetkar, yaşayan mekanlar haline getirerek gerçekleştirebilirsiniz en doğru turistik faaliyeti. Bazı mekanlar insanda tekrar tekrar gitme arzusu uyandırır. Bu aurayı sağlamaktır yeniden turist kazanabilmenin yolu.

Geçtiğimiz hafta Belçika ve Hollanda’da bazı akademik ve kültürel ziyaretler yaptım. Çok sayıda müze ve kültür mekanı ziyaret ettim. Avrupa’da kendini yenileyen, çağın müzecilik beklentilerini karşılayan önemli kuruluşların yanında zamanın ruhunu yakalayamamış müzelerin de var olduğunu yakından gördüm. Kimi müzelerin, içine kapanık, ziyaretçi çağıran değil, bekleyen demode mekanlar olduğu fikrinin ülkemize has olduğunu düşünmeyelim. Avrupa’da da ‘en eski’, ‘ilk’ etiketlerine rağmen beklentiyi karşılamayan, köhnemiş kültür kurumları da hayli fazla. Kapıdan çıkarken bir daha gelmeyeceğiniz etiketini yapıştırıyorsunuz. Oysa bazıları öyle mi? Sözgelimi Londra’nın meşhur Victoria&Albert Müzesi, her seferinde size yeni zenginlikler sunuyor. Sadece İngiltere’nin değil, dünyanın sanat ve tasarım ajandasını takibe imkan veriyor. Referans merkezi oluyor.

Müzecilik, kültürle turizmi birlikte düşünmemiz gereken konulardan sadece birisi. Bunun gibi nice alt başlık var. Bir keresinde İskoçya’nın başkenti Edinburg’da soğuk bir kış gecesi bir şatoda İskoçya’nın dağ köylerinden gelen masalcıları dinleme imkanı bulmuştum. İçimde İskoçya’ya yeniden gitme arzusunu yaşatan şeydir mesela o an parçası olduğum atmosfer. Bunlar sadece küçük şahsi deneyimler… Bir bütün olarak bakıldığında Türkiye’nin kültür ve turizm politikalarını şekillendirecek nice zenginliği var ülkemizin. Arkeolojiden, edebiyata, müzecilikten dağ ve deniz turizmine… Nitelikli turizm, sadece hizmet sektörüne yatırım yapmakla değil, kültürel dinamiklerin yön vereceği bütüncül, kültürle harmanlanmış turizm faaliyeti ile mümkündür.

Kaldı ki, kültür sadece turizm de demek değildir. Yeni dönemde kültür politikalarının turizmin gölgesinde kalmamasını gerektiren nice mevzu var. Vakti zamanı geldikçe bunlara da değineceğiz inşallah.

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...